MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde hizmetli olarak çalışmaktayken iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini, davacının 1996 yılından 31.07.2009 tarihinde iş akdinin emekliye ayrıldığı gerekçesiyle feshedildiğini, davacının kuruma emeklilik başvurusunda bulunmadığı gibi, izinli olduğu sırada iş akdinin feshedildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ilave tediye (ikramiye), Temmuz maaşı ve izin ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, kurum tarafından davacıya kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, genel tatil ve hafta tatili ücreti ödendiğini, davacının sözleşmesinde öngörülen zamanlar haricinde çalıştırılmadığını, davada hak düşürücü sürelerin aşıldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının ilave tediye alacağı bulunmadığını, 6772 Sayılı Yasanın birinci maddesi incelendiğinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın bu kapsama girmediğinin açıkça görüleceğini, davacının bütün primlerinin maaşıyla orantılı ödendiğini, davacının çalıştırıldığı tarihlerin belli olduğunu, davacının 1990 tarihi ile 01.05.1995 arasında kurumdan sadece yardım aldığını, iddiasının doğru olduğu kabul edilse bile 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde bu talebini kuruma bildirmesi veya sigortasız çalıştırıldığı döneme ilişkin son tarih olan 01.05.1995 tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde dava açması gerektiğini, bu sürelerin aşıldığını, zamanaşımının başlangıç tarihinin her bir ücret için hakkın doğduğu veya önceden kararlaştırıldığı ödeme günü olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, tanıkların dinlendiği, bilirkişi raporu alındığı, Mahkeme tarafından verilen davanın kısmen kabulüne dair 06/06/2011 tarih ve 2009/276 Esas ve 2011/154 Karar sayılı ilamın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2014 tarih ve 2013/15814 Esas-2014/1114 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, tanıkların yeniden dinlendiği, ...'na müzekere yazılarak davacının çalıştığı 1996-31/07/2009 tarihleri arasında kömür mutemedinin kim olduğu, aynı süre zarfında protokol işlerinde kimlerin hangi tarihte istihdam edildiği, davacı asilin hangi tarihlerde fiilen proktokol işlerinde çalıştığı, davacının 01/01/2000-31/12/2008 tarihleri arasında hangi görevi yaptığı, yaptığı görevin kurum uygulaması olarak kasa tazminatı veya iş riski zammını gerektirip gerektirmediği ve bu tarih aralığında davacıya kasa tazminatı veya iş riski zammı altında herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, davacının çalıştığı süre içerisinde il dışında (köylere) görevlendirilip görevlendirilmediği, görevlendirildi ise kaç kez görevlendirme yapıldığı, görevlendirmeler neticesinde davacıya herhangi bir harcırah ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılarak araştırılarak tanzim olunacak evrakların incelenmek üzere Mahkeme'ye gönderilmesinin istendiği, cevabi yazının dosyaya alındığı, bilirkişi raporu tamin edildiği, dava dilekçesinde davacının 1996 yılından itibaren davalı iş yerinde çalışmaya başladığı iddia edilmiş ise de davacının 01.05.1995 tarihinde çalışmaya başladığı bu maddi hatanın davacı tarafça düzeltildiği, davacının 01.05.1995-31.07.2009 döneminde 2004 yılı Aralık ayındaki 1 aylık fasıla ayrık kalarak hizmet süresinin 14 yıl, 2 ay olduğu, davacıya davalı tarafından 01.10.2009 tarihli makbuz ve ihtirazı kayıt ile bir kısım kıdem tazminatı alacağının bir kısmının ödendiği, bozma öncesi alınan bilirkişi raporuyla tespit edilip Mahkeme tarafından bozma öncesi hüküm altına alınan 291,00 TL kıdem tazminatı, 3.147,20 TL ihbar tazminatı, 1.686,00 TL ücret alacağı ve 5.732,40 TL yıllık izin ücreti alacağına yönelik temyiz itirazlarının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından reddolunduğu böylelikle bu alacak kalemleri yönünden bozma öncesi verilen hüküm fıkralarının taraflar yönünden kesinleştiği, yine bozma ilamı nazara alınarak davacının hafta tatili ücreti alacağının da reddinin gerektiği, davacı taraf birleşen dava ile her ne kadar kasa tazminatı ve seyyar görev tazminatı talebinde bulunmuşsa da davacının kömür mutemedi olarak görevlendirildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi protokol işlerinde görevlendirilodiğine ilişkin görev listelerinin de mevcut olmadığı, dinlenen tanık beyanlarının da bu alacak kalemlerinin tespiti konusunda beyanların soyut olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı böylelikle davacının kasa tazminatı ve seyyar görev tazminatına ilişkin taleplerinin reddedilmesi gerektiği, 72 sayılı Kanunun 1. maddesinde; ''Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmiyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.'' düzenlemesinin yer aldığı, bahse konu kanun hükmü uyarınca ilave tediye alacağına Devlet ve ona bağlı kurumlarda çalışanların hak kazanabileceğinin düzenleme altına alındığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 9.6.2017 tarih ve 2016/3 – 2017/4 Esas – Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında " ... 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile kurulan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olup, ayrı işyeri olan bağımsız işveren oldukları, bu nedenle her vakıf için işyeri düzeyinde toplu iş sözleşmesi yetkisi verilebileceği; iş güvencesi hükümlerinden yararlanmanın ön koşullarından olan işçi sayısı tespit edilirken her vakıf yönünden sadece kendi işçi sayısının dikkate alınacağı ..." sonucuna varıldığı, içtihadı birleştirme kararı ile açıkça sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğunun karara bağlanmış bulunduğu, söz konusu karar ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının 6772 sayılı kanunun 1. maddesinde belirtilen Devlet ve ona bağlı kurumlardan olmadığı belirlenmekle ve içtihadı birleştirme kararının bağlayıcı niteliği dikkate alındığında davacının ilave tediye alacağının da oluşmadığı, bozma ilamı sonrası hazırlanan 02.01.2017 tarihli raporda % 30 oranında takdiri indirim yapılarak davacının talep edebileceği ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının 1.235,48 TL ve fazla mesai ücreti alacağının hafta sonu çalışmaları dahil edilerek yapılan hesaplama sonucunda 17.962,06 TL olarak tespit olunduğu, bahse konu alacak kalemleri yönünden yapılan hesaplamanın usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacı tarafın bozma öncesinde Mahkeme'ye verdiği 23.05.2011 tarihinde verdiği dilekçeyle davayı ıslah ettiği, bozma sonrası ıslah yapılamayacağından taleple bağlı kalınarak 8.028,99 TL fazla mesai ücreti ve 200 TL ulusal bayram genel tatil ücretine hükmetmek gerektiği gerekçesi ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ücret, ulusal bayram genel tatil ücreti taleplerinin kabulüne, kasa tazminatı-iş risk tazminatı, seyyar görev tazminatı, hafta tatili ücreti alacağı ve ilave tediye alacaklarına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, hafta tatili ücreti bakımından, asıl dava dilekçesinde davacının hafta sonları cumartesileri tamamen ve son 6 ay Pazar günleri çalıştığı ama karşılığının ödenmediği belirtilmiştir. Birleşen dava dilekçesinde ise davacının sadece son 6 ay Pazar çalışması olduğu ifadesinin sehven yazıldığı, oysa Ocak 1990-31/07/2009 tarihleri arasındaki tüm Cumartesi Pazar günleri davacının çalıştığı belirtilmiştir. Bozma öncesi bilirkişi raporunda asıl dava dilekçesindeki beyanı doğrultusunda 01/01/2009-30/06/2009 tarihleri arasındaki 22 gün hesaplanmıştır. Bozma sonrası hükme esas bilirkişi raporunda ise 01/10/2004 tarihinden itibaren hafta tatili ücreti hesaplanarak fazla mesaiye eklenmesi hem davacının vekili tarafından yazılan ve davacıyı bağlayan asıl dava dilekçesindeki beyanı ile bağlılığa hem hesaplama tarih aralığı bozma nedeni yapılmadığından davalı lehine oluşan usuli müktesep hakka aykırı olup hatalıdır.
Mahkeme tarafından yapılacak iş, bozma öncesi kararda Mahkeme tarafından kabul edilen hafta tatili hesaplamasına esas gün sayısı aynen kabul edilerek, bu gün sayısı ile günlük çalışma saatinin çarpılması sonucu ortaya çıkacak rakamı fazla mesai ücretine eklemektir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.