MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, dini ve milli bayram ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01.06.1998 tarihinde davalı kurumda bekçi olarak işe başladığını, 2005 yılı Temmuz maaşının 458,00-TL maaş aldığını, sonrasında kurum maaşı ödenmediğini, buna rağmen müvekkilinin sigortasının yatırıldığını, maaş almadan bekçilik görevine devam ettiğini, davalı kurumun 14.05.2007 tarihinde müvekkili hakkında işe giriş bildirgesi vermediğini, işten çıkartıp bekçilik görevine son verildiğini, müvekkilinin bekçilik görevine 14.05.2007 tarihine kadar devam ettiğini, müvekkilinin resmi bekçi olarak 2003 yılından itibaren işten çıkış tarihine kadar yıllık 2 takım resmi elbise, 2004 yılından itibaren yıllık 2 adet ikramiye haklarını alamadığını, müvekkilinin 2005 Ağustos ayından itibaren işten çıkmış olduğu tarih olan 14.05.2007 tarihine kadar aylık maaşını alamadığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve fazla mesai ücreti alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, açılan davada temsil yetkisinin Kaymakamlığı ait olmadığını, temsil yetkisinin Çifçi Malları Koruma Başkanlığında olduğu, Kaymakamlığın temsilci olarak gösterilmesinin yasaya aykırılık teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, Kaymakamlığın tüzel kişiliğinin bulunmadığı, tüzel kişiliği olan Çiftçi Mallarının Koruma Başkanlığına yöneltilmesi gerektiği belirtilerek davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Husumet konusu, HMK'nun 116.maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usulü işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231).
Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s. 288).
6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi; "(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." düzenlemesini içermektedir.
Kaymakamlık ilçelerde devleti temsil etse de hukuken tüzel kişiliği yoktur. Dolayısıyla temsil yetkisinin bulunduğundan da bahsetmek mümkün değildir. Açılacak davalarda husumet kaymakamlıklara değil T.C. İçişleri Bakanlığı’na yöneltilir. Çiftçi Mallarını Koruma Kanunu gereği ilçelerde Çiftçi Mallarının Koruma Başkanlığı kurulur. Başkanlık, atanan başkan tarafından davalarda temsil edilir. Temsilci kaymakam değil başkandır.
Somut uyuşmazlıkta, husumet yöneltilen ...Kaymakamlığının tüzel kişiliği, yani davada taraf ehliyeti yoktur. Bu durumda, yukarıda sözü edilen HMK'nın 124. maddesinin 3. ve 4. fıkraları göz önünde tutulduğunda, eldeki davanın Çiftçi Mallarının Koruma Başkanlığına yöneltmesi yerine ...Kaymakamlığına yöneltmesinin kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklandığı sonucuna varılmaktadır. Davalının muvafakati aranmaksızın HMK'nın 124. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca işlem yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy