MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 19/05/2006 tarihinden 30/07/2012 tarihine kadar davalı şirket petrol istasyonunda pompa görevlisi olarak çalıştığını, haftanın 7 günü sabah saat 08.00'den akşam 16.00'ya kadar çalıştığını, resmi tatil çalışmalarına ait ücret alacakları ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödenmemesi ve müvekkil hakkında ileriye sürülen asılsız ve mesnetsiz iddialar nedeniyle iş akdinin feshetme zorunluluğunun doğduğunu, müvekkili davacının İş Yasasının 24/II-e maddesi kapsamında iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davasını tam dava şeklinde açması gerekirken kısmi dava olarak açmış olduğunu, öncelikle dava şartı olan hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden ve zamanaşımı bakımından reddinin gerektiğini, davacının 05/06/2006 tarihinden itibaren müvekkili şirkette pompa görevlisi olarak çalışmaya başladığını, ihtirazı kayıtsız olarak davacı tarafından imzalanan ücret bordrolarında ücretin belli olduğunu, şirkette vardiya usulüne göre çalışma yapıldığını, vardiyaların 08.00-16.00, 16.00-24.00 ve 24.00-08.00 şeklinde olduğunu, her vardiyada 1 saat yemek molası ve 2 kez yarım saatlik çay molasının verildiğini, davacının çalışmasına denk gelen resmi-genel tatil ücretlerinin davacı tarafından imzalanan bordrolarda mevcut olduğunu, mesainin 4857 sayılı Yasa doğrultusunda haftalık 45 saat olmak üzere Pazar günü hariç olarak dağıtıldığını, bu sebeple bordrolarda fazla çalışma tahakkukunun olmadığını, nakit olarak satılan akaryakıttan tahsil ettiği parayı işletme muhasebesine teslim etmeyip kendi kredi kartından çekim yaparak satış karşılığı müşterilerden tahsil ettiği parayı alıkoyarak zimmetine geçirdiğinin 17/07/2012 tarihinde muhasebe raporu ile tespit edilmiş olması nedeni ile davacının iş akdinin 4857 sayılı Yasanın 25/II-e maddesine göre derhal feshedildiğini, bu nedenlerle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı feshinin İş Yasası’nın 25/II-e maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, olsa olsa davalı işveren feshinin 18 vd. maddeleri gereği geçerli fesih olarak kabul edilebileceği, bu halde de davalı işverenin kıdem tazminatı ödemesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İş sözleşmesinin kim tarafından, ne şekilde feshedildiği ve feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür.
Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır.
Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez.
Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir.
Fesih bildiriminde “fesih” sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. Bazen fesih işverenin olumsuz bir eylemi şeklinde de ortaya çıkabilir. İşçinin işe alınmaması, otomatik geçiş kartına el konulması buna örnek olarak verilebilir. Dairemizce, işverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi halinde, bunu kabul etmeyen işçi yönünden “işverenin feshi” olarak değerlendirilmektedir.
Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanununun 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi, fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak 4857 sayılı Yasanın 24/II-e maddesi uyarınca 26.07.2012 tarihli ihtarname ile feshettiğini iddia etmiş, bu ihtarname davalı işverene 27.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ise cevabında, davacının nakit olarak akaryakıttan tahsil ettiği parayı muhasebeye teslim etmek yerine kredi kartından çekim yaparak parayı zimmetine geçirmesi nedeniyle aynı Yasanın 25/II-e maddesi uyarınca 30.07.2012 tarihli ihtarname ile iş akdinin feshedildiğini savunmuştur.
Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır.
Dosya kapsamı ve tarafların gönderdiği ihtarnameler incelendiğinde, iş akdinin öncelikle davacı işçi tarafından 26.07.2012 tarihli ihtarname ile 4857 sayılı Yasanın 24/II-e maddesi uyarınca feshedildiği anlaşılmıştır.
4857 sayılı Yasanın 24/II-e maddesine göre, işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi iş sözleşmesini haklı olarak feshetme hakkı kazanır.
Dosya içeriğine göre; davacının fazla mesai ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücretlerine hak kazandığını kanıtlayamadığı anlaşılmış olup, esasen bu husus Mahkemenin de kabulündedir. Bu nedenle haklı fesih dayanaklarını ispatlayamayan davacı işçinin iş akdini fesihte haksız olduğu anlaşıldığından, kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile talebin kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy