MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, ihbar tazminatı ile ücret alacağı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacağı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı ile davalılardan... İnşaat Gıda Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının alt işveren... Şirketi tarafından istihdam edilmek üzere işe alındığını, asıl işveren Öngör Şirketi bünyesinde 2011 yılında...'nın ilk 5 yıldızlı otelinin inşaatında çalışmaya başladığını, projenin bayramdan önce yetiştirilmesi için haftada 7 gün 08:00-18:00 saatleri arasında, 20-30 dakika ara dinlenme ile çalıştırıldığını, Şirket sorumluluarının "projeyi ramazan bayramından önce bitirelim işin sonunda ücret alacaklarınızı toplu olarak ödeyip inşallah birlikte diğer projelere de başlayacak ve çalışma koşullarını da düzelteceğiz" gibi güven veren ifadelerde bulunup işçileri hummalı çalışmaya soktuğunu, akabinde projenin tamamlanması ile davacının iş aktine bildirimsizce ve hiç bir neden gösterilmeden son verildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı Öngör Şirketi vekili, Mahkeme'nin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin ikametinin...'da bulunduğunu, davacının çalıştığı yerin de...'da olduğunu, her ne kadar diğer davalının ikameti ...'da ise de diğer davalı ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını ve müvekkiline husumet de yöneltilemeyceğini, bu nedenle davanın...'da açılması gerektiğini, bu nedenle müvekkili açısından davanın tefriki ve...'ya gönderilmesi gerektiğini, müvekiline husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalı ile müvekkilinin arasında asıl-alt işverenlik bulunmadığını, müvekkili Şirket'in... İlindeki kendi arsası üzerinde inşa ettireceği otelin kaba inşaatı için diğer davalı Şirketle değil... Endüstriyel İnş. Malz. San. Tic. Ltd. Şti. ile "anahtar teslim" olarak 28.02.2011 tarihinde sözleşme imzaladığını ve sadece bu şirkete ödeme yaptığını, inşaatta davalının fiziksel bir tek işçisinin çalışmadığını, haricen öğrendiklerine göre diğer davalı şirketin müvekkilin sözleşme yaptığı... Endüstriyel Ltd. Şti.'nden iş aldığını, bu Şirket'in de inşaatın kalıp, demir, beton, işi için ... ve ... ile ayrı bir sözleşme imzaladığını, davacı ve arkadaşlarının ... ve ...'in ustabaşılığı altında ve bu kişilerin işçileri olarak çalıştığını, yine haricen edinilen bilgilere göre... Şirketi'nin yüklenicilere yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen yüklenicilerin... Şirketi ile aralarındaki sözleşmeye göre 24/07/2011 tarihinde bitirmeleri gereken işi süre uzatımına rağmen bitirmediklerinden sözleşmelerinin feshedildiğini, diğer davalı ile yükleniciler arasındaki sözleşmenin belirli süreli olması nedeni ile iş aktinin belirli süreli olduğunu, ihbar tazminatı alamayacağını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı... Şirketi vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini,...'da yapılacak 5 yıldızlı otel inşaatında kalıp demir, beton işlerinin yapılması için yüklenici ...ve ... ile müvekkili arasında 20.04.2011 tarihinde sözleşme imzaladığını, davacının sözleşme konusu işin yerine getirilmesi için yüklenici bünyesinde çalıştığını, müvekkili şirket ile davacı arasında iş ilişkisinin bulunmadığını, davacının ... ve ...’in işçisi olduğunu, yüklenicilere sözleşme kapsamındaki hak edişlerinin ödendiğini, yüklenicilerin sözleşme süresi içinde yüklendikleri işleri yerine getirmedikleri için sözleşmenin feshedildiğini, yüklenici bu kişilerin müvekkili şirket mallarına ve inşaat alanına zarar vererek suç teşkil eden fiillerde bulunduklarını, bu nedenle haklarında ceza davası açıldığını, yüklenicilerin sözleşmeye aykırılığı ve eksik bıraktıkları işlerin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, kalan işlerin müvekkilce zarar edilmek sureti ile 3. kişilere tamamlattırıldığını, davacı ve davacı gibi dava açan diğer işçilerin yükleniciler ile danışıklı hareket ederek aynı avukata vekalet vermek sureti ile haksız kazanç elde etmek için kötüniyetli olarak dava açtıklarını, davacının sözleşme süresinin bitmesi ile çıkış bildirgesinin verildiğini, ihbar tazminatı alamayacağını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme tarafından 25/02/2015 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı... tarafından temyiz edilmesine üzere kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/13531 Esas 2017/2417 Karar sayılı ilamı ile;
1- ''...Dava dilekçesinde davacının haftada 7 gün 8:00-18:00 saatleri arasında çalıştığı ileri sürülerek fazla mesai ücreti talep edilmiştir. Dava dilekçesindeki çalışma saatlerine ilişkin bu beyanın davacıyı bağlayıcı olduğu gözetilmeksizin ve HMK.'nun 26. maddesindeki taleple bağlılık kuralı ihlal edilerek, haftada 47,5 saat fazla mesai yaptığı ancan içtihatlara göre haftada 18 saat fazla mesai kabul edileceği doğrultusundaki bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması hatalıdır. Bununla birlikte, Dairemiz tarafından aynı gün birlikte incelenen ... ... 2. İş Mahkemesi'nin 2012/585 Esas sayılı dosyasındaki ve ... ... 13. İş Mahkemesi'nin 2013/872 Esas sayılı dosyasındaki davalı tanıklarının beyanlarından davacının haftada 7 gün 08:00-18:00 saatleri arasında çalıştığı, 10 saatlik günlük çalışmadan 1 saat ara dinlenmesi düşüldüğünde günlük 9 saat fiili çalışma olduğu, 9 saat x 7 gün = 63 saat fiili çalışma olduğu, bu durumda haftalık 45 saat yasal çalışma süresinin 18 saat aşıldığı anlaşılmaktadır. Bu yöndeki hesaplamanın Dairemiz tarafından evvelce Dairemizin 2014/12250 Esas (... ... 15. İş Mahkemesi'nin 2013/1126 Esas) ve Dairemizin 2014/8596 Esas (... ... 15. İş Mahkemesi'nin 2013/1127 Esas) sayılı dosyalarında da kabul edildiği anlaşıldığından, haftalık fazla mesai saatinin neticeten 18 saat olarak kabul edilmesi nedeni ile yukarıda bahsedilen talep aşımı neticeye etkili olmadığı için bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Ünvanından inşaat işleri ile de uğraştığı anlaşılan Öngör Şirketi'nin asıl işveren, davalı... Şirketinin alt işveren olduğu bu nedenle işçilik alacaklarından davacıya karşı müşterek müteselsil sorumlu oldukları anlaşılmakla birlikte davacı temyizi bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı... Şirketi'nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
4- Çalışılan hizmet süresini çalıştığını ileri süren işçi hesaplamalıdır. Somut uyuşmazlıkta, davacı, hizmet dökümü ve işe giriş bildirgesine göre tespit edilen hizmet süresinden daha fazla çalıştığını ispatlayamadığından, bu kayıtlara göre hizmet süresi ve hükmedilen alacaklar belirlenmelidir.
5- Vekalet ücretlerinin ve yargılama giderinin, yeniden yapılacak yargılama ile ulaşılacak sonuca ve yeni hüküm tarihinde yürürlükte olacak Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre yeniden ele alınması gerektiği gözetilmelidir." gerekçeleri ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, bozma kapsamında davacının fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, asgari geçim indirimi alacağı ve ücret alacağının yeniden hesaplanması gerektiği, hesaplamanın basit hesap niteliğinde olduğu ve usul ekonomisi gereğince mahkememizce hesap edilebileceği anlaşıldığı, bu kapsamda hizmet döküm cetveline göre davacının davalı nezdinde 26/04/2011 - 30/07/2011 tarihleri arasında 3 ay 4 gün ( 94 gün) çalıştığı, davacının aylık ücretinin brüt 3.142,91 TL olduğu, feshin tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde gerçekleştirildiği konusunda ispat yükü işverende olup davacı iş aktinin haksız biçimde feshedildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise davacının belli bir süre içinde yapılacak işte çalışmış olması nedeniyle çıkışının yapıldığını savunmuş olmakla fesih nedenine göre feshin haklı bir nedene dayanmadığı belirli süreli hizmet sözleşmesi ibraz edilmemiş ise de davacının inşaat işçisi olması nedeniyle belirli süreli hizmet sözleşmesi ile çalıştırılması için objektif nedenlerin bulunmadığı, işten ayrılış bildirgesinin istifa kodu ile bildirildiği dikkate alındığında, davacının ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği, yukarıda yapılan hesaplamalar ile davacının bozma kapsamı dikkate alınarak ücret, fazla mesai ve asgari geçim indirimi alacağının hesaplandığı, fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil alacağının tanıkla ispatı nedeniyle %30 hakkaniyet indirimi yapmak gerekmiş, tespit edilen alacakların ödendiği davalı işverence geçerli delillerle ispatlanamadığından davalı... Şirketi yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı Öngör Şirketi yönünden ise aleyhe bozma nedeni yapılmadığından önceki kararda ki gibi davanın husumet yokluğundan reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile talep edilen alacakların davalı Akaydo Şirketi'nden tahsiline, diğer davalı hakkında ise davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-) Davacı temyizi bakımından:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. madde 1. fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “ 5521 sayılı Yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu Yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 427. maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen reddedilen toplam miktar takdiri indirim dahil olmak üzere 2.092,76 TL olup, karar tarihi itibariyle 2.270,00 TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davacının temyiz isteminin HUMK.nun 427/2, 432/4 maddeleri, uyarınca REDDİNE,
2-)Davalı temyizi bakımından:
Davalı... Şirketi lehine hükmedilen vekalet ücreti bakımından, takdiri indirim hariç reddedilen miktar 956,68 TL olup, davalı... Şirketi lehine 956,68 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 796,34 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/1. maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
F) SONUÇ;
Hüküm fıkrasının davalı Akaydo Şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilen 15 numaralı bendindeki "796,34" rakamı çıkarılarak yerine "956,68" rakamının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden... İnşaat Gıda Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yükletilmesine, 29/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy