MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Y A R G I T A Y K A R A R I
1-Dosyadaki yazılara, toplanan deliller ile kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar arasında hükmedilen kıdem tazminatının faiz başlangıcı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı iş akdini yaşlılık aylığı almak amacı ile feshetmiş, olup, bu husus ihtilafsızdır. Ancak davacı yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin kurum yazısını asıl işveren davalıya tebliğ ettiğine ilişkin bir belge sunmamıştır. Bu nedenle Mahkemece yapılacak iş davacı taraftan “yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin kurum yazısını asıl işveren davalıya tebliğ ettiğine ilişkin bir belge “ olup, olmadığını sorup, bu hususu araştırarak kıdem tazminatı faiz başlangıç tarihi belirlemektir. Mahkemece bu yolda bir araştırma yapılmadan faiz başlangıcı olarak fesih tarihin belirlenmesi hatalıdır.
3- Davalı vekilinin Mahkemenin 23.06.2015 tarihli Ek Karar ( Tavzih Kararı ) adı altında verdiği karara ilişkin temyiz itirazına gelince;
Tefhim edilen bir kararda değişiklik yapılması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ na göre iki halde olanaklıdır.
Bu hallerden biri HMK.nun 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi “, diğeri ise HMK.nun 305. maddesinde düzenlenen “hükmün tavzihi “ dir.
HMK.nun 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi “ yolu ile “ hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar “ yine 304. maddede belirtilen usul ile düzeltilebilir.
“Hükmün tavzihi “ ise HMK.nun 305. maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesidir. Tavzih usulü HMK.nun 306. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta,
Mahkemece davacı vekilinin yüzüne karşı tefhim edilen hüküm özetinde “ Davanın kabulü ile brüt 9.072,00 TL. kıdem tazminatı alacağının 31.01.2014 fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiş, HMK.nun 297. maddesine aykırı şekilde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hakkında hüküm oluşturulmamış,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında harca ve yargılama gederlerine ilişkin hüküm oluşturulmuş ise de, vekalet ücretine ilişkin bir hüküm oluşturulmadan karar yazılmıştır.
Davacı vekilinin 22.06.2015 havale tarihli dilekçesi ile “…gerekçeli kararda lehlerine vekalet ücretine yer verilmediği görüldüğünden, lehlerine vekalet ücretine hükmedilerek gerekçeli kararın düzeltilmesi” talep edilmiştir.
Mahkemece davacı vekilinin talebi 23.06.2015 tarihli Ek Karar ( Tavzih Kararı ) ile “…gerekçeli kararın yazımında daktilo hatası ( yazılanın sehven silinmesi ) sonucu davacı lehine vekalet ücretinin gerekçeli kararda yer almadığı…” ve “ …gerekçeli karardaki eksikliği giderir surette davacı lehine vekalet ücretine ilişkin hüküm bendi eklenmesinin hukuken önceki kararı değiştirecek mahiyette sayılmayacağı…” “… maddi hesap hataları ile yazı hatalarının infaza kadar düzeltilmesinin her zaman mümkün olmasına göre gerekçeli karara HMK. 304. maddesi uyarınca vekalet ücretine ilişkin tashih kararı verilmiştir..” gerekçeleri ile hüküm fıkrasına 6 nolu bent olarak “ Karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre 1.500,00 TL. ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde tashih kararı verilmiştir.
Mahkemenin ek kararı ile yapılan “ maddi hesap hatalarının düzeltilmesi değildir.
İlk derece mahkemesince hüküm fıkrasına “ tavzih yada tashih “ adı altında ekleme yapılamayacağı gibi hüküm fıkrasındaki bir kısım da çıkartılamaz.
HMK.nun 304 ve 305. maddelerine aykırı şekilde hüküm fıkrasına ekleme yapılması yada bir kısmının çıkartılması hukuk güvenliğini zedeleyici nitelikte olup, yasaktır.
Mahkemenin 23.06.2015 tarihli Ek Karar ( Tavzih Kararı ) adı altındaki “ vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası eklemeye yönelik “ kararı HMK.nun 305/2. maddesinin “ hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. “ şeklindeki emredici düzenlemesine açıkça aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 30.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy