MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ: ... 33. İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı taraflar avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi;
a- Davacı avukatının istinaf başvurusunun esastan reddine,
b- Davalı avukatının istinaf başvurusunun kabulüne karar vererek yeniden hüküm kurmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 20.02.2008-30.04.2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 2014 yılına kadar Müdür sıfatıyla görev yaptığını, 2014 yılı başı itibariyle terfi alarak Direktör olarak çalıştığını, 29.04.2015 tarihinde iş çıkış saatine yakın davacının departman rakamlarının beğenilmediği ve o departmanda değişiklik yapıldığı özetli toplantı yapıldığını, ertesi gün İnsan Kaynakları ile görüşüp haklarının verileceği yönünde konuşma yapıldığını, davacının iradesi olmaksızın, psikolojik baskı kurulması suretiyle ... sözleşmesi imzalandığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer alacakları ödenerek iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, davacının iş sözleşmesini sonlandırmaya yönelik bir iradesi olmadığını, söz konusu feshin İş Kanunu uyarınca geçersiz olduğunu, kendi pozisyonu için söz konusu haksız fesih tarihi öncesinde aynı pozisyonda görevlendirmek üzere başkalarıyla görüşüldüğünün öğrendiğini, ancak ortalama performans düzeyinde olan davacının işten çıkarılacağını düşünmediğini, usulüne uygun olmayan fesih bildirimi ile feshin son çare olması ilkesinin ihlal edildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin taraflar arasında devamını imkansız kılan nitelikte davranışlarda bulunduğunu, işveren vekiline tehdit içerikli sözler sarf ettiğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunarak taraflar arasında bulunması gereken ... ilişkisini çökerttiğini ve bu itibarla taraflar arasındaki iş ilişkisinin sürdürülmesinin imkansız hale geldiğini, davacının bu tutum ve davranışlar neticesinde davalıya taraflar arasındaki iş akdinin İş Kanunu’nun 25. Maddesi uyarınca haklı sebeple derhal feshetme imkanı tanıdığını, ancak davalı işverenin iyi niyet göstererek haklı sebeple derhal fesih imkanı kullanmak yerine davacıyı mağdur etmemek ve itibarını zedelememek adına anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirme yolunu seçtiğini, davalı tarafından davacıya ... Sözleşmesi tahtında ihbar ve kıdem tazminatlarının ödendiğini, ... sözleşmesi tahtında davacı tarafa makul yarar sağlanmış olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, taraflar arasında iş akdinin ... yoluyla sona erdirildiği, davacının ... sözleşmesine ihtirazi kayıt koymadığı, dosyaya davacı tarafından ... sözleşmesinin baskı ile imzalatıldığını gösteren yazılı bir delil sunulmadığı gibi davacı tarafın bu hususta tanık da dinletmediği dolayısıyla davacının ... sözleşmesini imzalarken iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı hususunu ispatlayamadığı, ayrıca davacıya fesih ile birlikte 62.363,92 TL ödendiği, ödenen rakamın makul menfaati sağladığı, iş akdinin feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
E) İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvurusunda; feshin geçerli nedene dayandığı yönünde tespitin gerçeğe aykırı olduğunu, ... icabı işveren taraftan geldiği ve psikolojik baskı altında kalan davacının fesih iradesi olmamasına rağmen ... sözleşmesini imzalamak durumunda kaldığı, mahkemenin makul menfaat sağlandığı yönündeki kanaatinin hukuka ve gerçeğe aykırı olduğu, davacıya ödenmesi gereken makul yarara ilişkin bedelin ne kadar olduğunun hesaplanmadığı, davalı şirket tarafından ne kadar ödeme yapıldığının belirtilmediği, davalı şirket bünyesinde 7 yılı aşkın süredir çalışan davacıya, ... sözleşmesi kapsamında sadece yarım maaş tutarında makul yarar sağladığı, taraflar arasındaki ... sözleşmesinin makul yarar sağlama koşulunu sağlamamış olması nedeniyle feshin geçersiz olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davacının işe iadesine karar verilmesini, katılma yolu ile istinaf talep eden davalı vekili, mahkeme tarafından gerekçeli kararda vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, düzeltilerek yeniden karar verilmesini talep etmiştir.
F) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacı tarafından ... sözleşmesine ihtirazi kayıt konulmamış olması, ... sözleşmesinin korkutma gibi iradeyi ortadan kaldıran bir neden ile imzaladığı iddia edildiği halde bu konuda dosyaya herhangi bir delil de sunulmaması, davacının iradesinin sakatlandığına ilişkin tanık beyanının dosyada yer almaması ve İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasa yönünden aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmakla mahkeme kararınında kısmen usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, HMK 'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca ... 33. İş Mahkemesi'nin 15/12/2016 tarih ve 2016/426 Esas, 2016/56 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
G) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
Taraflar arasındaki iş ilişkinin “bozma sözleşmesi” yoluyla sona erip ermediği hususu uyuşmazlık konusudur.
Bozma sözleşmesi (...) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi mümkündür. Sözleşmenin, doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ... olarak adlandırılır.
İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (...) kurulmuş olur.
Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ... sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez.
İş ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. İş ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır. Dairemizin 2008 yılı kararları bu yöndedir (Yargıtay 9. H.D. 21.4.2008 gün 2007/31287 E., 2008/9600 K).
Somut uyuşmazlıkta; ... sözleşmesi gereğince davacıya 25.293,10 TL kıdem tazminatı, 20.420,82 TL ihbar tazminatı, 9.250 TL nisan maaşı, 7400 TL yıllık ücretli izin alacağı verilmesinin kararlaştırıldığı, ... teklifinin davacı işçiden geldiğinin ispatlanamadığı ve işverenin savunduğu diğer hususlara dayanarak fesih yapmadığı, davacının iş akdinin işverenden gelen teklif ile sona erdiği ve davacıya makul menfaat sağlanmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davalı tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı nezdindeki işyerine İŞE İADESİNE,
3- Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4- Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5- Alınması gereken 35,90 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL peşin mahsubu ile bakiye 8,20 TL karar-ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6- Davacının yaptığı 453,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
9- Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 27.09.2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy