MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 25/05/2012 tarihinde çalışmaya başladığını, şantiye çalışmaları esnasında 25/05/2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve hastaneye kaldırıldığını, bu tarihten sonra tedavi süreci ve istirahatlerin başladığını, bu konuda ... 8. Sulh Ceza Mahkemesinde yargılamaya devam olunduğunu, müvekkilinin tedavi süreci devam ederken davalı şirketin hiçbir gerekçe göstermeden 26/07/2013 tarihinde iş akdini feshettiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 01/08/2012 tarihinde çalışmaya başladığını, davacı tarafından imzalı iş sözleşmesi ve sigorta kayıtları bu hususta yazılı delil olduğundan aksini ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu, davacının iş akdinin 22-23-24-25-26/07/2013 tarihlerinde izinsiz ve haklı nedene dayanmaksızın devamsızlık yapması sebebiyle haklı nedenle sona erdirildiğini, kaldı ki hizmet süresi 1 yılı doldurmadığından kıdem tazminatı hakkı doğmadığını, iş akdi haklı sebeple feshedildiğinden ihbar tazminatına da hak kazanamayacağını, davacının iddia ettiği çalışma gün ve saatlerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haftalık izinlerini kullandığının imzalı ücret bordrolarında da belli olduğunu, hafta tatillerinde çalıştığının ve fazla mesai yaptığının ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının 25/05/2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve 21/07/2013 tarihine kadar raporlu olduğunu, bu süreçte fiili çalışmasının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı HMK’nun 177. maddesi ıslah ve ıslahın davanın karşı tarafına bildirimi hakkında “(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.” hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar 28.05.2015 tarihli duruşma zaptına "Islah dilekçesinin davalı vekili adına usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görüldü. Okundu, dosyaya konuldu." yazılmış ise de, ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmeden karar verilmiştir.
Bu durum 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde “1-Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” şeklinde ifade edilen “hukuki dinlenilme hakkının” ihlali niteliğindedir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/05/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.