MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, ihbar tazminatı ile hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılardan ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, 15.02.2006-31.12.2010 tarihleri arasında davalı ... Belediyesi'nin çöp toplama işini ihale ile verdiği şirketler emrinde sürekli ve kesintisiz şekilde çalıştığını, 5393 sayılı Yasanın davalı Belediyeye asıl işi olan temizlik ve çöp toplama hizmetini alt işverene verme olanağı tanıdığını, ayrıca aynı Yasanın 67. maddesindeki düzenleme ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesindeki sınırlamalara bakılmaksızın asıl işin alt işverenlere verilebileceği kuralına yer verildiğini, müvekkilinin iş akdinin 31.12.2010 tarihinde haksız ve ihbar önelsiz olarak feshedildiğini ve kıdem tazminatının 15.03.2011 tarihinde taşeron şirket tarafından ödendiğini, ancak diğer hak ve alacaklarının bu zamana kadar davacıya ödenmediğini ileri sürerek; ihbar tazminatı ile hafta tatili, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmeisni talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili; müvekkilinin ihale makamı olduğunu, davacının maaş ve diğer özlük haklarının ihaleyi alan şirketlerce ödendiğini, açılan davanın müvekkilil yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalı Şirket, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili; davalı Belediyenin temizlik ve çöp toplama hizmetini alt işverenlere verdiğini, müvekkilinin de davalı Belediyenin ihale ile iş verdiği şirketler nezdinde kesintisiz çalıştığını ileri sürmüştür.
Mahkemenin gerekçeli kararında ise bu dava ile hiçbir ilgisi olmayacak şekilde, " davacının zincir mağazaların sorumlusu olduğu aynı zamanda yerel marketlere de baktığı sürekli ve her gün rut güzergahında bulunan yerleri denetlediği ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... illerine baktığı davacının üstünde bölge müdürü ...'ın olduğu üst müdürün hedefleri belirlediği ve günde 10-15 noktaya gidilmesini söylediği günde 10 saat çalıştığı 1 saat dinlenme ile günde 1,5 saat ve haftada 9 saat fazla mesai yaptığı tanık beyanları ile sabit olan iş bu fazla mesai ücretin de hakkaniyet indirimine gidilmesi gerektiği ve gidildiği yapılan iş ve hayatın olağan akışının da bu sonuca ulaşmayı gerektirdiği" belirtilmiş ve davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
Mahkemenin gerekçesinin bu dosyaya ait olmadığı çok açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında gerekçenin dosyaya uygun olması da Anayasal ve Yasal zorunluluk olup, taraflar arasındaki davaya ilişkin gerekçe oluşturulmadan muhtemelen başka bir dava dosyasına ilişkin gerekçe yazılarak karar verilmesi hatalı olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.04.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.