MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01/12/2002 tarihinden 01/03/2012 tarihine kadar aralıksız olarak davalı işyerinde çalıştığını, hiçbir gerekçe gösterilmeden 01/03/2012 tarihinde davacının iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkiline ait iş yerinde iddia edildiği gibi aralıksız bir çalışması olmadığını, davacının 01/06/2003 - 22/03/2008 ve 09/02/2011 - 01/03/2012 tarihleri arasında olmak üzere iki farklı dönemde çalıştığını, davacının ailesel problemlerini ileri sürerek istifa ettiğini, iki mevcut döneme ait istifa beyanını ve herhangi bir alacağı olmadığını kendi ıslak imzalı ve yazılı beyanıyla belirttiğini, davacının ikinci döneme ait çalışmasında mesai arkadaşı ... ile kavga ettiğini, bu kavga sebebinin ailesel sıkıntıları olduğunu, bu ailesel sıkıntılar nedeniyle istifa ettiğini, davacının dilekçesinde beyan ettiği tüm hususların gerçeğe aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin kim tarafından, ne şekilde feshedildiği ve feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür.
Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır.
Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez.
Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir.
Fesih bildiriminde “fesih” sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. Bazen fesih işverenin olumsuz bir eylemi şeklinde de ortaya çıkabilir. İşçinin işe alınmaması, otomatik geçiş kartına el konulması buna örnek olarak verilebilir. Dairemizce, işverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi halinde, bunu kabul etmeyen işçi yönünden “işverenin feshi” olarak değerlendirilmektedir.
Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanununun 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır.
Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriği ve özellikle davacı tanığı ...’un anlatımlarına göre davacı iş akdini işyerinde aleyhine olan çalışma şartlarından bahsederek ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle feshetmiştir. Mahkemece kıdem tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Ancak iş akdini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmadığından davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile talebin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Dava dilekçesinde davacının fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücretleri için ayrıştırma yapmaksızın 100,00 TL istediği, ıslah dilekçesinde de yine bir ayrıştırma yapmadan söz konusu taleplerini 12.072,94 TL artırarak toplamda 12.172,94 TL alacak talep ettiği görülmüştür.
Mahkemece; öncelikle fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacak kalemlerinin hesaplama yöntemlerinin farklı olduğu gözetilerek bu alacaklar açısından dava dilekçesindeki 100 TL’lik talep ile ıslah ile artırılan miktar olan 12.072,94 TL’yi ayrıştırması için davacı vekiline süre verilmeli, ardından çıkacak sonuca göre belirtilen alacak miktarları tespit edilerek söz konusu alacaklar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır. Yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
4-Mahkemece, davacının ulusal bayram genel tatil ücreti taleplerini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. maddesine göre her çalışılan gün karşılığı 1 yevmiye yerine 1,5 yevmiye üzerinden hesaplayan hatalı bilirkişi raporuna itibarla ulusal bayram genel tatil ücretlerinin hak edilenden daha fazla olarak hüküm altına alınması hatalıdır.
5-Mahkemece karar gerekçesinde, takdiri delil niteliğindeki tanık beyanlarıyla kanıtlanan hafta tatili ücretinden karineye dayalı makul indirim (takdiri indirim) yapıldığı açıklanmakla birlikte aynı tanık beyanlarıyla kanıtlanan fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücretleri yönünden ise bir indirim yapılmadığı açıklanmıştır. Bu uygulama talep konusu alacaklar yönünden hem çelişkili hem de Dairemizin yerleşik içtihatlarına aykırıdır.
Bu nedenle, davacının talep ettiği fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinden makul oranda bir indirim yapılarak yukarıda açıklandığı gibi her alacak kalemi için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir.
6-Kabule göre de; davacının fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti taleplerinin ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekirken, tamamı fazla mesai ücreti olarak hüküm altına alınan alacaklarda kabul edilen 7.575,75 TL’ye nasıl ulaşıldığı karar gerekçesinde açıklanmamıştır. Mahkemece denetime elverişli şekilde hüküm kurulmaması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.