MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 04/04/2008 tarihinde ... Baş Müdürlüğü’ne taşeron olarak hizmet sağlayan firmada dağıtıcı olarak çalışmaya başladığını, en son aylık 970,00 TL. net ücret aldığını, işyeri ile ilgisi olmayan bir olaydan dolayı hakkında verilen kesinleşmiş mahkeme kararı nedeniyle Aralık 2013 ayında cezaevine girdiğini, cezaevine girmesi nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, çalıştığı süre boyunca sadece 5 gün yıllık izin kullandığını, bunun dışında yıllık izin kullandırılmadığını iddia ederek, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 3 gün mazeretsiz ve izinsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle iş akdinin 07/12/2012 tarihinde feshedildiğini, davacı ile aralarında herhangi bir akdi ilişkinin olmadığını, sadece ihale makamı olduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, işçilerin sevk ve idaresinin kontrol ve denetiminin işi yapan ve aralarında hizmet akdi bulunan firmalara ait olduğunu, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davacı, işyeri ile ilgisi olmayan bir olaydan dolayı hakkında verilen kesinleşmiş mahkeme kararı nedeniyle Aralık 2013 ayında cezaevine girdiğini, cezaevine girmesi nedeniyle iş akdinin feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise 3 gün mazeretsiz ve izinsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle davacının iş akdinin 07/12/2012 tarihinde feshedildiğini savunmuştur.
... Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan verilen cevapta davacı ...'un ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/4 Esas, 2006/44 Karar sayılı ilamından dolayı 02/12/2013 tarihinde kuruma alındığı ve 05/02/2014 tarihinde şartla tahliye edildiği bildirilmiştir. Davacının devamsızlık yaptığı belirtilen tarihte cezaevinde bulunduğu sabittir.
Suç işleyen işçinin iş akdinin haklı feshinin gerçekleşmesi için suçun işyerinde işlenmiş olması şarttır. Davacının mahkûmiyetine ve dolayısıyla akdin feshine neden olan suç işyeri ile ilgili değilse, iş sözleşmesi davacının şahsına bağlı mahkûmiyet nedeni ile devamsızlıktan feshedilmiş sayılacağından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/3. maddesi uyarınca davalının iş akdini haklı nedenle fesih hakkı bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının işlediği suç işyeri ile ilgili olmadığı için bu husus işveren için zorlayıcı sebep sayılmamakta, bu nedenle davacı kıdem tazminatına hak kazanmaktadır.
Her ne kadar mahkemenin gerekçesi yerinde ise de gerekçe kısmında atıf yapılan 1475 sayılı Kanunun 17. maddesi yürürlükten kalktığı, anılan yasanın sadece 14. maddesine atıf yapılabildiği için, 4857 sayılı Yasanın 24. ve 25. maddelerinin nazara alınması gerekirken, yürürlükten kalkan yasa maddesinin feshe dayanak gösterilmesi hatalı olmuştur.
2- Davalı vekiline ıslah dilekçesi 15/05/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. HMK’nin 281. Maddesine yapılan yollama ile, davalı vekilinin ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde beyanda bulunma hakkının gözden kaçırılmaması gerekirken, bu süre dolmadan son celsenin 20/05/2015 tarihinde yapılıp karar verilmesi, mahkeme ara kararına ve HMK 150. ve devamı maddelerine aykırı olup, savunma ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayan bu usuli bir eksiklik, savunma hakkının ihlali niteliğinde olup kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.04.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi tarafından açılan tazminat ve alacak davasında verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine “Davalı vekiline ıslah dilekçesinin15.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 6100 sayılı HMK.’un 281. maddesi uyarınca iki haftalık süre içinde ıslaha karşı beyanda bulunma hakkının bulunduğu, ancak mahkemece 20.05.2015 tarihli celsede karar verilerek usule aykırı davranıldığı savunma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği” gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK.’un 370. maddesi uyarınca “Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz”. Aynı kanunun basit yargılama usulü ile ilgili 321/1 maddesi gereğince ise “Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez”. Bu kurallar usul ekonomisi ilkesi(Mad. 30) ile ilgili düzenlemelerdir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı vekiline son celseden önce ıslah dilekçesi 15.05.2015 tarihinde diyeceklerini bildirmesi için duruşma günü ile birlikte tebliğ edilmiştir. Davalı vekili, duruşma gününden haberdardır. Duruşma günü gelmediği ve mazeret bildirmediği gibi ıslaha karşı cevap süresinin dolmadığını ileri sürmemiştir.
Basit yargılama usulü nedeni ile tahkikat tamamlandığında, yargılama da hazır olanların son beyanları alınır. Davalı vekili hazır değildir. Tahkikat tamamlandığına ve duruşma günü mazeretsiz gelinmediğine göre karar verilmesinin sonuca etkisi yoktur. Kararda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi yerine yürürlükten kaldırılan 1475 sayılı Kanunun 17. maddesinden söz edilmesi sonuca da etkili olmayıp esas yönünden kanuna uygundur. Anılan yukardaki usul hükümleri uyarınca onanması gerekirken, bozulması isabetli olmadığından çoğunluk görüşüne katılınmamıştır. 26.04.2018
Full & Egal Universal Law Academy