MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 31. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu feshin haklı nedenle yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar vermiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 26/12/2012-15/07/2015 tarihleri arasında modern kanal satış temsilcisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence geçersiz nedenle feshedildiğini, davacının alkollü araç kullanması sebebiyle, işverence tutanak tutulduğunu, davacının savunmasının alındığını, davacının savunmasını verdiğini, davacının alkollü araç kullanması sebebiyle 12/02/2014 tarihinde ehliyetine el konulduğunu, ilgili trafik cezasını davacının ödediğini ve şirkete durumu şifahen bildirdiğini, daha sonra 21/03/2014 tarihinde ehliyetsiz araç kullanırken hem davacıya hem de davalı şirkete ceza kesildiğini, ceza makbuzunun şirkete tebliğ edildiğini, davacı kendisine kesilen cezayı ödediğini, şirkete kesilen cezanın da davacının Mayıs 2014 maaşından kesildiğini, davalı şirketin davacının içinde bulunduğu durumu 21/03/2014 tarihinde öğrendiğini, davacının 12/08/2014 tarihinde 6 ayı tamamlayıp ehliyetini teslim aldığını, davalı işvereninin fesih hakkını süresi içerisinde kullanmadığını, işverence yapılan feshin geçersiz ve haksız sebeplere dayandığını ileri sürerek, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işyerinde 26/12/2012-15/07/2015 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını, davacıya işveren tarafından araç tahsis edildiğini, personellere tahsis edilen araçların trafik cezaları olup olmadığının işverence denetlendiğini, davacının 21/03/2014 tarihinde ehliyetine 6 ay süre ile el konulduğunu, bu süre zarfında davacının ehliyetsiz araç kullandığını, davacının ehliyetsiz araç kullanmaktan ceza aldığı, davacının bu durumları işverenliğe bildirmediğini, davacının söz konusu eylemlerinin tespit edilmesi üzerine davacıdan savunma alındığını, davacı 02/07/2015 tarihli savunması ile tüm eylemleri kabul ettiğini, davacının savunma dilekçesi 10/07/2015 tarihinde ilgili birime ulaştığını, aynı gün davacının iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranış ve işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü gerekçeleri ile feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, sunulan trafik para cezası makbuzu, 02.07.2015 tarihli davacı savunması birlikte değerlendirildiğinde, davacının kendisine iş nedeni ile tahsis edilen ve dava dışı ... Motor tarafından davalıya kiraya verilen aracı kullanırken alkollü olduğu, alkollü araç kullanmaktan para cezası kesildiği, cezanın ... Motor tarafından ödendiği, davacı ehliyetine 6 ay süreyle el konulduğu, ardından ehliyetsiz araç kullanmaktan para cezası kesildiği, araç için kesilen cezanın yine ... Motor A.Ş tarafından ödendiği hususu taraflar arasında nizalı olmadığı, davacının alkollü araç kullanımı nedeni ile ehliyetine el konulmasını işverene bildirmemesinin sadakat borcunun ihlali olduğu, ehliyetsiz araç kullanımı iş güvenliğini tehlikeye sokan davranış olacağından davalının İş K. 25/II (e) ve (ı) bentleri gereği iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu sonucuna ulaştırdığı, davacının ehliyetine el konulması 12.02.2014 tarihi olduğu, davacının bu tarihten 12.08.2014 tarihine kadar 6 ay süreyle ehliyetsiz araç kullandığı, ehliyetsiz araç kullanmaktan dolayı da 21.03.2014 tarihinde bir başka ceza da aldığı, sözkonusu bu davranışı İş Kanunu 25/II (e) maddesindeki işverenin güvenini kötüye kullanma devam ettiği gibi, ehliyetsiz araç kullanarak iş güvenliğini tehlikeye atma davranışında “temadilik” olduğu sonucuna varıldığı, 12.02.2014 tarihinde 6 ay süreyle ehliyete el konulduğundan, 6 aylık süre sonu olan 12.08.2014 tarihine kadar davacının İş K. 25/II (e) ve (ı) bendinde düzenlenen işçi olumsuz davranışı devam ettiğinden, 12.08.2014 ile feshin gerçekleştirildiği tarih olan 15.07.2015 tarihleri arasında 1 yıllık sürenin sona ermediği, 02.07.2015 tarihinde davacının savunmasının alındığı, davacının ...’da çalıştığı şirket merkezinin ...’de olduğu, 10.07.2015 tarihinde ... tarafından davalı şirket insan kaynakları grup başkanlığına sunulduğu, uygun olduğunun belirtildiği, 15.07.2015 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiği, feshin yetkili makam olduğu anlaşılan İnsan Kaynakları grup müdürlüğü önüne getirilmesinden sonra 6 iş günlük hak düşürücü süre içinde kullanıldığının tespit edildiği, diğer yandan davalının tüzel kişilik olduğu, savunma alma, davacının ...’da, şirket merkezinin ve feshe yetkili makamın ...’de olması birlikte değerlendirildiğinde 02 Temmuz ile 15 Temmuz arasındaki sürecin “makul süre” olduğu, feshin makul sürede gerçekleştirildiği gerekçesiyle, haklı nedene dayanan feshin usule ve oluşa uygun olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
D) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının savunmasını isteyen, sonrasında fesih işlemini gerçekleştirdiği ve yetkili makam olduğu anlaşılan İnsan Kaynakları Grup Başkanı ...'in davacının savunmasını talep ettiği 02/07/2015 tarihi itibariyle davacının feshe gerekçe yapılan davranışlarından haberdar olduğu, aynı tarihte davacının savunmasını verdiği, bu tarih sonrası davalı şirketce herhangi bir disiplin soruşturma işlemi yürütülmediği, dosyaya sunulan 10/07/2015 tarihli davacının iş akdinin feshinin uygun olacağının teklif edildiği yazının 6 günlük fesih süresinin kesilmesi sonucunu doğurmayacağı, davalı işveren bu hak düşürücü süre geçtikten sonra davacının iş akdini feshettiğinden usul ve yasaya uygun bir haklı fesihten söz edilemeyeceği, ancak davacının dosya kapsamı ile ispatlanan kendisine zimmetli araç ile alkollü araç sürerken yakalandığının sabit olması, sürücü belgesi geri alındığı halde bu durumu davalı işverenliğe bildirmeden aynı araçla sürücü belgesi geri alındığı halde trafiğe çıkmaya devam etmesi gibi davranışları sebebiyle artık iş ilişkisi davalı işveren açısından normal ölçülerde sürdürülemez halde olduğu, yapılan feshin hak düşümü süresinin geçirilmesi sebebiyle haklı olmasada artık geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davacının sair istinaf sebepleri yerinde olmasa da feshin haklı sebeple yapıldığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüş, HMK.nun 353/1-b-2 maddesine göre Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
E) Gerekçe:
İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26 ncı maddesinde, fesih nedeninin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğrenilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
4857 sayılı İş Kanununda, işçinin maddî çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddî bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkânı vardır.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
Haklı fesih nedeninin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez (Yargıtay 9.HD. 15.2.2010 gün, 2008/16869 E, 2010/3345 K). Örneğin, ücreti ödenmeyen işçi ödeme yapılmadığı sürece her zaman haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir. Bu örnekte işçi açısından haklı fesih nedeni her an devam etmektedir. Ancak işçinin daimî olarak bir başka göreve atanması veya iş şartlarının esaslı şekilde ağırlaştırılması halinde, bu değişikliğin sonuçları sürekli gibi görünse de işlem anlıktır. Buna göre sözleşmesini feshetmeyi düşünen işçinin bunu altı işgünü içinde işverene bildirmesi gerekir. Yine işyerinde işi yavaşlatma ve üretimi düşürme eyleminin süreklilik göstermesi durumunda, altı iş günlük süre eylemin bittiği tarihten başlar.
4857 sayılı Yasanın 26 ncı maddesinde öngörülen altı işgünlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.
Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez. Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması bu yönde olup, geçerli nedene dayanılarak yapılan fesihlerde belirtilen hak düşürücü sürelerin yerine “makul süre” içinde sözleşmenin feshedilebileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD. 2.2.2009 gün 2008/9790 E. 2009/1003 K.).
Dosya içeriğine göre, davacının ehliyetine alkollü araç kullanmaktan 12.02.2014 tarihinde 6 ay süreyle el konulmuş, davacı 12.08.2014 tarihine kadar ehliyetsiz araç kullanmış, 21.03.2014 tarihinde ehliyetsiz araç kullanmaktan ceza almış, davalı bu durumu 30.06.2015 tarihinde ulaşan ceza kararı ile tespit etmiş, bunun üzerine 02.07.2015 tarihinde davacının savunması alınmış, olaya ilişkin evrakların davacı ...'da çalıştığı ve merkezin ...'de olması nedeniyle 10.07.2015 tarihinde ... tarafından ...'deki şirket merkezi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığına sunulduğu ve 15.07.2015 tarihinde iş akdinin feshedildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklandığı gibi temadilik olması durumunda 1 yıllık süre işlemeyecektir. Davacının ehliyetsiz araç kullanımı 12.08.2014 tarihine kadar devam ettiğinden 1 yıllık süre geçmemiştir. Ayrıca işverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlayacağından ve davacının savunması 02.07.2015 tarihinde alınarak, feshe yetkili mercii olan İnsan Kaynakları Daire Başkanlığına 10.07.2015 tarihinde bildirildiğinden, 15.07.2015 tarihinde yapılan fesih süresindedir. Bu nedenle haklı fesih nedeniyle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararı yerindedir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi ve 6100 sayılı HMK.’nun 373/2. maddeleri uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
F) Sonuç:
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1. Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Alınması gereken 35,90 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8,20 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4. Davalının yaptığı 274,50 TLyargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
7. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 03/10/2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy