MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacı işçinin davalı şirkette 15.01.2007 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 02.07.2012 tarihine kadar görev yaptığını, ... Bölgesi Dağıtım Müdürü olarak çalışmaya başladığı işyerinde yatay geçiş ile 2007 Temmuz ayında ... Bölge Müdürlüğü’ne atandığını, Ağustos 2007 ayında ise terfi ederek ... ve... Satış ve Ticari Pazarlama temsilcilerinin Bölge Müdürlüğü görevini yürüttüğünü, davalı şirketin bir kısım ürünlerini kendi personeli ile bir kısmını da distribütörler kanalı ile satış yaparken 2007 yılı Temmuz ayında distribütörle olan sözleşmesinin feshedildiğini ve yeni personel ile kendi içinde terfiler sağlayarak yeni yapılanmaya gittiğini, 2007 yılı Temmuz ayından başlamak üzere tüm Türkiye’de yoğun fazla mesailer gerçekleştirilmeye başlandığını, bu yoğun mesailerin üzerine davalı şirketin 2008 yılında Özelleştirme İdare Kurulundan TEKEL’i satın almak sureti ile bünyesine kattığını ve bu dönemlerin de işçiler açısından yoğun geçtiğini, davalı şirketin özelleştirme sürecinde ödediği parayı çıkarabilmek için imkansız satış ve pazarlama hedeflerini bölge müdürlerine dayattığını, iş çıkış saatlerini dahi, servis saatlerini yukarı çekerek arttırdığını, söz konusu yoğun mesai döneminin 2010 yılı Aralık ayına kadar sürdüğünü, bu tarihten sonra servis saatlerinin nispeten aşağıya çekildiğini ancak yine de fazla mesailer yapılmasının önüne geçilmediğini, davalı şirketin söz konusu fazla mesailere ilişkin ücretleri işçilere hiçbir zaman ödemediğini, davacı işçinin cumartesileri dahil haftanın 6 günü ortalama olarak 07.00-21.30 saatleri arasında çalıştığını, mesai bitiş saatinin sabit olmadığını, 19.30-20.00 saatlerinde de işten çıkabildiğini, mesai ücretlerinin ödenmesine ilişkin talepte bulunduğunda ise şirket yetkililerinin davacı işçiyi oyalama yolunu seçtiklerini ve bu ücretleri hiçbir zaman ödemediklerini, 2010 yılı Aralık ayından sonra ise haftanın 6 günü ortalama olarak 19.30’a kadar çalıştığını, davacı işçinin çalışma saatlerini bizzat ayarlama gibi bir yetkisinin bulunmadığını, bölge müdürü ve ona bağlı çalışanların her sabah saat 07.00 gibi işte olmak zorunda olduklarını, 07.30 gibi işçilerin araçları alıp dağıtıma çıktıklarını ve önceden belirlenmiş olan dağıtım programlarını tamamladıktan sonra 19.00, 20.00, 21.00 hatta bazen 22.00 gibi değişen saatlerde işyerine döndüklerini, döndükten sonra aracın sayıldığını ve günlük işlemin tespit edildiğini, ertesi gün için aracın sigara ile yüklendiğini ve tüm satış ve sayım tamamlandıktan sonra aracın kitlendiğini ve tüm çalışanların aracı bu şekilde sayıldıktan sonra, muhasebeye para ve varsa kredili satışların sırasıyla teslim edildiğini, akabinde servisle işyerinden toplu şekilde ayrıldıklarını, işçiler şirket deposuna döndükten sonra, bölge müdürünün 1 saatten önce şirket deposundan ayrılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla mesai sonunun sabit olmadığını iddia ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00.- TL fazla mesai ücreti alacağının iş sözleşmesinin feshi tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 28.01.2014 harç tarihli ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde 15.000,00 TL olarak talep ettiği fazla mesai alacağını, 35.740,99 TL artırarak, 50.740,99TL'ye yükseltmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; ücret alacakları beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davacı işçinin geriye doğru en çok beş yıllık süre için ücret talebinde bulunabileceğini, davacı işçinin hak ettiğini iddia ettiği fazla mesai alacağı hesaplanabilecek durumda olduğundan kısmi dava açılamayacağını, davacı işçi ile davalı şirket arasında bulunan iş sözleşmesinde davacı işçinin ücretinin yasal limitler kapsamında yapacağı olası fazla çalışmaları da kapsadığının düzenlenmiş olduğunu, aldığı ücretin yönetici konumunda bulunması nedeniyle yapacağı olası fazla çalışmalar gözetilerek yüksek belirlenmiş olduğundan, davacı işçiye ayrıca fazla çalışma ödemesi yapılmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre de yılda 270 saate kadar yasal fazla çalışma ücretlerinin aylık sabit ücretin içinde ödenmesinin olanaklı olduğunu, bordro içeriklerine olan itirazlarını bordrolara bu konuda şerh düşerek haklarını saklı tutabileceğini, davacı işçiye hem yıllık performans hedeflerini gerçekleştirmesine bağlı olarak her yıl Mart ayında şirket primi, hem de her ay satış primi ödendiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ödenen bu primlerin, varsa fazla çalışma alacağını karşılayıp karşılamadığının araştırılması gerektiğini, davacı işçinin tüm ücret bordroları incelenip, banka ekstreleri ile karşılaştırıldığında, davalı şirketten hiçbir alacağının bulunmadığının görüleceğini, yönetici konumunda görev yapmış olan davacı işçinin çalışma saatlerini kendisinin organize ettiğini, davacı işçinin Temmuz 2007–Aralık 2010 döneminde günlük 16-17 saat, Aralık 2010 – Temmuz 2012 döneminde ise günlük 12,5 saat çalıştığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı işçinin 02.07.2012 tarihinde imzaladığı iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesine ilişkin protokolde davalı şirketten hiçbir fazla çalışma alacağı bulunmadığını kabul ve beyan ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının haftada 9 saat fazla çalışma yaptığı, iş sözleşmesinde kararlaştırılan yıllık 270 saatlik kısım ücretle ödendiğinden haftalık 5,19 saat düşüldüğünde haftalık 3,81 saat fazla çalışma yaptığı, davaya karşı yapılan zamanaşımı savunması nazara alındığında işverence ödenen prim ve ikramiye ödemelerini aşan bir miktar bulunmadığından, fazla çalışma alacağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, taraflar vekillerinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 12/05/2015 tarih ve 2015/9932 Esas, 2015/17412 Karar sayılı ilamıyla oyçokluğuyla bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; davacı işçinin işverenin farklı işyerlerindeki çalışmaları da nazara alınarak dosya içindeki fom kayıtları, tanık beyanları ve diğer deliller ayrı ayrı değerlendirilerek işverence yapılan prim ve ikramiye ödemesini aşan fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığı tespit edilerek yeniden bir karar verilmesi; gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflar vekillerinin temyizi üzerine hüküm Dairemizin 20/09/2017 tarih ve 2017/23754 Esas – 2017/13764 Karar sayılı ilamıyla ikinci kez bozulmuştur.
İkinci bozma ilamında özetle; mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verildiğine göre primin mahsup edilerek hesaplama yapılıp, karar verilmesi gerekirken usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olarak bozmaya uyduğu halde mahsup edilmeksizin karar verilmesinin davalının usuli müktesep hakkının ihlali olduğu ve hükme esas son bilirkişi raporunda davacının fazla mesai ücret alacağı Bölge Çalışma Müdürlüğü İş Müfettişliği tespiti ile puantaj kayıtlarına, kısaca kayda dayalı olarak hesaplandığı ve Dairemizin istikrar kazanan karaları uyarınca fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda takdiri indirime gidilmemesi gerektiğinden, mahkemece kayda dayalı hesaplanan fazla mesai ücretinden takdiri indirim yapılmasının isabetsiz olduğu belirtilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece ikinci bozma ilamına uyulmuş ise de, gereği tekraren yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, hükme esas raporu hazırlayan bilirkişi tarafından fazla mesai alacağı 3 seçenek halinde hesaplanmıştır. Birinci seçenekte fazla mesai alacağı prim mahsubu yapılmadan günlük yevmiyenin 1,5 katı yani %150 zamlı olarak, ikinci seçenekte günlük yevmiyenin 1,5 katı olarak hesaplanan fazla mesai alacağından prim mahsubu yapılmış ve son seçenek olan üçüncü seçenekte fazla mesai alacağı prim mahsubu yapılmadan günlük yevmiyenin 0,5 katı yani %50 zamlı olarak hesaplanmıştır. Hükmüne uyulan ikinci bozma ilamında, usulü kazanılmış hakkın ihlal edilmemesi için ilk bozma ilamında işaret edildiği şekilde hüküm kurulması istenmiştir. İlk bozma ilamında ise fazla mesai alacağının normal şekilde yani günlük yevmiyenin 1,5 katı oranında, bir başka anlatımla %150 zamlı olarak hesaplanıp, prim ödemesini aşan kısmının bulunması halinde bu kısmın hüküm altına alınması istenmiştir. Buna göre, mahkemece hükme esas bilirkişi raporunun ikinci seçeneğine göre hesaplanan 43.194,24-TL fazla mesai alacağının hüküm altına alınması gerekirken, yine uyulan bozma ilamlarının kapsamı dışına çıkılarak, bilirkişi raporunun üçüncü seçeneğinin hükme esas alınması hatalı olduğundan, kararın üçüncü kez bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.