MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 07.05.2007-16.11.2011 tarihleri arasında proje teknikeri olarak en son 520 Euro karşılığı TL ücret ve ayda 100 Euro karşılığı TL prim, servis , öğle yemeği ve yılda iki defa dini bayramlarda erzak sosyal hakkından faydalanarak çalıştığını, ortalama haftada üç gün saat 21.00'e kadar çalıştığını, ziyaretçi kayıt defterinden anlaşılacağını, kullanmadığı yıllık izinlerinin bulunduğunu, 16.11.2011 tarihli ihtarnameyle iş akdini fazla mesailerinin ödenmemesi ve SGK primlerinin gerçek gelir üzerinden ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili,davacının 05.07.2007-16.11.2011 tarihleri arasında en son 520,00 Euro karşılığı TL ücretle çalıştığını, 05.09.2011 tarihine kadar 08.30-18.00 saatleri arasında haftanın beş günü günde bir saat ara dinlenmeyle çalışıldığını, 05.09.2011 tarihinden itibaren iş yerinde parmak izi uygulaması başladığını ve çalışma saatlerinin 08.00-18.00 olarak düzenlendiğini, davacı tarafından sunulan ziyaretçi kayıt defteri başlıklı belgeleri kabul etmediklerini, firmada fazla çalışma yapılması ihtimaline karşılık prim adı altında ödemeler yapıldığını, davacının maaşlarının bankadan ödendiğini, iş yerinde yıllık iznin kişinin talebine bağlı olduğunu, talep edene kullandırıldığını, davacının çalışırken başka bir iş bulduğunu ve bu nedenle işten ayrıldığını, davacının bordrolarının imzalı olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak,davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu, ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, kullanılmayan ve karşılığı ödenmeyen yıllık izin ücret alacağı bulunduğu ancak prim ödemelerinin fazla mesai ücretini karşıladığından fazla mesai ücret alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin ilk fıkrasına göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Yasada ücretin eklerinin neler olduğu müstakilen düzenlenmemiş olmakla birlikte, değinilen maddenin ikinci fıkrasındaki “…banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının..” ibaresi gereğince, ücretin yanı sıra prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörüldüğünden, “prim” ve “ikramiye” ücretin eki olarak İş Kanununda ifadesini bulmuştur.
Prim, işçinin mal veya hizmet üretiminde daha istekli hale gelmesi ve başarısının artması için işverence ödül niteliğinde verilen ek ödemeler şeklinde tanımlanabilir. Prim ödemesinden amaç, işçinin dava verimli bir şekilde çalışmaya özendirilmesidir. Pirimin kişiye özgü olması sebebiyle ikramiyeden farklı olarak prim ödemelerinin genel bir nitelik taşıması gerekmez. Bununla birlikte, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece pirim uygulaması yönünden de işverenin eşit davranma borcu söz konusudur.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Satış temsilcileri genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışmaktadırlar. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi artıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece davacıya ödenen priminin davacının hak ettiği fazla mesai ücreti alacağından fazla olduğu gerekçesiyle fazla mesai alacağı ücretinin reddine karar verilmiş ise de;yukarıda belirtilen Yargıtay ilke kararı doğrultusunda fazla çalışma ve prim alacakları ayrı alacaklar olup, fazla mesai ücretinin dosya içerisine sunulan ziyaretçi kayıt defterindeki çalışmaları ve parmak izi okuma sistemi çıktılarında yer alan özellikle Cumartesi günü çalışmaları da ayrı ayrı tanık beyanları ile birlikte değerlendirilerek hesap edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu alacağın reddi hatalıdır.
3- Taraflar arasında yıllık izin ücretli alacağının hesabı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta dosya içerisine alınan bilirkişi raporunda imzalı yıllık izin formlarına ve ücret hesap pusulalarına göre davacının 27 gün izin kullandığı belirtilmiş olmakla mahkemece bu değerlendirmede dikkate alınmayıp dosya içerisinde davacı tarafından imzalanmış yıllık izin ücret çizelgesi bulunmadığı gerekçesiyle davacının yıllık izin ücret alacağının tamamı kabul edilmiştir.
Oysaki, dosya içerisinde davacının yıllık izinlerine yönelik olarak yıllık izin ücreti tahakkukunun olduğu bordrolar ve davacının imzasının olduğu yıllık izin istek formları sunulmuştur. Mahkemece dosya içerisinde bulunan imzalı izin talep formları ve tahakkuk olan bordrolar yıllık ücretli izin alacağının hesabında dikkate alınmamıştır.
Mahkemece davacı asil isticvap edilerek bu bordrolar ve imzalı yıllık izin talep formları tek tek sorularak değerlendirilmesi ve buna göre yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgililere iadesine, 26.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy