MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar avukatları vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava özetle;müvekkilinin davalı işveren emrinde 27/04/2011 - 18/04/2013 tarihleri arasında kepçe operatörü olarak çalıştığını, davacının son net ücretinin 1.800,00 TL olduğunu ve günlük 6-7 TL yemek ücreti verildiğini, ücretine zam yapılması talebinde bulunduğunu, işverenin zam yapmayacağını söyleyip müvekkilini işten çıkardığını, akdin davalı işverenlikçe fesih edildiğini, ... 6. Noterliği'nin 22/04/2013 tarih ... yev.nolu ihtarnamesi ile işçilik alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, 08:00-18:30 arası çalıştığını ayrıca haftada 3-4 gün akşam 20:30 kadar çalışması olduğunu, haftada 7 gün çalıştığını ve ayda 1 kez hafta tatili kullandığını, resmi ve dini bayramlarda çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, çalışma karşılıklarının ödenmediğini, izin ücreti ödemesi yapılmadığını, işveren tarafından asgari geçim indirimi tutarlarının ödenmediğini, son 21 günlük ücretinin ödenmediğini ileri sürerek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genl tatil ücreti, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirim alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının işten çıkarılmadığını, ücretine zam yapılmadığı gerekçesi ile 18/04/2013 tarihinde davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, taraflar arasında ücret zammı konusunda her hangi bir sözleşme olmadığını, davacının işi haklı nedenle fesih ettiği konusundaki iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını, en son net ücretinin 1.205,00 TL olduğunu, yemek ücreti ödemesi yapılmadığını, fazla mesai ve diğer adlar altında davacının ücret alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; ... kayıtları,toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacıya ait sigorta hizmet cetveli çerçevesinde davacının 03/05/2011 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığı bu çalışmasını çıkış yapılan 23/04/2013 tarihine kadar sürdürdüğü, iş yerinde davacı tarafından imzalı ... işe giriş bildirgeleri, hizmet cetveli ve aylık bildirgelere göre davalı iş yerinde 03/05/2011-23/04/2013 tarihleri arasında toplam 1 yıl 11 ay 10 gün süre ile çalıştığı, davacı ihtarnamede hem işten çıkartıldığını hemde iş akdini kendisinin feshettiğini söylese de,iş yerinde muhasebe müdürü olarak çalışmasından dolayı işçi ücretleri hususunda yetkili ve bilgi sahibi olan davalı tanığı ...'un yılda bir kez davacınında içinde bulunduğu çalışanlara zam yapıldığını ve davacının ödenmeyen 100 TL'lik maaş zammı farkını istediğini kabul etmesi karşısında ,davacının ihtarnamede ve dava dilekçesinde ileri sürdüğü maaş zammı yapılacağı taahhüdüne rağmen maaş zammının yapılmadığı iddiasını ispatladığı ve davacının iş akdini eylemli bir şekilde feshettiği anlaşıldığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, tanık beyanları ile ispat edilen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil günleri ve hafta tatili alacağının % 30 hakkaniyet indirimi de yapılmak sureti ile kabulüne,ödendiği ispat edilemeyen ücret ve asgari geçim indirimi ve yıllık izin ücreti alacağının kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı kepçe operatörü olup,ücret iddiası davacı tanık beyanı ile doğrulanmış ancak mahkemece usulüne uygun biçimde emsal ücret araştırması yapılmadan ücret brüt 1.583,33 TL olarak kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş,davacının görevi ve kıdemi belirtilerek yukarıdaki esaslar dairesinde emsal ücret araştırması yapılarak sonuca gitmektir.
Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmadan davacının ücretinin belirlenerek işçilik alacaklarının kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.05.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy