MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait olan otelde 24/03/2005 tarihinden 19/04/2011 tarihine kadar çalıştığını, fazla çalışma karşılıklarının ödenmediğini, bu nedenle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, bu süre içerisinde alacaklarının ödenmediğini iddia ederek; kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının çektiği ihtarname ile iş aktini kendinin feshettiğini, işyerinde herhangi bir şekilde fazla mesai uygulaması bulunmadığını, imzasını taşıyan puantaj ve perkotek kayıtlarının mevcut olduğunu, davacıya hafta tatili kullandırıldığını, davacıya nadir de olsa yapmış olduğu genel ve resmi tatil çalışmaları karşılığının ödendiğini, hiçbir alacağının bulunmaması nedeniyle davacı tarafından feshin haksız şekilde gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak; fazla mesai yapıldığının ispatının davacıya ait olduğu, davalı tarafın davacının imzasının bulunduğu giriş-çıkış kayıtlarının sunduğu bu kayıtların incelenmesinden haftanın 6 günü normal vardiya saatlerinde çalıştığının anlaşıldığı, davacının imzasını da taşıyan yazılı belge karşısında tanık beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığı, her ne kadar davacı tarafından birtakım belgeler ibraz edilmiş ise de bu belgelerin incelenmesinden sadece çalışan vardiyaların ve izinli günlerin gösterildiği, çalışılan saatlere ilişkin herhangi bir bilginin yer almadığı ve çoğunun da imzasız olduğunun görüldüğü, ayrıca davacının ücret bordrolarında zamlı genel tatil tahakkuklarının yapıldığının da anlaşıldığı, bu toplanan delillerden davacının hak etmiş olduğu ve ödenmeyen herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma karşılıklarının ödenip ödenmediği ve buna bağlı olarak yapılan feshin haklı nedenle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin II. bendinin e fıkrası uyarınca işçinin ücretlerinin zamanında ödenmemesi, işçiye haklı fesih hakkı verir. İşçiye yaptığı fazla mesai ücretinin yasa ve sözleşme gereği zamanında ve tam olarak ödenmesi gerekir.
4857 sayılı İş Kanununun 63 üncü maddesinde çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmiştir. Ancak tarafların anlaşması ile bu normal çalışma süresinin, haftanın çalışılan günlerine günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği ilkesi benimsenmiştir. Yasanın 41 inci maddesine göre fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalar olup, 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
Haftalık iş süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlenmesi mümkündür. Bu halde haftalık çalışma süresini aşan kırkbeş saate kadar olan çalışmalar ise 4857 sayılı Yasanın 41 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılmıştır. Fazla sürelerle çalışma halinde denkleştirmeye gidilip gidilemeyeceği Kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Bununla birlikte denkleştirme esasının kabul edildiği 63 üncü maddede “haftalık normal çalışma” süresinden söz edildiğine göre, tarafların kırkbeş saatin altında haftalık çalışma süresi belirlemeleri halinde, denkleştirmenin kararlaştırılan haftalık çalışma süresine göre yapılması gerekecektir.
Günlük çalışma süresinin onbir saatten fazla olamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğinden, tespit edilen fazla sürelerin denkleştirmeye tabi tutulmaması, onbir saati aşan çalışmalar için zamlı ücret ödenmesi gerekir.
Yine işçilerin gece çalışmaları Yasanın 69 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca günde yedibuçuk saati geçemez. Yasada belirtilen bu süre günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın bir sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa dahi, günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararı bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K).
Dosya içeriğindeki vardiya çalışma çizelgelerinden; davacının genel olarak gece vardiyasında çalıştığı, bazı giriş çıkış saatlerinin vardiya başlangıç ve bitiş saatlerinden daha önce ve sonra olduğu, buna göre 1 saatlik ara dinlenmesini düşüldüğünde gece çalışmaları nedeni ile günlük 7,5 saati aşan fazla çalışmasının bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda denetimi mümkün kılan bir hesap tablosuna rastlanılmamıştır.
Bu nedenle Mahkemece yapılacak iş, hesaplamaya esas alınan vardiya çizelgeleri ve saatlerinin detaylı gösterildiği bir hesap raporu alınıp davacının gece çalışmaları nedeni ile günlük 7,5 saati aşan süreler için fazla çalışma ücreti belirlenmeli ve buna bağlı olarak kıdem tazminatı talebi değerlendirilmelidir.
Eksik inceleme ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy