MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı ... tarafından hizmet alım ihalesi ile yapılan ihaleleri alan firmalarda çalıştığını, en son ... Ltd. Şti - ... Yapı Pey. Ltd. Şti. İş ortaklığında olmak üzere 04.05.2010 ila 08.05.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, 08.05.2014 tarihinde hastaneden aldığı "görme gerektiren işlerde çalışamaz" raporu sebebiyle iş akdinin feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, zamanaşımı defiinde bulunduklarını, davacının ihale ile sözleşme imzalayan yüklenici firmanın personeli olduğunu, yapılan sözleşme gereği tüm yükümlülüğün yüklenici firmada olduğunu, müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı . Grup Tem. Ltd. Şti.- ... Yapı Pey. Ltd. Şti. İş Ortaklığı vekili, davalı şirketle Belediye arasında yapılan ihale gereği 01.01.2014-31.12.2014 tarihleri arasındaki dönem için sözleşme imzalanıp, davacının, davalı şirkete ait işyerinde 01.01.2014 tarihinde çalışmaya başladığını ve iş akdinin ... nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, fesihten önce ve sonra davacının davalı şirketten hiçbir alacağının olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı ... tarafından ihale edilen işlerde 04.05.2010 ila 08.05.2014 tarihleri arasında çalıştığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, yıllık ücretli izinlerini kullandığını gösteren herhangi bir yıllık ücretli izin defteri ya da muadili belgenin sunulmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalılar vekilleri yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 520 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620) ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir. Zira 6098 sayılı TBK.'un 163. Maddesi uyarınca "Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder".
Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece re'sen nazara alınabilecektir.
Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesine göre; ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça adi ortaklar birlikte ya da temsilci vasıtasıyla üçüncü kişilere karşı deruhte etmiş oldukları borçlardan müteselsilen sorumlu olurlar. Bu hükme göre alacağa ilişkin bu davanın adi ortakların müteselsil sorumluluğuna dayalı olarak her birine karşı açılması mümkündür.
Alacak istemli dava dilekçesinde, dava dilekçesinde adi ortaklıklardan birine veya birkaçına karşı açılmış ise, TBK. 163. Maddesi uyarınca dava incelenmelidir. Ancak sadece adi ortaklık veya ortak girişim denmiş ve kişi gösterilmemiş ise “Hukuk Genel Kurulunun 8.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının davalı ... yanında adi ortaklığı da davalı mevkîinde gösterdiği, yargılama safhasında tebligatların bu ortaklığa yapıldığı ve karar başlığında da davalılar arasında adi ortaklığın gösterildiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle tek başına tüzel kişiliği bulunmayan bu ortaklığa karşı davanın açılıp sonuçlandırılması usule ve kanuna aykırıdır.
Mahkemenin usule uygun taraf teşkilini sağlamadan karar vermesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, adi ortaklığı oluşturan şirketleri belirleyip, dava dilekçesini bu şirketlere ayrı ayrı tebliğ edip, taraf teşkilini sağlamaktır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 05.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.