MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili,müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08.09.2004-14.11.2013 tarihleri arasında çalıştığını, 14.11.2013 günlü ihtarname ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, kazanın meydana geldiği tarihe ve savunma alınmamasına göre feshin geçerli olmadığını, davacının yolda seyrettiği sırada yola düşen bir taşa çarpıp, 50 metre ilerlediğini, aracı kontrol ettiğini, tutanak tutulmadığını, aracın çekici ile servise götürüldüğünü, araçta oluşan hasarın 15.675,74 TL. olduğunu, hasarın sigorta şirketi tarafından karşılanmadığını, olayın davacının savsamasından doğmadığını, işverenin İş Kanunu 25-II. maddesi gereğince iş sözleşmesinin feshinin haklı olmadığını savunarak işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili,davacının kendisine tahsis edien araca 30 günlük ücreti tutarını aşar biçimde hasara neden olduğunu, iş sözleşmesinin feshinin İş Kanunu 25-II. maddesine uygun olduğunu, davacının kazada %100 kusurlu olduğunu, araçta oluşan hasarın 15.675,74 TL. ve kusurunun %100 olduğunu, bu hususun şirkete gönderilen 13.11.2013 günlü faturadan öğrenildiğini, davacının iş sözleşmesinin 14.11.2013 günü itibariyle feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığını, iş sözleşmesinin 6 iş günü içinde feshedildiğini, davacının yıllık ücretli izne ilişkin isteğinin açıklattırlması gerektiğini, davacı ile yapılan iş sözleşmesinin fazla mesai gerektirmediğini, primli çalışan davacının aldığı primin fazla çalışmayı karşılar nitelikte olup olmadığının araştırılması gerektiğini, tıbbi satış mümesilliğinin fazla mesaiyi hak ettirecek iş olmadığını, olayda zamanaşımı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacağı olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının işyerinde tıbbi mümessil olarak çalıştığı, taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde davacının fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde hükme yer verildiği görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının fazla çalışma ücret talebi ve yıllık izin ücret alacağı konusunda soyut ve varsayımsal değerlendirmeler yapıldığı, somut ve denetime elverişli şekilde bir hesaplamaya gidilmediği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş; fazla çalışma talebi yönünden haftalık çalışma sürelerini yasal ara dinlenmeleri düşerek ortaya koymak ve haftalık 5,2 saatlik fazla çalışma süresini ispatlanan fazla çalışmalardan indirerek davacının fazla çalışma yapıp yapmadığını denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlemek, çıkacak sonuca göre bir değerlendirme yapmaktır.
Yılllık izin ücret alacağı yönünden ise; davacının ne kadar yıllık ücretli izin alacağı olduğu belirtilerek kullanılan izinden düşülmesine yönelik denetime elverişli bilirkişi raporu ile hesaplama yapılmalıdır.
Eksik inceleme ile hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.