MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı ... bünyesindeki temizlik işlerinde 01.08.1992 tarihinde çalışmaya başladığını ve 14.06.2004 tarihine kadar sürekli olarak çalıştığını; iş akdinin sona ermesi sırasında tazminatlarının hesaplanıp müsait olduğunda ödeneceğinin söylendiğini, ancak bu güne kadar ödenmediğini, 11.03.2005 tarihli 21 karar numaralı Belediye Ercümen Kararı bulunmasına rağmen başvurulara olumlu cevap verilmediğini belirterek kıdem tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı ... bünyesindeki temizlik işlerinde 01.08.1992 tarihinde çalışmaya başladığını ve 14.06.2004 tarihine kadar sürekli olarak çalıştığını; iş akdinin sona ermesi sırasında müvekkiline tazminatlarının hesaplanıp müsait olduğunda ödeneceğinin söylendiğini, ancak bu güne kadar ödenmediğini, 11.03.2005 tarihli 21 karar numaralı Belediye Ercümen Kararı bulunmasına rağmen başvurulara olumlu cevap verilmediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, bilirkişi ek raporuna göre davacının 13.507,46 TL( Brüt) kıdem tazminatından ödeme neticesinde bakiye kalan 458,06 TL (Brüt) kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Dosya içeriğine göre davacının 1992 yılında davalı ... Başkanlığında işe girdiği, sendika üyesi olduğu ve işyerinde sendikanın taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı ve davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırıldığı, davacının şoför olarak çalışırken 12.04.1993 tarihinde tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermekten yargılandığı ve ceza davasında 3/8 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, yaralananların maddi tazminat istemi ile Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/546 Esasında davacı işçi ve çalıştıran davalı ... hakkında dava açtıkları ve yapılan yargılama sonunda tazminata karar verildiği ve kararın 22.12.1997 tarihinde icraya konulduğu, bu icra dosyası sonrası davacı ve davalı işverene haciz kararı uygulandığı, davacının ücretlerinden yapıldığı, davacının 2004 yılında emekli olduğu ve davalı ... tarafından davacının kıdem tazminatının 11.03.2005 tarihinde Encümen kararı ile tespit edildiği, ödenmesi belirtilmesine rağmen ödenmediği, davacının bunun üzerine 08.03.2010 tarihinde dava açtığı, ancak icra takibi davalı hakkında da yapılmasına rağmen, davalının kıdem tazminatından kesintiler yaparak davacı adına icra dosyasına dava açıldıktan sonra ödemelerde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan dosya içinde davacının üyesi olduğu sendika ile davalı işveren arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin 64/e maddesine göre” trafik kazası sonucu meydana gelen maddi hasar ve tazminatın hasar ve zarar tespit komisyonunca veya trafikçe idari ve adli mercilerce yapılacak tespit sonucu şoföre isabet eden suç nisbeti % 50’den veya 4/8 den az ise şoförden hasar ve tazminat bedeli istenemez, işçi % 51 oranında kusurlu ise hasar ve tazminatın yarısı işçi tarafından ödenir” kuralına yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta dosyada birden fazla rapor olup, hükme esas bilirkişi raporundan sadece ek rapordan söz edilerek, tarafların iddia ve savunmaları karşılanmadan, deliller tartışılmadan, mahsubun gerekip gerekmediği irdelenemeden, hukuk kuralları ile taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine değinilmeden hüküm kurulması, kısaca gerekçesiz karar verilmesi hatalıdır.
Bu nedenle önce usulüne uygun gerekçe kurulmalı, taraflar arasındaki Toplu İş Sözleşmesi hükmü değerlendirilmeli ve buna göre karar verilmelidir.
Ayrıca kabule göre de ödendiği kabul edilse bile yargılama sırasında ödenmesinden dolayı dava açılmasına neden olunması nedeni ile konusuz kalan miktar işin konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerekirken bu yönde usule aykırı hüküm tesisi de isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy