MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının, 25/12/2001-01/04/2011 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, emeklilik sebebiyle aktini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirli süreli iş akti ile çalıştığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Dairemizin 2015/18791 Esas sayılı bozma ilamına uyulduğu, davacının 25.12.2001 - 31.03.2011 tarihleri arasında, davalıya ait işyerinde... yazılan müzekkereye gelen cevabi yazı gözönünde bulundurularak asgari ücret ile çalıştığı, emeklilik nedeniyle 01.04.2011 tarihinde iş akdinin sona erdiği, yine aynı tarihli ibranamede 16.01.2007 - 31.03.2011 tarihleri arasındaki hizmete ilişkin 2.800,00 TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığının belirtildiği, 25.12.2001 - 15.02.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin kıdem tazminatının ödenmediği, dinlenen tanık beyanları gözönünde bulundurulduğunda davacının haftalık yasal 45 saati aşan çalışmasının bulunmadığı, 01.04.2011 tarihli ibranamede davacının yıllık ücretli izinlerinin ödendiğine ilişkin beyanın bulunmadığı gibi yıllık izinlerinin kullandırıldığının da davalı tarafından yazılı ve eşdeğer belge ile ispatlanamadığı, yardımcı hizmetlerden temizlik işlerinin alt işverene ihale yoluyla verildiği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6-son hükmüne göre asıl işveren- alt ilişkisinin kurulduğu, söz konusu alacaklardan davalı bakanlık ile ihaleyi alan firmanın birlikte sorumlu olduğu, bozma sonrası aldırılan 27/04/2016 tarihli bilirkişi ekraporuna göre davacının alması gereken kıdem tazminatı alacağı miktarının 5.306,57 TL, yıllık ücretli izin alacağının 2.813,04 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 13/05/2016 tarihli ekrapora karşı itiraz ve ıslah dilekçesinde 27/04/2016 tarihli ekraporda yemek ücreti alacağının giydirilmiş ücrete eklenmeden hesap yapıldığı gerekçesiyle rapora itiraz edilerek ve yemek ücreti giydirilmiş ücrete ilave edilerek hesaplama yaptığı, bu hesaplama sonucunda davacının ödenmemiş bakiye net kıdem tazminatı miktarının 6.262,98 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin bu 13/05/2016 tarihli dilekçesinde yaptığı kıdem tazminatı hesaplamasının doğru olduğu, 27/04/2016 tarihli bilirkişi ekraporundaki kıdem tazminatı hesabında yemek ücreti giydirilmiş ücrete eklenmeden hesaplama yapıldığı için raporun kıdem tazminatı hesabı yönünden hatalı olduğu ancak yıllık izin ücreti hesabı yönünden raporun doğru olduğu, buna göre davacının net 6.292,98 TL kıdem tazminatı, net 2.813,04 TL yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, ancak Mahkeme'nin ikinci Yargıtay bozması öncesi 30/04/2015 tarih ve 2014/582 Esas-2015/150 Karar sayılı kararının davalı tarafça tüm kabul edilen kısımlar yönünden, davacı tarafça ise sadece yıllık izin ücreti yönünden temyiz edildiği hatta temyiz dilekçesinde davacı tarafça kararın yıllık izin ücreti alacağının 3.193,17 TL olarak düzeltilerek onanmasının talep edildiği, kıdem tazminatına ilişkin karar yönünden temyizin bulunmadığı, bu nedenle ikinci bozma öncesi kıdem tazminatı alacağı miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu için Mahkeme tarafından bozma öncesi kıdem tazminatı alacağına yönelik karar verilen 4.495,55 TL’lik miktar aşılmadan karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı içtihadı birleştirme kararının değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiş olup, içtihadı birleştirme kararı gözönünde bulundurularak davacı tarafın bozma sonrası yaptığı ıslah talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile fazla mesai ücreti dışındaki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, her iki tarafın temyizi üzerine verilen Dairemizin 2012/18940 Esas sayılı ilamında, özetle;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı ve davalı T.C. ...’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Somut olayda davacı, davalı Bakanlığa ait hastanede alt işveren işçisi ve temizlik görevlisi olarak 25.12.2001-01.04.2011 arasında aralıksız şekilde çalışıp, emeklilik sebebiyle akdi feshetmiştir.31.03.2011 tarihli ibraname ile davacıya, 16.02.2007-31.03.2011 dönemi kıdem tazminatı olarak 2.800 TL ödenmiştir.Davacı, kıdem tazminatı yönünden 2007-2011 döneminin sıfırlandığını belirterek, 25.12.2001-15.02.2007 dönemi kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir.Mahkemece, 15.02.2007 tarihindeki ücret üzerinden ve 2001-2007 dönemi için hesaplanan 3.836 TL’den ibraname ile ödenen 2.800 TL mahsup edilerek 586 TL kıdem tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.Mahkemece, 31.03.2011 tarihindeki ücret seviyesi üzerinden hesaplama yapılıp 25.12.2001-15.02.2007 dönemi için ödenen kıdem tazminatının mahsubu ile varsa bakiyesinin hüküm altına alınması gerekir.
3- Somut olayda davacı, tüm çalışma dönemine ait ödenmeyen yıllık izin ücretini istemiştir. Mahkemece, 25.12.2001-15.02.2007 dönemi ve 2007 yılı ücreti üzerinden hesaplanan yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, davacının tüm çalışma dönemine ait ödenmeyen yıllık izin ücreti alacağının, 31.03.2011’deki çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
4- Mahkemece, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesine göre harçtan muaf olan davalı Bakanlığın harca mahkûm edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde bozulmuştur.
Mahkeme tarafından bu bozma ilamına uyularak verilen karar ise, her iki tarafın temyizi üzerine Dairemizin 2015/18791 Esas sayılı ilamı ile tekrar;
“Tarafların aşağıdakiler haricindeki temyiz itirazları yerinde değildir;
2- Somut olayda, yıllık izin ücreti açısından, Dairemizin 2012/18940 Esas sayılı bozma ilâmında 2007 yılına kadar yıllık izin ücreti hesaplamasının yanlış olduğu, yıllık iznin tüm çalışma süresi üzerinden hesaplanması gerektiği ve hesaba esas ücretin 31/03/2011 tarihindeki ücret olması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme tarafından ibrânâmenin kapsadığı sürenin başlangıç tarihi olan 16/02/2007 tarihine kadar olan 5 yıllık süreye göre 5 yıllık izin ücreti hesaplayan bilirkişi raporunun esas alınması hatalıdır. Dairemizin bozma ilâmında belirtildiği üzere, hizmet süresinin başından sonuna yani 25/12/2001-31/03/2011 tarihleri arası için yıllık izin ücreti hesaplanmalıenı, Bu hesaba esas ücret ise 31/03/2011 tarihindeki çıplak ücrettir. Dairemizin bozma ilâmına Mahkeme tarafından uyulduğunun belirtilmesinin ardından yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalıdır.
3-Kıdem tazminatı hesabı açısından, Mahkeme tarafından uyulduğu belirtilen Dairemizin bozma ilâmından da anlaşılacağı üzere, davacının 25/12/2001-31/03/2011 arası bir bütün hizmet süresi olarak hesaplanmalı, bulunacak bu hizmet süresi için 31/03/2011tarihinde geçerli ücret meblağı üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalı, ibrânâme makbuz hükmünde olduğundan ibrânâmedeki net 2800 TL. Mahsup edilerek kalan miktar hüküm altına alınmalıdır. Mahkeme Dairemizin bozma ilâmına uyulduğu belirtilmesine rağmen 25/12/2001-15/02/2007 tarihleri arası hizmet süresi üzerinden hesaplama yapılması ve 2800 TL.'nın da mahsup edilmemesi hatalıdır.
Yukarda açıklanan şekilde hüküm kurulur iken, davacı vekilinin dosyadaki beyan dilekçesinde net miktar üzerinden hükmedilmesini talep ettiği, bu nedenle kıdem tazminatı hesabının net miktar şeklinde yapılarak ödenen kıdem tazminatı olan 2800 TL. net miktarın mahsubu gerektiği gözetilmelidir.
4-Kıdem tazminatı için Mahkeme tarafından yürütülen faizin başlangıç tarihi açısından, davacının emeklilik ile işten ayrıldığı 01/04/2011 tarihinden önce hizmet süresinin bölündüğünü gösteren bir delil dosyada mevcut olmadığından, kıdem tazminatına yürütülecek faiz başlangıç tarihinin 01/04/2011 olması gerektiği düşünülmeksizin kıdem tazminatı faizinin 15/02/2007 tarihinden itibaren yürütülmesi hatalıdır.
5-Hükmedilen miktarın net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi hatalıdır." şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur.
Dairemizin 2015/18791 Esas sayılı bozma ilamına Mahkeme tarafından uyma kararı verilmiştir.
Mahkeme tarafından hükmüne uyulan bozma ilamına rağmen kendisini Yargıtay Temyiz incelemesi yapılmış Daire yerine koyarak kendince temyiz kapsamı belirleyerek “Mahkeme'nin ikinci Yargıtay bozması öncesi 30/04/2015 tarih ve 2014/582 Esas-2015/150 Karar sayılı kararının davalı tarafça tüm kabul edilen kısımlar yönünden, davacı tarafça ise sadece yıllık izin ücreti yönünden temyiz edildiği hatta temyiz dilekçesinde davacı tarafça kararın yıllık izin ücreti alacağının 3.193,17 TL olarak düzeltilerek onanmasının talep edildiği, kıdem tazminatına ilişkin karar yönünden temyizin bulunmadığı, bu nedenle ikinci bozma öncesi kıdem tazminatı alacağı miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu için Mahkeme tarafından bozma öncesi kıdem tazminatı alacağına yönelik karar verilen 4.495,55 TL’lik miktar aşılmadan karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı,” gerekçesi ile usuli kazanılmış hak doğmuş gibi kıdem tazminatına hükmedildiği görülmüştür.
Mahkemeler bozma ilamına uyup, uymama yönünde karar verebilir.
Mahkemenin temyiz içeriğini temyiz incelemesi yapan Daire gibi denetleme hak ve görevi yoktur.
Bozma kararının 3 numaralı bendi çok açık olup kıdem tazminatının nasıl hesaplanacağı ortaya konmuştur. Bozma sonrası alınan 27/04/2016 tarihli bilirkişi raporu yerinde olup bu rapor doğrultusunda kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti hakkında karar verilmesi gerekir. Nitekim Mahkeme gerekçesinde de bu bilirkişi raporundaki yıllık izin ücretinin benimsendiği anlaşılmaktadır.
Ancak, 19/03/2012 havale tarihli bilirkişi raporunda bir kısım belgelerin sunulduğu fakat, o bilirkişi raporunda hesaplamaya esas süreye ait olmadığı belirtilen bazı belgelerden bahsedilmiştir. Oysa, davacının tüm hizmet süresine ilişkin yıllık izin ücreti hesaplanacağından, dosya kapsamında davacının tüm hizmet süresi içinde yıllık izin alacağını etkileyebilecek nitelikte belge olup olmadığı da irdelenerek gerekirse bu belgeler taraf vekillerinden ve gerekirse davacı asıldan sorularak sonuca gidilmelidir. 27/04/2016 tarihli bilirkişi raporunda bu husus açıklığa kavuşturulmamıştır.
3-Kabule göre, hükmedilenden fazla kıdem tazminatı olduğunun anlaşılmasına hatta Mahkeme'nin gerekçesinde kıdem tazminatı alacak miktarının tartışılmasına rağmen hükümde “kısmen kabul” denerek kıdem tazminatında fazlaya ilişkin istemin reddine şeklinde belirtilmesi de hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/03/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy