MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar avukatları tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken emeklilik nedeni ile iş sözleşmesini sonlandırdığını bir miktar kıdem tazminatı ödendiğini, daha sonra çalışmaya devam ettiğini ve son olarak iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işverence feshedildiğini ve işçilik alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile maaş, fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının, müvekkilinin yanında iki dönem çalıştığını, ilk dönem çalışmasının emeklilik nedeni ile son bulduğunu ve kıdem tazminatının ödendiğini, ikinci dönem çalışmasının ise istifa ile son bulduğunu, davacının daha önce iş sözleşmesini emeklilik nedeni ile sona erdirdiğinden tekrar emeklilik nedeni ile sona erdiremeyeceğini ve kıdem tazminatı talebinde bulunamayacağını, herhangi bir alacağının da olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava dilekçesi incelendiğinde; davacının, iş sözleşmesinin 07.07.2010 tarihinde emeklilik nedeni ile sona erdiği ve bu dönem için fark kıdem tazminatı talep edildiği, 07.07.2010 tarihinden bir gün sonra tekrar işe girişinin yapıldığı ve 17.02.2014 tarihine kadar aralıksız çalıştığı ve iş sözleşmesinin 17.02.2014 tarihinde işverence haklı bir neden olmaksızın feshedildiği ileri sürülerek, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinde bulunulduğu saptanmıştır.
Mahkemece, davacının ilk dönem çalışmasının gerçekte emeklilik nedeni ile son bulmadığı, davalıya ait işyerindeki çalışmasının kesintisiz devam ettiği, son olarak gerekli belgeleri sunarak emeklilik için başvurmasının işverenin kabulüne bağlı olmaksızın sonuç doğuran bir işlem olduğu, işverenin bunu açıkça kabul etmeyerek kıdem tazminatını ödemeyeceğini belirtmesinin ardından davacının işe gelmemesi ile birlikte durumu istifa olarak kabul ettiği ve davacının işten çıkış işlemini yaptığı, davacının rızası dışında işten çıkarıldığı gerekçeleri ile hizmet süresinin kesintiye uğramadığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınmış, ayrıca yapılan kıdem tazminatı ödemesi de mahsup edilmiştir.
SGK kayıtları incelendiğinde; davacının, davalı nezdindeki çalışmasının 20.10.1999-09.07.2010 ve 10.07.2010-15.02.2014 tarihleri arasında gerçekleştiği, 09.07.2010 tarihinde kod 14 (emeklilik dışında yaş dışında diğer şartların tamamlanması), 15.02.2014 tarihinde ise kod 3 (istifa) bildirilerek, işten çıkış işlemlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyaki belgelerden; davacının, 30.06.2010 ve 14.02.2014 tarihlerinde davalı şirkete vermiş olduğu dilekçelerde emeklilik hakkı kazandığndan, 1475 sayılı kanunun 14. maddesi gereği iş akdinin feshedilmesini talep ettiği ve her iki dilekçeye de SGK'dan aldığı (1475 sayılı kanunun 14/5 bendi gereği kıdem tazminatına hak kazandığına dair) yazıları eklediği saptanmıştır.
Dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile davacının işverene verdiği dilekçeler ve özellikle dava dilekçesinde ilk dönem için ayrı bir kalem halinde fark kıdem tazminatı talep edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, çalışmanın kesintisiz olduğu yönündeki yerel mahkeme kabulünün hatalı olduğu anlaşılmıştır.
Davacının, davalı nezdindeki çalışması iki dönem halinde gerçekleşmiş olup; 20.10.1999-09.07.2010 tarihleri arasındaki birinci dönem çalışması, 30.06.2010 tarihli dilekçesi üzerine emeklilik nedeni ile son bulmuş ve kıdem tazminatı ödemesi yapılmıştır. Her ne kadar davacı 10.07.2010-14.02.2014 tarihleri arasındaki ikinci dönem çalışmasını da SGK'dan aldığı yazıyı da eklemek sureti ile emeklilik nedeni ile sona erdiğini bildirmiş ise de, emeklilik sebebi ile fesih hakkı bir defa kullanılabilir, emekliliğe dayalı fesih sonrasında yeniden emeklilik nedeni ile fesih yapılamaz, dolayısı ile davacının sadece ilk dönem çalışması için varsa fark kıdem tazminatı alacağının hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken (2. dönem çalışmasının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmayacak şekilde sona erdiği anlaşılmakla), hizmet süresinin kesintisiz olduğunun kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınması hatalıdır.
3- Davacının hafta tatili ve fazla mesai ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı hususları, taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı işçi, hafta tatillerinde çalıştığını, ayrıca fazla mesai yaptığını ancak ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, alacak taleplerinde bulunmuştur.
Mahkemece, dosyaya sunulan davacı imzalı puantaj kayıtlarına itibar edilerek, günlük çalışmanın 7,5 saat olduğu ve kullanılmayan hafta tatillerinin de daha sonra izin verilerek kullandırıldığı gerekçesi ile taleplerin reddine karar verilmiştir.
Puantaj kayıtları incelendiğinde davacının imzası bulunmakla birlikte, işe giriş ve çıkış saatlerinin yer almadığı ve her gün için 7,5 saat mesai yapıldığının belirtildiği görülmektedir.
Bu nedenle söz konusu kayıtlara çalışılan günlerin tespiti yönünden itibar edilmesi mümkün ise de, çalışma saatleri yönünden itibar edilemez.
4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenen iş günlerinde çalışması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
Her ne kadar yerel mahkemece, kullanılmayan hafta tatilleri için daha sonra izin verildiği gerekçesi ile hafta tatili talebinin reddine hükmedilmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere işçinin 7 günlük zaman dilimi içerisinde 24 saat dinlenme hakkı bulunmakta olup, bu hak aynı zamanda anayasal (Anayasanın 50. maddesi) da bir haktır. Bu nedenle hafta tatilinin daha sonra izin olarak kullandırılması mümkün değildir. İşveren tarafından işçiye bu şekilde verilen izin mazeret izni niteliğindedir.
Tanık beyanları bir değerlendirmeye tabi tutularak ve imzalı puantaj kayıtlarına, çalışılan gün sayısı olarak itibar edilmek sureti ile hafta tatili ve fazla mesai ücreti alacakları yeniden değerlendirilmelidir.
Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.04.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy