MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde kendisine tahsis edilen araçla ..., ..., ..., ... ve ... il ve ilçelerine dağıtım işinde 27.02.2010 tarihinde dağıtım ve pazarlamacı olarak çalışmaya başladığını, önce 29.10.2007 tarihinde ... 'da işe başladığını, davalı şirketin ...'yı devralması ile çalışmasını sürdürdüğünü, 12.02.2014 tarihinde iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın usulden reddi gerektiğini; davacının 16.04.2010 tarihinde ... Ltd. Şti. (...) bünyesinde çalışmaya başladığını; 28.07.2012 tarihinde bütün hakları ile birlikte müvekkili şirkette çalışması için teklif yapıldığını, davacının kabul ederek 01.08.2012 tarihinden itibaren şirket çalışanı olduğunu, davacının 16.04.2010 tarihinden iş akdinin sona erme tarihine kadar müvekkili şirket nezdinde çalıştığının kabul edildiğini, 12.02.2014 tarihinde istifa dilekçesi vererek işten ayrıldığını, müvekkili şirketi ibra ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; ... kayıtları,toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacının önce 29/10/2007 tarihinde ... 'da işe başladığını, davalı şirketin ... 'yı devralması ile 27/02/2010 tarihinden itibaren davalı davalı şirkette çalışmasını sürdürdüğünü, 12/02/2014 tarihinde iş akdinin davalı işveren tarafından feshedildiğini,yasal haklarının ödenmediğini, maaşını aldığı banka şubesine 4.000,00 TL yatırıldığını, ancak bu ödemenin hangi yasal hakkı için ödendiğinin belirtilmediğini iddia ettiği, davalı vekilinin savunmasında; davacının 16/04/2010 tarihinde...ŞTi. 'de çalışmaya başladığını, 28/07/2012 tarihinde bütün hakları ile davalı şirkette çalışması için teklif yapıldığını ve 01/08/2012 tarihinden itibaren şirket çalışanı olduğunu, davacının 12/02/2014 tarihli istifa mektubu ile kendi isteği ile baskı altında kalmadan işten ayrılmak istediğini, kıdem tazminatı olarak iyiniyetle 26/02/2014 tarihinde ödeme yapıldığını, davacının tüm alacakları sebebiyle ihtirazi kayıt belirtmeden davalı şirketi ibra ettiğini beyan ettiği, dinlenen davacı tanıkarı ... ve ... 'un davacının işten ayrılması konusunda bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri, 12/02/2014 tarihli dilekçede davacı; "...özel nedenlerden dolayı hiç bir baskı altında kalmadan kendi isteğiyle 12/02/2014 tarihinde işten ayrımak istediğini,..." bildirdiği, dilekçe altında davacının adı ve imzasının yer aldığı, davalı vekilinin; davacıya iyiniyetle 4.000,00 TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını beyan ettiği ve bu kıdem tazminatı ödemesinin ... 'a ait 26/02/2014 tarihli dekont ile sabit olduğu, davacı asil 24/04/2015 tarihli celsedeki beyanında; "...12/02/2014 tarihli istifa dilekçesindeki yazı ve imzaların kendisine ait olduğunu, işverenin kendisini ... 'a göndermek istediğini, kendisi kabul etmeyince istifa dilekçesi vermesi halinde kıdem tazminatını ödeyeceğini söylediğini, kendi isteği ve özel işleri nedeniyle işten ayrılmadığını beyan ettiği, bilirkişi raporu, istifa dilekçesi ve diğer tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; akdin feshi konusunda ispat yükü üzerine düşen davalı işverence akdin davacı tarafından istifa etmek suretiyle sona erdirildiği ileri sürülmüş ise de; kendi isteği ile istifa eden bir işçiye işveren tarafından kıdem tazminatı ödenmesi istifa dilekçesi ile çelişki yaratmış olup, bu çelişkili durum işçi lehine yorumlanarak yerleşik Yargıtay içtihatları da dikkate alınarak; iş akdinin davalı işveren tarafından davacı işçiye kıdem-ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erdirildiği anlaşılmakla; davacıya kıdem-ihbar tazminatının kabulüne somut olayda; ibraname tarihinin 12/02/2014 tarihi olması ve bahse konu ibranamenin yasanın aradığı nitelikte olmaması sebebiyle yerleşik Yargıtay içtihatları ve dosyamız içine alınan bilirkişi raporları da dikkate alınarak;ibranamenin geçersiz olduğu,davacının 2013/Aralık ayı ücreti yönünden dosyamız değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde 1.000,00 TL 2013/Aralık ayı ücretinin ödenmesini talep ettiği, dosya içerisindeki ücret pusulalarından davacıya 1.456,47 TL net ücret tahakkuk ettirildiği, yine dosya içindeki ... maaş hesap dökümüne göre davacıya 01/01/2014 tarihinde 849,08 TL ve 08/01/2014 tarihinde 607,49 TL olmak üzere toplam 1,456,57 TL ücret ödendiği, buna göre davacıya 2013/Aralık ayı ücretinin ödeme yapıldığından bu talebin reddine,davacıya 12/02/2013-12/02/2014 tarihleri arasında 4.414,79 TL fazla mesai ücreti hesaplandığı, ancak davalı tarafça bu tarih aralığında davacıya 6.662,52 TL prim ödemesi yapıldığı ve ödenen prim tutarının hesaplanan fazla mesai ücretinden fazla olduğu anlaşılmış ve yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alınarak; davacının fazla mesai ücret alacağının reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosyadaki bilgi ve belgelerden kıdem tazminatı hesaplanırken ödenen net 4000 TL’nin mahsup edilmemesi hatalıdır.
3-Somut uyuşmazlıkta davacı fazla çalışma yaptığını iddia etmiştir.
Mahkemece “prim ödemesi fazla mesaiyi karşıladığı için hesaplama yapıldığı belirtilen” bilirkişi raporuna itibarla fazla mesai talebi reddedilmiştir.
Dairemizin ilke kararında özetle; parça başına veya yapılan iş tutarına göre ücret ödenen işlerde, fazla çalışma süresince işçinin ürettiği parça veya iş tutarının hesaplanmasında zorluk çekilmeyen hallerde, her bir fazla saat içinde yapılan parçayı veya iş tutarını karşılayan ücret esas alınarak fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma ücreti hesaplanır. Bu usulün uygulanmasında zorluk çekilen durumlarda, parça başına veya yapılan iş tutarına ait ödeme döneminde meydana getirilen parça veya iş tutarları, o dönem içinde çalışılmış olan normal ve fazla çalışma saatleri sayısına bölünerek bir saate düşen parça veya iş tutarı bulunur. Bu şekilde bulunan bir saatlik parça veya iş tutarına düşecek bir saatlik normal ücretin yüzde elli fazlası fazla çalışma ücreti, yüzde yirmibeş fazlası ise fazla sürelerle çalışma ücretidir. İşçinin parça başı ücreti içinde zamsız kısmı ödenmiş olmakla, fazla çalışma ücreti sadece yüzde elli zam miktarına göre belirlenmelidir.
Mahkemece tanıklar davacının fazla mesai yapıp yapmadığı açısından sorgulanmış ise de;tanıklar kendi çalışma şeklini anlatmış,davacının kendi gittikleri bayileri dolaştığını, anlaşma yaptıklarını söylemişlerdir. Tanıklar beyanlarında davacının nasıl çalıştığına ilişkin açıklama yapmamışlardır. Mahkemece davacının çalışma şekline ilişkin soru sorulmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş,tüm tanıklar yeniden celp edilerek davacının çalışma şekli açıklattırılıp,Bölge Temsilcileri olarak nereleri denetlediği,her gün sabah iş yerine gelip iş yerine dönüp dönmediği, iş yerine geliş ve akşam dönüş saatinin ve ara dinlenmenin haftalık çalışma gün sayısının davacı açısından net bir şekilde sorulup, fazla mesai yapıp yapmadığı değerlendirilerek sonuca gitmektir. Davacıya özgü bilgiler araştırılmadan fazla mesainin hesabı hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.05.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy