MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı ... tarafındaki işletilen hastanede ameliyat biriminde ameliyat hemşiresi olarak çalışmaya başladığını, aynı hastanenin diğer davalı şirkete devredildiğini, 31.01.2011 tarihinden beri bu hastanede çalışmalarını devam ettirdiğini, 4857 Sayılı îş Kanunu'nun 24/I-a, II-e-f benleri uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenlerle sona erdirdiğini, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, milli bayram ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar , zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiğini, fazla mesai iddiasının doğru olmadığını, milli bayramlarda çalışılmadığını çalışma olduğunda karşılığında izin verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı dava dilekçesinde birden fazla davalı göstererek talepte bulunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı ve fazla mesai ücretinin "davalıdan" alınarak davacıya verilmesi şeklinde hüküm oluşturmuştur.
Öncelikle davada birden fazla davalı olduğu halde hangi davalının hüküm altına alınan hak ve alacaklardan sorumlu olduğunu açıklamadan "davalıdan" denilerek hüküm kurulması 6100 Sayılı HMK'nun 297/2 maddesine aykırı olup hatalıdır.
Ayrıca mahkemenin karar gerekçesinde davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği (asıl-alt işveren ilişkisi, işyeri devri, hizmet akdinin nakli, birleşme vb.) hakkında hiçbir gerekçe oluşturulmadan hüküm kurulması hatalıdır.
Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğu kararda belirtilmemesi infazda tereddüt yaratacak nitelikte olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 06.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.