MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işverenlikte hizmet akti ile inşaat mühendisi şantiye şefi olarak çalıştığını, aylık ücretlerini bile alamadığını, ücretleri ödenmediğinden en son inşaat tamamlandığında iş bu ücret alacağı ve diğer haklarına karşılık maliyetine inşaattan daireler verileceği sözüne karşı işine devam ettiğini ama ücret ve diğer hakları ödenmediği gibi daire verme sözünün de tutulmadığını davalının davacıyı kullandığını ve davacının alacakları büyük boyutlara varınca işine davalı tarafından son verildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirkette 01/11/2000- 01/01/2001 tarihleri arasında 59 gün inşaat mühendisi olarak çalıştığını, müvekkil şirketle hiçbir alakası olmayan (... kayıtlarına göre) davacı 13/08/1999-01/08/2000 tarihleri arasında ... Kooperetifi'nde çalıştığını, kooperatiftaki çalışmadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, hatta iddia ettiği bir dönemde davacının hiç bir yerde çalışmadığını, davacının istifa ettiğini, 1 yıllık süresinin de dolmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, usulüne uygun tebligat yapılan davalı, duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir savunmada da bulunmadığı, Mahkeme'nin 2007/1343 Esas sayılı kararında davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiği, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 08/04/2014 tarihli Bozma ilamı ile “Somut olayda davalıya dava dilekçesi ile ıslah dilekçesinin yukarıdaki yasal düzenlemeler ve ilke kararında belirtildiği şekilde usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde Mahkeme kararının bozulduğu, davalı vekilinin 17/09/2014 tarihli cevap dilekçesinde; davacının şirkette 01/11/2000- 01/01/2001 tarihinden itibaren 59 gün inşaat mühendisi olarak çalıştığını, müvekkil şirketle hiçbir alakası olmayan (... kayıtlarına göre) davacı 13/08/1999-01/08/2000 tarihleri arasında ...Kooperetifi'nde çalıştığını, müvekkil şirket ile... Kooperatifi'nin farklı tüzel kişiler olduğunu, dosyada mübrez işyeri giriş bildirgesinin müvekkil şirkete ait olmadığını, iş bu bildirgenin dava dışı kooperatif'e ait olduğunu, ... kayıtlarında da davalının müvekkil şirkette 01/11/2000-01/01/2001 tarihleri arasında 59 gün çalıştığı, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Yargıtay ilamındaki eksikliklerin tamamlandığı, davacının hakimin reddi talebi ... 8.İş Mahkemesi'nin 2017/3 Değişik İş sayılı kararıyla redle sonuçlandığı, BAM 37.Hukuk Dairesinin 2017/1670 Esas sayılı 13/09/2017 tarihli kararıyla kesinleştiği, davacının ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/787 Esas sayılı davalı için açtığı tapu iptali ve tescil davası husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle redle sonuçlandığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkeme'nin bozma ilamına uyduğu, ... kayıtları ve Ticaret Sicil Kayıtları ve diğer ilgili kayıt ve belgeler celp edildiği, davalı tanıklarının dinlendiği, bozmadan sonra gelen kayıtlar incelendiğinde, davacının ... kaydının, unvanları birbirine benzer fakat, nitelik olarak birbirinden farklı iki ayrı işyerinde, davalı...Ltd.Şti. ile dava dışı ... Kooperatifi'inde göründüğü, ilgili firmalar birbirden farklı işyerleri olduğu, her ne kadar davacı asil 17/06/2015 havale tarihli dilekçesi ile “...” yi hasım olarak göstermiş ve davasının ıslah ettiğini beyan etmişse de usuli açıdan bu hususun mümkün olup olamayacağı bir yana, HMK m.176 (2) uyarınca, her davada bir kez ıslah yapılabileceğinden ve davacı tarafın bozmadan önce 12/12/2010 harç 29/11/2010 tarihli dilekçeleri ile taleplerini ıslah ettiğinden, davalı vekilinin beyan ettiği, işyerinin aynı yerde faaliyetine devam ettiğini bildirdiği ticaret sicilinden davalı ve dava dışı ... Kooperatifinin kayıtları getirilip incelendiğinde, davacının 19/08/2015 tarihli davalı sayısını artıran ıslah adı altında bildirdiği dilekçeyle davaya yeni taraf katılmasıyla ıslah dilekçesine itibar edilmediği, davanın doğru hasım...Ltd.Şti.'ye açıldığı, her davada ıslahın bir kez olduğu, davacının aşamalarda dosyaya sunduğu dilekçelerinde 3., 4. (19/01/2016 havale tarihli ... ... Kooperatifler birliği) kişileri ve firmaları da davalı olarak belirttiği, bozma öncesi 06/07/2010 havale tarihli raporda davacının çalışması farklı yerlerde, kesintili görülse de dinlenen davacı tanıklarına göre 25/08/1998 24/03/2003 dönemine göre hesaplama yapıp, rapor verse de kararda bu şekilde oluşturulsa da, Yargıtay bozması sonrası gelen tüm kayıt belgeler incelendiğinde, davacının 0670041 ... işyeri sicil numaralı davalı şirket nezdinde 01/11/2000-01/01/2001 tarihleri arasında ... kaydının bulunduğu, ödenen prim gün sayısının ise 59 gün tespit olunduğu, davacının dava dışı 1020226 ... işyeri sicil zrsuıuln... Kooperatifi nezdinde 13/08/1999-01/08/2000 tarihleri arasında ... kaydı tespit olunmakla birlikte, işbu dava yönünden bu tespite bağlanacak herhangi bir sonuç bulunmamakla ve davacının iddia ettiği döneme ilişkin çalışmasını destekler başkaca bir kayıt tespit olunmamakla, davacının davalı şirket nezdinde çalıştığı tespit olunan 01/11/2000-01/01/2001 tarihleri arasında geçen 59 günlük süreye göre değerlendirme yapıldığı, davalı tanığı ... davacıyla bir dönem çalıştıklarını, ... da davacıyla 5-6 gün çalıştığını, davacının istifa ederek ayrıldığını Kooperatif evlerini yaptıklarını ... müteahhitlikte çalıştıklarını beyan ettiği, davacı tanığı ... bozma öncesi beyanında kendilerine bağlı 104 kooperatif olduğunu davacının davalı firma'da şantiye şefi olarak çalıştığını, davacı tanığı ...'de işyerinde kendisinin çalışmadığını, davacının inşaat mühendisi olduğunu, sürekli yıllarca çalıştığı şantiyede kaldığını, davacıya daire sözü verildiğini 3 dairenin verilmediğini işten çıktığını beyan ettiği, bir işçinin uzun süre ücret almadan çalışması her ne kadar yaşamın olağan akışına aykırı ise de işin niteliği ve somut olaydaki maddi olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacının birikmiş ücretlerinin ödenmemesi üzerine, birikmiş ve ileride doğacak ücret alacaklarına karşılık daire almak için davalıyla anlaşma yaptığı ve davalı tarafından bu alacakların ödenmemesi üzerine, iş akdinin sona erdiğinin anlaşıldığı, ancak, her ne kadar dava dilekçesinde iş akdinin davalı tarafından sona erdirildiği beyan edilmişse de dinlenen davacı tanığı ...’in davacının “ inşaatlar bitip daireleri de alamayınca işten çıkmak zorunda kaldı” beyanı karşısında, ücretleri ödenmeyen davacının iş akdini haklı ve eylemli olarak sona erdirdiği, 4857 sayılı İş Yasası'nın 24. maddesi hükmü uyarınca , işçinin ücretinin ödenmemesi nedeniyle akdi eylemli olarak sona erdirmişse de, davacının kıdemi 1 yılı aşmadığından kıdem tazminatına, yıllık izin alacağına hak kazanmadığı, akdi kendisi sona erdirdiğinden ihbar tazminatına hak kazanmadığı, feshe bağı olmayan alacakları açısından ücret alacağı ve fazla mesai alacağının oluştuğu görülmüştür, fazla mesai alacağından 1/3 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulduğu gerekçesi ile ücret ve fazla mesai ücreti haricindeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Çalışma olgusunu, bunu ileri süren işçi ispatlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının hizmet döküm cetvelinde ilk işe başladığını iddia ettiği 25/08/1998 tarihi ile 13/08/1999 tarihi arasında hiç bir yerde çalışması görünmemektedir. 13/8/1999-01/08/2000 arasında Tasfiye Halinde ... Kooperatifinde, 01/11/2000 tarihinden itibaren 59 gün davalı Şirkette çalışması görünmektedir. Sonrasında 16/04/2004 tarihine dek hiç bir yerde çalışması görünmemektedir.
Davalı Şirket antetli ve kaşeli, davalı Şirket temsilcisi ...'a izafeten imzalı belge fotokopisinde, davacının "SMM işlerini yapacak (teknik konularda) alacağı ücretlerin de daireye sayılacağı" yönünde açıklama bulunmaktadır. Bu belgede davacıya izafeten de SMM Mühendis olarak imza bulunmaktadır.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Bürosu'nun 08/12/2000 tarihli belgesinde, davacının, davalı Şirket'in tescile esas sayman mali müşaviri olduğu belirtilmiştir.
Tasfiye Halinde ...Kooperatifi'nin yazısında, kooperatif üyelerinin beğendikleri daireyi seçtikleri, davacının kendi seçtiği daireleri kooperatife yaptığı iş karşılığında aldığı ama sonra sattığı/devrettiği yönünde açıklama vardır.
Ortaklık senedine göre davacı, kooperatife 02/11/1998 tarihinde ortak olmuştur.
Davacının Kooperatifin 28/08/1998 tarihli kararı ile Kooperatif'e üye olduğu yönünde dosyada belge bulunmaktadır.
Dosyada mevcut Ticaret Sicili Gazetelerine göre, davalı Şirket'in temsilcisi ve ortağı olan..., Kooperatif'in kurucularından biridir, yani, Kooperatif ile davalı Şirket arasında organik bağ bulunmaktadır. Mahkeme'nin bu hususu değerlendirmemesi hatalıdır.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararında, davacının eldeki dosyanın davacısı, davalıların eldeki dosya davalısı olan Şirket, Kooperatif,... adlı kişi olduğu, davanın, davacının çalışmasının ve ödemelerinin karşılığını daire olarak gereğince alamadığından bahis ile tespit, tapu tescil, bu mümkün değilse daire bedellerinin tahsili talebine ilişkin olduğu, Mahkeme'nin gerekçesinde hem daire için Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açması hem işçilik alacağı için eldeki davayı açmasının hakkaniyetli olmadığı ve davacının iddiasının inandırıcı bulunmadığı, davalı Şirket ve ... adlı şahis hakkında sözleşmede taraf olmamaları nedeni ile husumetten davanın reddine, Kooperatif hakkında davanın ispatlanamadığından redddine karar verildiği görülmüştür. Bu karar Yargıtay'dan geçerek kesinleşmiştir.
Yukardaki tespitler de gözetilerek, hizmet süresi bakımından, davalı Şirket ile Kooperatif arasında organik bağ olduğu sabittir. Hizmet döküm cetvelinde davacının çalışma kaydı olmayan dönemlerde de çalıştığına dair bir kısım belgeler dosyada mevcuttur. Örnek olarak 17/05/2001 tarihli el yazısı bir tutanak, ... ... Konut Yapı Kooperatif Birliği'nin 31/03/2001 kayıt tarihli yazısı, 30/03/2002 tarihli davacı ve saha çavuşu... adı ile imzalı el yazısı yazı gibi belgeler gösterilebilir.
Davalı tanığı ..., "biz davacı da bende ... Müteahhitlikte çalşıtık, kooperatif evlerini yapıyorduk", davacı tanığı ... "Bize bağlı 104 tane kooperatif vardı ... de bunlardan biriydi, ben ... konut kooperatifler birliğinde çalışıyordum...ben davacının çalıştığını biliyorum 1998'den 2003'e kadar çalıştı" yönünde beyanları mevcuttur. Bu beyanlara göre davalı Şirket'in organik bağı olan Kooperatife inşaat işi yaptığı, davacının da şantiye şefi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu tespitler ışığında, davacının ileri sürdüğü hizmet süresini ispatladığı ve bu hizmet süresinden davalının sorumlu olduğunun gözetilmemesi hatalıdır.
Bu hizmet süresine göre davacının talepleri esas bakımından ele alınarak bir hükme bağlanmalıdır.
Diğer taraftan Mahkemenin bozma konusu ilk kararında davacının haklı nedenle iş aktini feshettiği kabul edilerek ihbar tazminatı talebi rededilmiş, davacı bu kararı temyiz etmediği için davalı lehine ihbar tazminatının reddi usuli müktesep hak oluşturmuştur. Bu husus da yeniden bozmaya mahal verilmemesi bakımından göz önüne alınmalıdır.
Ayrıca verilen ilk kararı davalı tarafından temyizi üzerine sadece usulden ve sair yönleri incelenmeden bozma da olsa, ilk Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmediği için davalı lehine miktar bakımından da usuli müktesep hak doğduğu, ilk bozma konusu kararda tespit edilen alacak miktarlarından fazlasına hükmedilemeyeceği de göz önüne alınmalıdır.
Diğer yandan, Kooperatif veya davalı tarafından davacının işçilik alacağına karşılık olduğu davalı tarafından ispatlanan ödeme veya daire teslimi gibi borcu eksilten/ortadan kaldıran nedenler var ise bunlar da gözetilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy