MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 13. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı kurumla 28.08.2015 tarihinde 01.09.2015- 01.09.2016 dönemine ait Özel Öğretim Kurumlarında Görev Alan Eğitim Personeline Mahsus İş Sözleşmesi imzaladığını, davacı işçinin 1997 yılında ... Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun olduğunu, 1997 -2015 yılları arasında...Okullarında Matematik öğretmeni olarak çalıştığını, ... Lise Matematik Koordinatörü ... tarafından yapılan teklifle davalı kurumda görev yapmaya başladığını, başarısı ve gayreti ile dikkat çeken müvekkilinin ... Üniversitesi İşletme Fakültesi Sayısal Yöntemler Bölümü’nde Doktora öğrencisi olduğunu, ... tarafından okulda pek çok öğretmenin doktora ve master yaptığının belirtildiğini ve okuldaki boş derslerde veya müsait zamanlarda izinli olabileceğinin açıkça beyan edildiğini, okulun birinci döneminde doktora dersleri için Hisar Okulundan hiçbir şekilde idari ve mazeret izni almayan müvekkilinin ödevlerini bile eşi ile göndermek suretiyle bir dersini verdiğini, 2. dönemde davacı işçiye davalı kurum tarafından personel izin çizelgesinde de belirtildiği gibi doktorayla ilgili olarak 1 gün idari izin verildiğini, davacı işçinin 2 dersini vermiş ve 1 seminerini de tamamlamış olduğunu, başarısının başlangıçta çalıştığı kurumca da destekleniyor gibi göründüğünü ancak davacı işçinin devlet üniversitesinde derslere sürekli devam etmeden başarılı olmasının lise müdürü ... ve Lise Matematik Koordinatörünü şaşırttığını ve akabinde davacı işçiye köstek olunmaya başlandığını, 2016-2017 öğretim yılında sadece 1 gün idari izinli olarak sayılması hususunda 12 Mayıs 2016 tarihinde yazılı talepte bulunduğunu ancak bu talebe yazılı bir cevap verilmediğini, 13.06.2016 tarihinde bildirim adı altında elden teslim edilen bir belgede davacı işçinin 2016-2017 dönemine ilişkin sözleşmesinin yenilendiğinin belirtildiğini ancak doktoraya devam edip etmek istemediği hususunda cevap vermesinin istendiğini, söz konusu yazıya davacı işçi tarafından 15.06.2016 tarihinde yazılı olarak cevap verildiğini, müvekkilinin sözleşmesinin yenilenmediği, yasal ve anayasal hakları çerçevesinde eğitim hakkının bulunduğu, okuldaki görevlerini ihmal etmeden eğitimini devam ettirebileceği yönündeki yazılı cevabı üzerine iş sözleşmesinin 21.06.2016 tarihli sözleşme ile feshedildiğini, gerekçe olarak İş Kanununun 18. maddesi ile belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesinin belirtildiğini, 13.06.2016 tarihli davalı kurumun bildirim yazısı irdelendiğinde 2016-2017 dönemine ait sözleşmenin yenilendiğinin yazılı olduğunu, oysaki yenilenmiş yeni bir sözleşmeyi sunmalarının maddi olarak imkansız olduğunu, Özel Öğretim Kurumlarında Görev Alan Eğitim Personeline Mahsus İş Sözleşmesi’nin 11. maddesinde okulun masraf olarak da karşılayabileceği eğitim ve izin sürelerinden bahsedildiğini, yine sözleşmenin 15. Maddesinde ücret kesintisine uğramadan “kanunda sayılanlar dışında” mazeret izninin 3 gün olarak verileceğinin belirtildiğini, 16. Maddesinde ise “ücretsiz izin süresince akademik personele ücret veya ... primi ödenmez” diye belirtmek suretiyle ücretsiz izin verilmesinin mümkün hale getirildiğini, kurumun davaya konu 21.06.2016 tarihli iş sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin yazısının 13.06.2016 tarihli yazı ile tamamen tutarsız olduğunu, bu tarihli yazı ile sözleşmenin yenilenmiş olduğunu açıkça beyan eden davalı kurumun var olmayan sözleşmeden bahsederek 2015-2016 yılı sözleşmesini belirli süreli olması sebebiyle feshetmesinin hukuki bir değer ve sebep taşımadığını iddia ederek; feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; 5580 sayılı Kanun ve Yargıtay emsal kararları karşısında asgari süresi belirli iş sözleşmesiyle istihdam edilen öğretmenin kanunen belirlenmiş asgari süresi içinde iş sözleşmesi feshedilir ise, İş Kanunu’nun madde 18 ve devamı maddelerine dayanarak feshin geçersizliği ile işe iade davası açamayacağını, sözleşmenin kanun gereği bir yıllık asgari süresinin belirli olduğunu, belirli olan bu bir yıllık asgari süre içinde iş sözleşmesi feshedilen çalışanın iş güvencesi hükümleri kapsamında sayılamayacağını, bu sözleşme ile tarafların belirli bir süre bildirimli fesih yapma hakkını ortadan kaldırdıklarının belirtildiğini, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 44. Maddesi gereği belirli süreli olan sözleşmesi sona erdirilen öğretmenin altı ay süre ile aynı kurumda işe alınmasının yasaklandığının sabit olduğunu, bu yönetmelik hükmünün yürürlükte olup norm mevzuat gereği mahkemeleri bağladığını, her ne kadar Yargıtay kararlarında bu maddeden bahsedilmemiş ise de iş sözleşmesinin henüz bir yıllık asgari belirli süre dolmadan sona erdiğinin tartışmasız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, fesihten hemen sonra davalı kurumda davacı işçiyle aynı pozisyona yeni matematik öğretmeni işe alındığı, davacı işçinin eğitimli ve tecrübeli bir matematik öğretmeni olduğu, davalı kurumda matematik öğretmenine ihtiyacın sona ermesinin söz konusu olmadığı, davacı işçinin yürüttüğü işin sona ermeyeceği, yeni matematik öğretmenin alımına gidilmesinin de tutarlı olmadığı, davacının doktora eğitimine 12.08.2015 tarihinde başladığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ise 01.09.2015 tarihinde imzalandığı, davalı kurumun işe alım sürecinden davacı işçinin doktora eğitiminden bihaber olmamasının olanaklı olmadığı gibi iş sözleşmesinin doktora eğitimine imkan verdiği, davacı işçinin doktora eğitimine devam ettiği süreçte işini ve davalı kurumda vermekle yükümlü olduğu derslerini aksatmadığı, iş sözleşmesinin haftalık 20 saat ders esasına dayalı olduğu, 01.09.2016 tarihinden sonraki döneme yönelik ders saati esasından hareketle aylık ücretin taraflar arasında müzakeresinin olanaklı olduğu, davalı kurum uygulamasında öğretmenlerin yüksek lisans ve doktora eğitimini sürdürmesinin kabul gördüğü, davacının doktora eğitimine devam etmesinin davalı kurum için artı değer olduğu, davacı işçinin iş sözleşmesini ihlal eder veya işyerindeki işini aksatan ve olumsuzluklara yol açan bir eyleminin bulunmadığı nedenleri ile fesih gerekçesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Ç)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D)İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; belirli süreli iş sözleşmesi bulunduğundan davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, yenilenen ve belirsiz hale gelen bir hizmet ilişkisinin bulunmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
E)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince davacının doktora eğitimine 12.08.2015 tarihinde başladığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ise, 01.09.2015 tarihinde imzalandığı, davalı kurumun işe alım sürecinden davacı işçinin doktora eğitiminden bihaber olmasının olanaklı olmadığı gibi, iş sözleşmesinin 11. Maddesinin doktora eğitimine imkan verdiği de dikkate alındığında, İlk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
F)Temyiz Başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18/1 fıkrasında, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Dairemizin 2014 yılından sonraki uygulamalarında; 5580 sayılı yasa kapsamındaki eğitim personeli için en az bir takvim yılı için yazılı sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim yılı devam ettiğinde eğitim personeli ile yasadan kaynaklanan yeni bir asgari süreli sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim ve öğretim devam ederken, takvim yılı içinde ayrılan öğretmen yerine kalan süre için belirli süreli iş sözleşme yapılması olanağı vardır. Bu bir objektif neden kabul edilebilir. Ancak eğitim ve öğretim başına asgari süreli sözleşme yapıldıktan sonra eğitim ve öğretim devam ettiği için belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için esaslı ve yenilenmesi içinde objektif neden olmadığı sürece eğitim personeli ile yapılan sözleşme asgari süreli olarak kabul edilmekte ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği kabul edilmekteydi.
Ancak; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas - 2018/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da " 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına" karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına ilişkin Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas - 2018/2sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı özel öğretim kurumunda Matematik öğretmeni olarak çalışan davacının, davalı yanında, 01.09.2015 ve 01.09.2016 tarihleri arasında belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı anlaşılmaktadır. Şu halde, işe iade davası açılabilmesi yönünden iş sözleşmesinin kanun gereği belirli süreli olması sebebiyle 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki yasal şartların oluşmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesi'nin ve temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 35,90 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL. karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 189,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Kesin olarak 11.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy