MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı hastanede uzman cerrah olarak çalıştığını, iş akdinin dava dilekçesinin ekinde sundukları belgeden de anlaşılacağı üzere 30 Ekim 2013 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin prim hak edişlerinin ödenmemesi üzerine Bursa 4. İcra Müdürlüğünün 2013/10892 Esas sayılı ilamsız dosyası ile takibe geçildiğini ve borçlunun süresi içinde itirazı ile takibin durduğunu, davalı tarafın itirazında muaccel bir alacak olmadığının belirtildiğini ancak icra dosyasında mevcut ekstrelerden anlaşılacağı üzere performans ve yaptığı operasyonlardan kaynaklanan hak edişlerinin bulunduğunu ileri sürerek ve icra takibinden sonra ödenen tutarın mahsup edilerek kalan 107.000,00 TL için itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, görev itirazında bulunduklarını, davacı tarafın iddia ettiği hak edişin miktarına dayanak teşkil eden delillerini İİK.m.61 gereği taraflarına tebliğ veya dava dosyasına ibraz etmediğinden hak ve alacak talebinde bulunamayacağını, icra takip tarihi itibariyle davacı tarafın hak ediş alacağı bulunmadığını, davacı taraf ile müvekkili davalı şirket arasında akdedilen ve 25.04.2014 tarihine kadar geçerli olan sözleşme gereği davacı tarafın ancak üç ay önceden fesih ihbarda bulunmak suretiyle sözleşmeyi fesih edebileceğini, müvekkili davalı şirketin sözleşme gereği cezai şart alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 90.099,64 TL alacak için takip ve dava tarihlerinden sonra ödenmiş bulunduğundan itirazın iptali ile takibin devamına, yapılan ödemelerin icra dosyasında gözönünde bulundurulmasına, 90.099,64 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davalı tarafın icra inkar tazminat talebi ile cezai şart istemine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi gerekmektedir.
Aynı yasanın 298 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir.
Belirtmek gerekir ki, hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun (hüküm fıkrasının) çelişmesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 kararı gereğince başlı başına bir bozma nedenidir.
Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemece tefhim edilen kısa kararda;
“90.864,26 TL alacak için takip ve dava tarihlerinden sonra ödenmiş bulunduğundan dava bu miktar için konusuz kalmakla karar verilmesine yer olmadığına,
Bakiye alacak taleplerine ilişkin olmak üzere açılan itirazın iptali talebinin reddine,
Kabul edilen ve ödenen asıl alacak olan 90.864,26 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Davalı tarafın icra inkar tazminat talebi ve cezai şart istemine ilişkin taleplerinin şartlar oluşmadığından ve yerinde bulunmadığından reddine” şeklinde karar verildiği ancak gerekçeli kararın hüküm fıkrasında;
“90.099,64 TL alacak için takip ve dava tarihlerinden sonra ödenmiş bulunduğundan itirazın iptali ile takibin devamına, yapılan ödemelerin icra dosyasında gözönünde bulundurulmasına,
90.099,64 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Davalı tarafın icra inkar tazminat talebi ve cezai şart istemine ilişkin taleplerinin şartlar oluşmadığından ve yerinde bulunmadığından reddine” şeklinde hüküm kurularak gerek miktar gerekse davanın esasına ilişkin olarak farklı karar verildiği ve bu suretle tefhim edilen hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun (hüküm fıkrası) çelişkili olduğu anlaşılmakla, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy