MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
İLİŞKİLİ KİŞİ: ...
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, prim, manevi tazminat ve vekalet ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, prim, manevi tazminat ve vekalet ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme'nin 24/09/2014 tarih 2013/382 Esas 2014/313 Karar sayılı ilamı davacı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 26/05/2016 tarih, 2015/1976 Esas, 2016/12515 karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamında Yüksek Mahkeme'nin özetle, "Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. Davacının manevi tazminat isteminin, iş sözleşmesinin feshi üzerine, iş ilişkisine yakışmayacak şekilde müvekkillerine, bilirkişilere ve arkadaşlarına iş ilişkisinin sona erdirildiği yönünden SMS göndererek onur kırıcı davranışlarda bulunması nedenine dayandırmıştır. Manevi tazminatın iş ilişkisin,in feshine dayandırıldığı sabittir. İş ilişkisine ve İş sözleşmesinin feshine dayalı bu istemin iş mahkemesinde görülmesi gerekirken, tefrik kararı ile görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır. Taraflar arasında iş sözleşmesinin kim tarafından gerçekleştirildiği ve haklı nedene daynaıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur. İşçi iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini iddia ettiğinde, işçinin kendisinin ayrıdlığını veya feshin haklı nedene dayandığını işveren ispatlamalıdır. Dosya içeriğine göre 23/07/2009 tarihli el yazısı belgede “23/07/2009 itibariyle 21/07/2009 tarihli anlaşmaya dayalı olarak işten ayrıldığımdan … ibra ederim” şeklinde belge vardır. Bu belgenin istifa olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işveren tarafından düzenlenen ayrılış bildirgesinde de kod: 04- Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi yer almış olup, ayrılış bildirgesindeki fesih nedeni savunma ile çelişki teşkil etmektedir. Davacının istifa ettiğinin veya iş aktinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı tarafından kanıtlanamadığı gözetilerek davacı lehine kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu taleplerin reddi isabetsiz olduğundan Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden bozulmasına karar verilmiştir." şeklinde belirtildiği, bozma ilamına 01/11/2017 tarihli duruşmada uyulduğu, bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmesi gereği dosya bilirkişiye tevdii edilmiş bilirkişi Ali Çağlak tarafından hazırlanan 04.08.2017 havale tarihli rapor dosyaya sunulduğu, bilirkişi raporunun incelenmesinde Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksiklikleri giderir nitelikte olduğu ve yasaya ve yöntemine uygun ve denetime elverişli olduğu, bozma ilamı gereği başkaca yapılacak işlem olmadığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulduğu gerekçesi ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, yıllık izin ücreti, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, fazla mesai ücreti, prim ve vekalet ücreti talepleri hakkında karar verilmemiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dava tarihinin 12/07/2011 olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında 01/08/2016 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi,
Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/10/2012 tarihli ve 2012/9-851 Esas-2012/705 Karar sayılı kararında özetle; bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda verilecek kararlarda, bozma konusu yapılmasa da her bir taleple ilgili olarak yeniden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada Mahkemece HMK.nun 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Dairemizin 26/05/2016 tarihli bozma ilamına yerel Mahkeme tarafından uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde, bozma ilamı sonrasındaki kazanılmış usuli müktesep haklar da korunmak suretiyle, dava konusu yapılan tüm alacak kalemleri hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
4-Dava ve ıslah dilekçesinde faiz talebi bulunmamasına rağmen HMK.nun 26. maddesine aykırı olarak faize hükmedilmesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29/03/2018 tarihinde oy birliğiyle kabul edildi.
Full & Egal Universal Law Academy