MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
BİRLEŞEN DAVA
DOSYASI : ... 2. İŞ MAHKEMESİNİN 2015/299 E. - 2015/529 K. SAYILI DAVA DOSYASI
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme'nin ilk kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2015/ 18360 Esas sayılı kararı ile "... Davalıya karşı açılmış davaları bulunan tanıkların aralarında menfaat birliği bulunduğundan beyanlarına itibar edilemeyeceği kaldı ki bu beyanların fazla çalışma iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığı, mevcut takograf kayıtlarının çözümü ile belirlenen çalışma saatleri itibariyle fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma sürelerinin belirlenmesi gerektiği" belirtilerek bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, dosyada mevcut takograf kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan rapor akabinde davacının alacak tutarlarının hesabında dosya tekrar hesap bilirkişisine tevdii edilerek alınan 06.10.2016 tarihli ek rapora davalı tarafın itirazı, itiraz konu belgeler yönünden bilirkişiden alınan 25.12.2017 tarihli raporda birleşen dosyadaki talepler de nazara alınarak tekrar hesaplama yapıldığı, davacının davalı işyerinde 14.03.2006-18.06.2012 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığı, en son aylık brüt 1431,76 TL. ücret ve aylık 1342,00 TL. harıcah tutarı alarak çalıştığı, iş akdinin davacı tarafından fazla mesai ve sair haklarının ödenmediği gerekçesiyle feshedildiği, kıdem tazminatı, fazla mesai, hafta tatili ve bayram genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne dair verilen kararımız hüküm kurmaya elverişli olmayan tanık beyanları ile fazla mesai ve diğer alacaklarının kabulünün hatalı olduğu, takograf kayıtlarından çalışma süreleri belirlenerek sonuca gidilmesi gerektiği yönde bozulduğu, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacının fazla mesai, hafta tatili ve bayram genel tatil ücreti alacaklarında takometre kayıtlarına ilişkin alınan bilirkişi raporundaki veriler itibariyle alacaklar tutarında hesap raporu alınmış, davalı tarafın sunduğu harcırah ödemelerine esas cari hesap fişlerinde görünen harcırah ödemelerinin nazara alınmadığı yönde itiraz nedeniyle tekrar alınan 25.12.2017 tarihli raporda şirket kayıtları ve tanık beyanları esas alınarak, birleşen dosyadaki talepleri de içerir şekilde bilirkişi tarafından iki seçenekli hesaplama yapıldığı, her iki seçenekte de davacının kıdem tazminatının bilirkişi tarafından sehven hatalı olarak farklı tutarları belirlediği, zira dosya kapsamından ve evvelki raporlarda hesap edilen 17370,00 TL. kıdem tazminatı alacağına yönelik kararımız bozma kapsamı dışında bırakıldığı, bu hal itibariyle davacının alacakları tutarında bozmadan sonra alınan 25.12.2017 tarihli bilirkişi raporunun Mahkeme tarafından benimsenen A. (şirket kayıtlarını esas alan) seçeneğine itibarla her ne kadar kısa kararda iş yoğunluğundan sehven rapordaki hatalı tutar yazılmış ise de davacının kıdem tazminatının gerçekte 17370,00 TL. olduğu belirtilmek suretiyle 19.170,00 TL. fazla mesai ücreti, 8.475,00 TL. hafta tatili ücreti ve 2663,00 TL. ulusal bayram genel tatil günleri ücreti hesabında davacının hastalık izin ve sair özel nedenlerle çalışamadığı süreler olabileceği gözetilerek takdiren %30 hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle fazla measi alacağı 13.419,00 TL., hafta tatili alacağı 5932,50 TL. ve ulusal bayram genel tatil günleri alacağı 1864,10 TL. olarak belirlenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
“Hüküm
MADDE 321- (1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HMK.’un 298/2 (HUMK. nun 382) maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır.
Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkeme kararının gerekçesinde “… bozmadan sonra alınan 25.12.2017 tarihli bilirkişi raporunun Mahkememizce benimsenen A.(şirket kayıtlarını esas alan) seçeneğine itibarla her ne kadar kısa kararda iş yoğunluğundan sehven rapordaki hatalı tutar yazılmış ise de davacının kıdem tazminatının gerçekte 17370,00 TL. olduğu ...” belirtilmiştir. Kısa kararda hüküm altına alınan kıdem tazminatı miktarı ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında kıdem tazminatı miktarı 9356 TL şeklinde yer almıştır.
Bu nedenlerle Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararına ve HUMK. nun 388, HMK.’un 297,298 ve 321. maddelerine aykırı olan kararın bozulması gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy