MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili,davacının 10/09/2005 tarihinde davalı işverene bağlı işyerindeki fabrikada bahçe ve mal alım elemanı olarak işe başladığını, davacının çalışmasının aralıksız olarak 10/04/2013 tarihine kadar sürdüğünü, davalı şirketin davacının işine 10/04/2013 tarihinde gerekçesiz bir şekilde son verdiğini, davacının son aylık maaşının 1.400,00 TL olduğunu, davacının çalışmasını belirtilen tarihler arasında aralıksız sürdürdüğünü, bu çalışmaya Cumartesi gününün dahil olduğunu, davacının fazla mesai yaptığını, günlük çalışma saatinin 12-13 saati bulduğunu, bunun dışında resmi tatillerde tüm gün çalıştığını, ulusal bayramlarda çalıştığını, dini bayramlarında 1.ve 2. günü dışında çalıştığı halde herhangi bir ödeme yapılmadığını, izin alacağının hiçbir şekilde ödenmediğini ileri sürerek, ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, genel tatil ücreti alacağı, fazla mesai ücreti alacağı ve ücret alacağının reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Organik bağ ilişkisinde işveren sıfatı olan tüzel kişinin, işçinin iş sözleşmesinden veya iş kanunundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi sözkonusudur. Bu durumda tüzel kişinin bağımsızlığı sınırlanır ve organik bağ içinde olunan kişi ile özdeş kabul edilir.
Bu anlamda; tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar verme(haklarının alınmasını engelleme), tarafta muvazaa(hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme) ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil sözkonusudur. Bu durumların sözkonusu olduğu halde tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır. Organik bağ, şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesi ile bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği düzenlenmiştir. Hasımda yanılma halinde taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya hasımda yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hakim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, Bilirkişi Raporunda, dosya içeriğinde SGK kayıtlarında davacının çalıştığı görülen ... Tur. San. ve Ltd. Şti. ile davalı Şirket arasında organik bağ olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle davacının hizmet süresi 06.01.2011-04.10.2013 tarihleri arasında kabul edilmiş ve alacakları buna göre hesaplanmıştır. Bilirkişi raporundan sonra dinlenen davacı tanığı 2009 yılında işe girdiğini ve 2012 yılı Mayıs ayına kadar çalıştığını, davacı ile davalı Firmada beraber çalıştıklarını beyan etmiştir. Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, adı geçen davalının davacı işçinin işçilik alacaklarından 06.01.2011 tarihi öncesi için sorumlu olmadığı sonucuna varılmış ise de, Mahkemenin bu kabulü yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Davacının iddiası araştırılarak, davalı şirketlerin ticaret sicili kayıtları ve SGK işyeri dosyası getirtilerek, gerekirse işyerinde aralarında hukukçu ve işletme konusunda uzman bilirkişilerin de bulunduğu heyetle keşif yapılarak davalılar arasındakinin ilişkinin tespit edilmesi, bunun sonucunda şirketler arasında organik bağın varlığının ortaya konulması halinde ise, hizmet süresinin belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi hatalıdır.
2-Hükme esas alınan Bilirkişi Raporunda davacı tanığı olarak dinlenen Durmuş Zümber'in davacının çalıştığı 06.01.2011-04.10.2013 yılları arasında davalı işyerinde çalışmasının bulunmadığından itibar edilemeyeceği bu nedenle davacının fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle hesaplama yapılmamış ve Mahkemece bu taleplerin reddine karar verilmiştir. Talimat dosyası ile dinlenen davacı tanığı ...'in beyanlarının Bilirkişi Raporunda değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının çalışma düzeninin belirlenmesi açısından bu tanığın beyanları da dikkate alınarak ve gerekirse yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.