MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve prim ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait otelde 07/05/2008-30/04/2012 tarihleri arasında çeşitli görevlerde çalıştığını, en son operasyon müdürü olarak 3.255,00-TL net maaş aldığını, müvekkilinin iş akdinin davalı tarafından, şirketin e-posta hesabına gelen posta ekinde son derece uygunsuz ve gayri ahlaki bir vaziyette çekilmiş resminin yer aldığı gerekçesi belirtilerek feshedildiğini ancak müvekkilinin bu resimlerin varlığından bile bihaber olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin iş akdine işyerindeki konumu nedeniyle zarar vermek isteyenlerce hazırlanmış bir komploya maruz kaldığını, davalı şirketin bu resimlerle ilgili müvekkilinin hiçbir savunmasını almadan, resimlerin gerçekliğini araştırmadan ve önceden haber vermeden iş akdini feshettiğini, uygunsuz bu resimle ilgili sorumlular hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın devam ettiğini beyanla iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini ancak tazminat ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile prim, fazla çalışma ve yıllık izin alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının son derece uygunsuz ve gayri ahlaki çekilmiş bir resminin şirketin e-posta adresine gönderildiğini, bunun kabul edilebilir bir durum olmadığını ve bu durum nedeniyle şirketin zarar görme, imajının zedelenmesi gibi sebeplerle iş akdinin 4857 Sayılı Kanunu’nun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin haksız olduğunu, işyerinde herhangi bir prim uygulamasının olmadığını, davacının iddia ettiği işçilik alacaklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak ve kim tarafından paylaşıldığı ve nasıl temin edildiği belli olmayan ve davacının özel hayatının gizliliğini ihlal edici nitelikteki fotoğraflar gerekçe gösterilerek akdin haklı nedenle feshinin mümkün olmadığı, bu hususun ancak geçerli neden olabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı işyerinde haftada 6 gün süreyle fazla mesai yaparak çalıştığını ileri sürüp alacak talep etmiş, davalı ise davacı iddialarının doğru olmadığını savunmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tek tanığının beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Söz konusu alacakların varlığını ispatlama yükü davacı da olup davacı delil olarak tanık beyanlarına dayanmıştır.
Beyanı fazla mesai hesabında esas alınan davacı tanığı Selim’in davacının tüm çalışma dönemini kapsar şekilde davalı işyerinde çalışması bulunmadığı halde beyanının davacının tüm çalışması süresi için esas alınması doğru değildir. Bundan başka, davacı ile davalı tanıklarının beyanları arasındaki çelişkiler mevcut olduğu halde giderilmemiş, yine davacı, davalı işyerinde bir dönem gece müdürü, bir dönemde operasyon müdürü olarak çalışmış olup aynı zamanda işyerinde yatılı olarak kaldığı, uyuma ve diğer günlük ihtiyaçlarını da işyerinde karşıladığı anlaşılmaktadır ancak günlük çalışmasının kaç saatini mesaiye hasrettiği tanıklara sorulup somut olarak belirlenmemiştir. O halde yapılacak iş, dinlenen tanıklar tekrar dinlenmeli, davacının gece müdürü ve operasyon müdürü olarak görev yaptığı dönemlerdeki mesaisi ayrı ayrı sorularak yeterli şekilde beyanları alınmalı, önceki beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeli ve davalı işyerinde yatılı olarak kalan davacının günlük çalışmasının kaç saatini mesaiye hasrettiği somut olarak belirlenerek sonuca gidilmelidir.
Diğer taraftan; davacı vekili, kısmi davadaki talebini 13/10/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile artırmıştır. Davalı vekili tarafından da, süresinde ıslah zamanaşımı definde bulunmuştur. Bu nedenle, fazla mesai alacağı yönünden ıslah dilekçesine karşı yapılan zamanaşımı savunması değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken davalının ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasının dikkate alınmaması da hatalıdır.
Bunlardan başka, yine fazla mesai ücretinin brütten nete çevirme sırasında sadece gelir vergisi ile damga vergisi kesintisi yapıldığı, %14 oranında SGK işçi payı ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca % 1 oranında işsizlik sigortası primi kesintilerinin yapılmadığı anlaşılmıştır. Brütün nete çevrilmesi sırasında SGK ve işsizlik sigortası primi kesintileri yapılmayarak, işveren aleyhine fazla miktarda alacağın hüküm altına alınması isabetsizdir.
3- Taraflar arasında davacının bakiye yıllık izin alacağı bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık vardır.
4857 sayılı Kanunun 53’üncü maddesi hükmüne göre işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.
İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;
a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,
b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,
c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden, az olamaz.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, davacının, davalı işyerinde 3 yıl, 11 ay, 24 gün süre ile çalıştığı ve bu süreye göre 4. yıldaki çalışmada 11 ayı aştığından 4. yıl için de 14 günlük yıllık izne hak kazandığı kabulü ile bakiye 14 gün için yıllık izin ücretine hükmedilmiştir. Ancak bu gerekçenin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Buna göre, mahkemece davacının üç yıllık çalışması için hakkettiği 42 günlük ücretli izni kullandığı, dördüncü yılı doldurmadığı için de bu yıl için izne hak kazanmadığı gözetilerek, davacının yıllık ücretli izin alacağı talebinin reddi yerine yasal olmayan gerekçeyle kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy