MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının haftada 6 gün 08:30-19:00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenmesi vererek çalıştığını, iş akdinin müvekkili tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22, 24/I-a ve 24/II-e maddeleri gereğince haklı nedenle feshedildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdini feshinin haklı nedene dayanmadığını, fazla çalışma yapmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının bilinen iki farklı çalışma dönemi olduğu, 2007 yılı öncesi çalışma düzenine ilişkin bilgi olmadığından bu döneme ilişkin hesaplama yapılmadığı, ilk çalışma döneminde föylere göre 12 saat çalışma 24 saat dinlenme usulünde 08.00-20.00 ve 20.00-08.00 saatleri arası çalıştığı, gündüz ve gece vardiyalarında birbirini takiben çalıştığı, bu dönemde bilirkişinin gece çalışmalarını dikkate alarak aylık 12 saat fazla çalışma hesabı yaptığı, yine föylere göre 08.30-19.00 arasında çalıştığı, bu dönemde ise haftalık 12 saat fazla çalışma yaptığının kabul edildiği, dosya kapsamında bulunan imzalı föylerden davacının fazla çalışma yaptığı belli ise de bilirkişinin hesabı denetime elverişli olmadığı gibi, hesap hataları da olduğu, dosyada mevcut föyler tek tek incelenerek ve taraf tanıklarının beyanları dikkate alınarak davacının fazla mesaisinin tespit edilmesi gerekirken hatalı hesaplamalar içeren ve dosya kapsamındaki belgeler yeterince irdelenmeden hazırlanan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulmasının hatalı olduğu, alanında uzman bir bilirkişiden dosya kapsamına uygun bir rapor aldırılmalı, hâkim tarafından bir denetime tabi tutulmalı, oluşacak sonuca göre, usulî müktesep hak da dikkate alınarak davacının fazla mesai alacağı hüküm altına alınmalıdır.” gerekçesi ile bozulduğu, fazla mesai ücretinin hesabında imza föylerine dayalı olarak hesaplanan dönem açısından, bozma üzerine alınan bilirkişi raporunda imza föyleri gün gün incelendiği, ancak, gündüz çalışması olan günler için de ara dinlenmesi düşüldükten sonra fiili çalışmanın 7,5 saati aşan kısmının doğrudan fazla mesai olarak hesaplanması hatalı olduğu, zira, davacının haftalık çalışmasının 45 saati aşmadığı durumlarda günlük gündüz çalışma süresi 7,5 saati geçse de günlük çalışması 11 saati geçmedikçe fazla mesai sayılmayacağı, ara dinlenmeler düşüldükten sonra, gece çalışmasının 7,5 saati aşan kısmı, gündüz çalışmasının 11 saati aşan kısmı fazla mesaidir. İmza föyleri 7 günlük periyotlara bölünerek, yani haftalık olarak ve gün gün değerlendirilmesi gerektiği, imza föylerinde çalışıldığı görülen günler arasında kalıp da imza föyünde yer almayan günler de haftalık 7 günlük periyot içinde kabul edileceği, bu şekilde çalışılan ve çalışılmayan günlerden oluşan 7 günlük periyotlar içinde haftalık 45 saati geçmese bile ara dinlenmesi düşüldükten sonra günlük 7,5 saati geçen gece çalışması, haftalık 45 saati geçmese bile ara dinlenmesi düşüldükten sonra günlük 11 saati aşan gündüz çalışması, ayrıca gece-gündüz ayrımı olmaksızın ara dinlenmeleri düşüldükten sonra haftalık 45 saati geçen çalışma fazla mesai olarak değerlendirileceği, bunlar işçinin kanuni hakkı olduğundan bu fazla mesai tespit çeşitlerinden işçi lehine olan uygulanarak fazla mesai süresi belirlenmelidir. Ancak, bozma sadece davalı temyizi üzerine yapıldığından davalının usuli kazanılmış hakkı neticeten hükmedilen miktar bakımından gözetilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilerek Mahkememizin iş bu esas sırasına kaydı yapıldığı, Mahkeme'nin 27/10/2016 tarih ve 2016/639 Esas 2016/921 sayılı kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 'nin 04/05/2017 tarih ve 2017/20782 Esas 2017/7869 Karar sayılı ilamı ile fazla çalışma alacağı yönünden bozulmuş olup bozmaya uyularak yeniden yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sonunda; taraf beyanları,bilirkişi raporu toplanan deliller ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının fazla çalışma yaptığının dosyaya sunulan imza föylerinden tespit edildiği, bozma ilamı doğrultusunda yeniden alınan 12.12.2017 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş olup Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/20782 Esas 2017/7869 Karar sayılı bozma ilamında kıdem tazminatına yönelik bir bozma olmadığından bu nedenle bu talep kesinleşmiş olduğundan kıdem tazminatı konusunda yeniden bir karar verilmediği gerekçesi ile Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2017/20782 Esas 2017/7869 Karar sayılı bozma ilamında kıdem tazminatına yönelik bir bozma olmadığından bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, fazla mesai ücreti talebinin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi,
Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/10/2012 tarihli ve 2012/9-851 Esas-2012/705 Karar sayılı kararında özetle; bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda verilecek kararlarda, bozma konusu yapılmasa da her bir taleple ilgili olarak yeniden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada Mahkemece HMK.nun 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Dairemizin 2014/31937 Esas sayılı ilk bozma ilamında davalı temyizi üzerine davalının sair temyiz nedenlerinin yerinde olmadığı ancak fazla mesai ücreti ve alacakların net mi brüt mü olduğunun belirtilmemesi konusunda hata olduğu yönünde kararın bozulduğu, Dairemizin 2017/20782 Esas sayılı 2. bozma ilamında davalı temyizi üzerine davalının sair temyiz nedenlerinin yerinde olmadığı ancak fazla mesai ücreti konusunda hata olduğu yönünde kararın bozulduğu anlaşılmaktadır. İlk derece Mahkemesi tarafından her iki bozma ilamına uyulmuş, ancak, 2inci bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde, “Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2017/20782 Esas 2017/7869 Karar sayılı bozma ilamında kıdem tazminatına yönelik bir bozma olmadığından bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına” şeklindeki açıklama ile kıdem tazminatı hakkında bir karar verilmediği, sadece fazla mesai ücreti talebi hakkında yeniden karar verildiği görülmüştür. Bozma ilamı sonrasındaki kazanılmış usuli müktesep haklar da korunmak suretiyle, dava konusu yapılan tüm alacak kalemleri hakkında yeniden hüküm kurulması gerekkir. Bu nedenle, hem kıdem tazminatı, hem fazla mesai ücreti alacağı hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, “Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2017/20782 Esas 2017/7869 Karar sayılı bozma ilamında kıdem tazminatına yönelik bir bozma olmadığından bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına” şeklindeki açıklama ile kıdem tazminatı hakkında bir karar verilmemesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05/04/2018 tarihinde oy birliğiyle kabul edildi.
Full & Egal Universal Law Academy