MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
İLK DERECE
MAHKEMESİ: ... 24. İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı işçinin 19.12.2013 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 08.03.2016 tarihine kadar davalı şirket projelerinde Güvenlik Görevlisi pozisyonunda çalıştığını, davacı işçinin hiçbir haklı sebep gösterilmeksizin işten çıkarıldığını, işten çıkarılma sebebi olarak ... ya KOD ... yani belirsiz süreli iş sözleşmesinin işverence haklı sebep bildirmeden feshi olarak beyan edildiğini, oysa ki 4857 Sayılı İş Kanunu 18. Maddesi gereğince işverenin geçerli haklı bir sebebe dayanması gerektiğini, aynı kanunun 19.maddesi ne göre işçinin savunmasının alınması gerektiğini, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak zorunda olduğunu, iş sözleşmesinin işletmesel karar gereği feshedildiğinin bildirildiğini, davalı şirket nezdinde davacı işçinin niteliklerine uygun başka bir iş bulunabileceğini, feshin son çare olması ilkesine uygun davranamadığını iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine, işverenin işçiyi işe başlatmaması halinde 8 aylık brüt ücreti tutarında tazminatın, boşta geçen sürelere ilişkin 4 aylık ücretin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin fesih sebebinin organizasyon yapısında değişiklik yapılması ve bu kapsamda bazı pozisyonların kapatılması olduğunu, feshin işverenden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayandığını, davalı şirket organizasyon yapısında yeniden yapılanma sürecine girme zorunluluğu olduğunu, bu kapsamda istihdam fazlalığını azaltmak amacıyla bazı çalışanların İş sözleşmelerinin sona erdirilmesi yönünde karar alındığını, davacı işçinin 19.11.2013 tarihinden itibaren davalı işyerinin projesi olan ... Center isimli işletmede Güvenlik Görevlisi olarak çalıştığını, davacı işçinin 08.03.2016 tarihine kadar çalıştığını, anılan tarihte işveren (MÜŞTERİ) olarak ... Center yönetiminin kadro eksiltilmesi talebi olduğunu, davacı işçinin kadro azaltılması talebine gönüllü olarak katıldığını, bu yönde davacı işçinin yazılı imzalı beyan verdiğini, tazminatlarının verilmesi ile bu konuda muvafakat ettiğini belirttiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davalı işverenin davacının iş sözleşmesinin yetersiz davranışları nedeniyle geçerli sebeple fesih edildiğini ileri süren ispat yükü kendine düşen işverenin bunu yerine getirmediği gibi feshin son çare olduğu ilkelerine riayet edildiği hususları davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve feshin geçersizliğine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; feshin geçerli nedene dayandığını savunmuştur.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge adliye mahkemesince, davalı işverenliğin feshin gerçekleştirilmesinde objektif, ölçülü ve tutarlı davrandığını ve feshin son çare olması ilkesine de uyulduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde, istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H)Gerekçe:
Anayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasında veya tefhim edilen kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından ekonomik sebeplerle işçi çıkartılmasına ilişkin alınan işletmesel karar neticesinde davacının gönüllü olduğu gerekçesiyle iş akdinin feshedildiğinin savunulmasına rağmen ilk derece mahkemesince "feshin davacının yetersiz performansı nedeniyle gerçekleştirildiği ve feshin buna göre değerlendirilmesine" ilişkin gerekçesi dosyaya özgü olmayıp ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı Anayasa ve yasanın aradığı anlamda gerekçeli değildir. Kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 24.10.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy