MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı - karşı davalı isteminin özeti:
Davacı-karşı davalı işçi vekili, müvekkilinin 06/07/2004-30/06/2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde muhasebe elemanı olarak çalıştığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı - karşı davacı cevabının özeti:
Davalı - karşı davacı şirket vekili, davacının kendi isteği ile istifa ederek işten ayrıldığını, 02/07/2008 tarihinde başka bir işyerinde başladığını, fazla mesai yaptığı zaman ücretlerin bordro karşılığı ödendiğini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde ... olmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini, karşı dava olarak ihbar tazminatı alacağını istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, uyuşmazlığın işçi çıkış belgesi başlıklı yazıdaki imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında olduğu, eldeki dosyada alınan 12/01/2011 tarihli bilirkişi raporunda işçi çıkış belgesindeki imzanın davacıya ait olmadığının belirtildiği, Mahkeme tarafından ceza mahkemesinden Adli Tıp Kurumu raporu beklenmiş ise de ceza mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan istenilen rapor belge eksikliği nedeniyle tanzim edilemediği, eldeki davanın açılma tarihinin 10/02/2009 olduğu, Mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu raporu beklenmesi durumunda yargılamanın daha da uzayacağı, davacının tek geçimi işi olduğundan durduk yere istifa etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki davacının ödenmemiş fazla mesai alacağı bulunduğu da ortada olduğu, hal böyle olunca daha fazla yargılamanın sürüncemede kalmaması için Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesine gerek görülmediği, dinlenen davacı tanıkları da iş akdinin davalı işverence sonlandırıldığını beyan ettiği, gerek davacı tanıklarının beyanı gerekse tek geçimi işi olan davacının işi bırakması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan ve davacının kendisine haklı fesih hakkı tanıyan fazla mesai alacağı bulunması da dikkate alınarak mevcut delil durumu itibariyle davacının iş akdinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz sonlandırıldığı kanaatine varıldığı, 26/10/2011 tarihli bilirkişi raporu ile 27/03/2012 havale tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplamaya itibar olunmuş davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verildiği, davacı fazla mesai alacağı talep etmiş olup dinlenen tanık beyanlarından davacının fazla mesai alacağı bulunduğu kanaatine varılmakla bu alacak tanık beyanına dayalı olduğundan %30 hakkaniyet indirimi yapılarak 27/03/2012 havale tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplamaya itibar olunduğu, fazlaya ilişkin talep itibar olunan bilirkişi ek raporundaki hesaplama ile örtüşmediğinden reddedildiği, yıllık izin ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının varlığı ispat olunmadığından bu yöne ilişkin talebin reddine karar verildiği, davalı işveren karşı dava yoluyla ihbar tazminatı talep etmiş ise de davacının iş akdinin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilmiş olması ayrıca davacı için fazla mesai ödenmemiş olmasından dolayı haklı fesih imkanının bulunması nedeniyle davalı karşı davacının karşı davasının reddine karar verildiği gerekçesi ile davacı karşı davalı işçinin yıllık izin ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti haricindeki taleplerinin kabulüne, davalı karşı davacı işverenin ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı-karşı davacı işveren vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
Dosyada mevcut 30/06/2008 tarihli “işçi çıkış belgesi” başlıklı belgede “işyerimden maaş ve izin ücretimi aldığımı ve kendi isteğimle işyerimden ayrıldığımı beyan ederim” yönünde açıklama ile davacıya atfen imza ve tanık sıfatı ile iki kişiye ait imzalar bulunmaktadır.
Davacı bu belgedeki imzayı inkar etmiştir.
Bu belgede tanık sıfatı ile imzası bulunan kişiler hakkında Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açılmıştır. Eldeki dosyadaki ve Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki imza incelemesine dair bilirkişi raporları imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında çelişiktir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında, Adli Tıp raporu alınması gerektiğini belirterek Asliye Ceza Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Eldeki davada delil olarak ileri sürülen belgedeki imzanın ceza davasına konu olması karşısında Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının sonucunun beklenerek, bu ceza davası dosyasının sonucunun eldeki davaya etkisi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy