MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının Cumartesileri dahil hafta içi her gün 08:00-19:00 saatleri arasında çalıştığını, haftada 2-3 gün gece 22:00'a dek gece nöbeti tuttuğunu, dini bayramların 2 günü hariç tüm ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, işyerinde yapılan iş gereği gece 22:00'a dek çalışma olamayacağını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, dosya kapsamı itibariyle davacının davalı işverene ait işyerinde haftalık 12,50 saat mesai yaptığı, bu hususun dosyadaki tanık anlatımlarından sabit olduğu, ödeme hususunun ise davalı tarafça ispat edilemediği, bu yönden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, yine davacının dosya kapsamı itibariyle ulusal bayram genel tatillerde çalıştığı, ödeme yapıldığı hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, bu yönüyle de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, yargıtay uygulaması dikkate alınarak davacının çalışma süresi ve ispat külfeti de dikkate alınarak fazla mesai ücretinde % 35 oranında, ulusal bayram genel tatil ücretinde ise % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı anlaşılmış, yasa ve uygulama da dikkate alınarak hakkaniyet indirimi oranının mahkememizce yapılması nedeniyle tarafların lehine yada aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, bu yönden davacı aleyhine davalı lehine ücrete hükmedilemeyeceği tüm dosya kapsamında anlaşılmış, yerinde görülmeyen itirazlara itibar edilmediği, 6100 sayılı HMK'nın 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu yasanın 107. Maddesi'nde belirsiz alacak ve tespit davası başlığıyla düzenleme yapıldığı, 1. maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği", 2. Fıkrada ise "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağı miktarın veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu talebini arttırabilir." şeklinde düzenlendiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 16/12/2013 tarih, 2013/12281 esas, 2013/22316 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere belirsiz alacak davasının öncelikle bir tür eda davası olduğu, eda davasından farkının ise talep sonucunda istenilen alacağın dava açıldığı anda tam olarak belirlenmemesi olduğu, belirsiz alacak davasında davanın belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmesi gerektiği, belirsiz alacak davası açıldığında alacak yargılama aşamasında belirli hale geldiğinde ıslah dilekçesi ile miktarın arttırılmasına gerek olmadığı gibi böyle bir durumda zamanaşımı itirazı da savunmanın genişletilmesi yasağına takılacağı, oysa belirsiz alacak davası belirtilmeden açılan kısmi davada yargılama sırasında miktarın ıslah ile arttırılması durumunda davalının ıslah zamanaşımı savunmanın genişletilmesi yasağına takılmayacağının açıkça belli olduğu, hangi davaların belirsiz alacak davası olacağının bu doktrinde tartışıldığı, öğretide kabul gören ve Yargıtay'ın da ağırlıklı görüşüne göre davacının talep sonucunu belirleyebilmesi için gereken bilgilerin 3. Kişi veya davalının bünyesinde olması nedeniyle davanın tarafları ve mahkeme tarafından davanın başlangıcında hesap edilemiyorsa bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, bu kapsamda mevcut dava dosyasındaki işçilik alacaklarının da HMK 109/2. madde anlamında talep konusunun, miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı, bunun uygulanabilmesi için 6100 sayılı HMK yasasının yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda uygulanabileceği, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi ve ıslah edilen miktarlar yönünden de zamanaşımının dava açılması ile kesildiği gözetilmesi halinde ıslaha karşı yapılan zamanaşımı itirazının dikkate alınmaması gerektiği ve buına göre işlem yapılması belirtilmiş olmakla; mevcut dava dosyasının belirsiz alacak davası olarak açıldığı, bu nedenle hükmedilen alacaklara dava tarihinden itibaren faiz uygulandığı, yine zamanaşımı başlangıcının dava tarihi esas alınarak hesaplandığı, yargılama sırasında yapılan işlemin ıslah olarak değil, bedel artırım dilekçesi olarak değerlendirildiği, arttırılan kısımlar yönünden de zamanaşımı süresinin yeniden başlamış olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, ulusal bayram genel tatil ücreti ve fazla mesai ücreti bakımından davacı tanıkları 2012 yılını bilmemektedir. 2012 yılı bu alacak kalemleri bakımından davalı tanıklarının beyanlarına göre değerlendirilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy