MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davalı şirket ve kurumun ... 19. İcra Müdürlüğü'nün 2013/13246 Esas sayılı dosyasına haksız itiraz ederek takibin durmasına sebep olduklarını, davalılar bünyesinde sözleşmeli işçi olarak çalışan müvekkilinin Ocak 2013 tarihinden itibaren maaşlarının ödenmediğini, bundan dolayı icra takibi başlattıklarını, iş yeri uygulaması olarak müvekkilinin maaşlarının bir kısmının bankaya bir kısmının ise elden ödendiğini, davalı şirketin belediye tarafından kamu ihale kanunu çerçevesinde açtığı ihaleleri kazanarak yol ve bakım hizmeti yürüttüğünü, bu nedenle aralarında asıl- alt işveren ilişkisi bulunduğunu, ücret alacaklarının haklı ve likit olduğunu bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalılar hakkında %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı ... vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının Belediye'nin işçisi olmadığını, müvekkili Belediye'den ihale alan diğer davalı şirketi elemanı olduğunu, bu nedenle husumetin diğer davalıya ve tespit edilecek başkaca şirketlere yöneltilmesi gerektiğini, ihale konusu işin açık ihale usulü ile ihaleye çıkarıldığını, müvekkilinin ihale ile verdiği hizmetlerin yürütülmesinde kendi işçilerini görevlendirmediğini, dosyada müvekkilinin bu işlerde ihale alan firmalarla birlikte sorumlu olduğunu gösteren bir sözleşme ve benzeri belge olmadığını, ihale ile yapılan hizmetlerde işçilerin özlük hakları konusunda Belediye'nin belirleyici olmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacının bahsettiği kadar alacağı olmadığını, davacının 21/12/2012 tarihinde belirli süreli iş akdi ile işe başladığını, aylık brüt 950,00 TL. ücret aldığını, bordrosunda mesailerin ayrıca gösterildiğini, davacının 4 Nisan tarihinden itibaren işe gelmediğini, dini-milli bayram çalışmasının olmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, icra dosyasına konu olan alacağın ücret alacağı olduğu, davalı ... Belediyesinin yol ve bakım işlerini ihale ile diğer davalı ... Şirketine verdiği, davacı da bu kapsamda ... Şti'nde filen çalıştığı, bu duruma göre her iki davalı arasında 4857 sayılı Kanun'un 2/6 maddesi kapsamında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin kurulduğu, davacının alt işverenin işçisi olduğu yerleşik içtihatlar doğrultusunda işçilik alacaklarından müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, 4857 sayılı Kanun'un 32nci maddesi kapsamında davalıların ödemeyi ispat etme külfetleri bulunduğu, yazılı belge veya imzalı bordro ile ödemeyi ispat etmeleri gerektiği, dosya kapsamında bu şekilde bir ispat vasıtası ileri sürülmediği, yargılama sonunda toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07/10/2015 tarihli 2015/25158 Esas sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, 25/01/2017 havale tarihli bilirkişi raporu ile davalı işveren tarafından İbraz edilen “para makbuzu” başlıklı ve davacı imzasını havi belgelerde belirtilen ödemelerin davacının banka hesabına yatırılıp yatırılmadığının tespiti bakımından ... ... Şubesi nezdindeki davacıya ait hesaba ait hesap dökümünün celbedildiği, davacının banka hesabına Ocak 2013 dönemi maaşına mahsuben yatırılan 700,61TL. dışında başkaca bir ödemeye rastlanmadığı, o halde “4857 sayılı İş Kanunu’nun ücrete ilişkin 32. maddesinde 2008 yılında yapılan değişiklikle, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak Türk Parası ile işyerinde veya özel olarak açılan banka hesabına ödeneceği, işverenlerin çalıştırdığı işçilerin ücretini ve bu nitelikteki istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemeyeceğini, belirten mutlak emredici bu düzenleme uyarınca davalının dayandığı para makbuzu adlı belgelere itibar edilmesinin mümkün olmadığını, işverenin ancak banka kayıtları ile bu ödemeyi ispat edebileceği" şeklindeki yasal düzenleme karşısında davalı işverenin dayandığı 15.02.2013 tarihli “para makbuzu” başlıklı belgeye itibar edilmesinin mümkün olmadığı, nitekim celbedilen davacıya ait banka kayıtlarında bu yönde bir ödemeye de rastlanmaması nedeniyle dava konusu ücret alacağından mahsubu gereken bir tutar bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacı asilin Mahkeme'ye çağrılarak davacıya atfen imzalı makbuzlar kendisine gösterilerek imza ve içeriği hakkında beyanının sorulduğu, "alınan beyanda gösterilen para makbuzları içeriğinin tam olarak hatırlayamadığı, ancak imzanın doğru olduğu, tarihin yanlış olduğu" şeklinde net olmayan bir beyan verdiği, tetkikinde sözkonusu makbuz/avans ödemeleri geçmiş aylara ait birikmiş bakiye alacaklara ait olduğu, dava konusu talep edilen döneme ait ödeme olmadığı, davalı ... Şirketi bünyesinde çalışan işçilerin maaşlarının asgari ücrete tekabül eden kısmın işçilerin banka hesaplarına yatırıldığı, dava dosyasına Banka tarafından sunulan davacıya ait hesap özetinde Ocak 2013 maaşının 12.03.2013 tarihinde banka hesabına yatırıldığı görüldüğü, dolayısıyla davalı şirket tarafından dava dosyasına sunulan makbuz örneğinin, 2012 yılı birikmiş elden ödeme bakiye alacaklarına ait olduğu anlaşılmış olup makbuz üzerinde bulunan tarihteki cari alacak ile ilgili olmadığı, dolayısıyla dava konusu Ocak-Nisan 2013 dönemine ait bir ödeme olmadığından, söz konusu makbuz tutarının davacı alacağından mahsup edilmemesi gerektiği, aynı konu ve sebeple daha önce açılan ve karara bağlanılan aynı Mahkeme tarafından görülen 2013/236, 238, 240, 242, 244 Esas sayılı dosyaların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş oldukları, söz konusu davalarda da ödeme makbuzları bulunmasına rağmen, davaların Yargıtay tarafından onandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı ...'nın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Bozmada davacıya yemin ettirilmesi belirtilmiş değildir. Davalılar da davacıya yemin teklif etmemiştir. 6100 sayılı Yasa ile re'sen yemin teklifi usulü kaldırılmıştır. Bunlara rağmen davacıya mahkeme tarafından re'sen yemin ettirilmesi hatalıdır.
3-Para makbuzu bakımından, davacı asil 12/09/2017 tarihli celsedeki beyanında “Mahkemece tarafıma gösterilen para makbuzunun içeriği doğru imza da doğru ancak tarih yanlıştır. Hatırladığım kadarıyla 2012 yılının 12 ayı ama gününü de hatırlamıyorum bu şekilde bana gösterilen belge hakkında beyanda bulunuyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı asil makbuzu doğrulamıştır. Makbuzun tarih kısmında silinti veya kazıntı yoktur. Bu nedenle 2013 yılı Şubat ayı maaşından ödenen net 335,00 TL.nin mahsubu gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy