MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı ile ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde Mart 1997 ayında kapıcı ve genel hizmetli olarak çalışmaya başladığını, çalışmasının 25/09/2013 tarihine kadar kesintisiz olarak sürdürdüğünü, yaz aylarında hafta sonları da dahil günde 12 saatin üzerinde çalıştığını ancak bu fazla çalışmalarının ücretini alamadığını, yıllık izinlerinin 15 gün olarak kullandırıldığını ancak son iki senede yıllık izin hiç kullandırılmadığını, genel tatil, milli bayram ve dini bayramların ilk günü hariç tüm bayram boyunca çalıştığını ancak bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ibraz edilmemiş ancak 19.03.2014 tarihli beyan dilekçesi ile davacı tanıklarının iki haftalık yasal süreden sonra bildirildiğini savunarak tanıkların dinlenmesine muvafakat etmediklerini bildirmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Taraf bu hak kapsamında açıklama ve ispat hakkını kullanır ve ispat için delillerini bildirir. Bildirilen delillerin de kural olarak toplaması gerekir.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK.'un 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.
Dosya içeriğine göre, Mahkemece 05.02.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekiline tanıklarını bildirmesi için iki hafta süre verilmiş ve tanık listesi davacı vekili tarafından 13.03.2014 tarihinde dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkemece 27.05.2014 tarihli duruşmada, davacı tarafın iki haftalık yasal süre geçtikten sonra tanık listesi sunduğu ve davalı vekili tarafından süresinde bildirilmeyen tanıkların dinlenmesine muvafakat edilmediği gerekçesiyle hazır olan davacı tanıklarının dinlenmesinden vazgeçilmiştir. Mahkemece, davacı vekiline 05.02.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında tanıklarını bildirmesi için verilen iki haftalık sürenin kesin nitelikte olduğu belirtilmediği gibi kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçlar da açıkça anlatılmamıştır. Bu suretle, davacının tanık dinletme talebinin usul ve yasaya aykırı olarak reddine karar verilerek sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 24/04/2017 tarihinde oybirliği ile kabul edildi.