MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 15. İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı ... avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davalı ...'nın avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 27/09/2010-07/01/2015 tarihleri arasında çalıştığını, müvekkilinin çalışırken işe alım ve işten çıkış işlemlerinin ... Belediyesi bilgi işlem müdürlüğü tarafından yapıldığını, zabıta personeliyle aynı işi yaptığını, 07/01/2015 tarihinde toplam 6 mesai arkadaşıyla birlikte kendilerine telefonla bir daha işe gelmemesinin ve iş sözleşmesinin feshedildiğinin ... Belediyesi yetkililerince bildirildiğini, bu tarihte kendilerine iletilen bu durumu mesai arkadaşlarıyla birlikte tutanakla imza altına aldıklarını, iş sözleşmesinin usul ve yasaya aykırı olarak feshedildiğini , saha teknik personeli olarak Eminönünde çalıştığını, esnaf tabelalarının kontrolünü, bina numaraları, barkod ve proje çizimlerinin kontrolünü kadrolu zabıtalar gibi çalışarak yaptığını iddia ederek davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatı olarak 8 aylık brüt ücret tutarında tazminata hükmedilmesine ve boşta geçen süreler yönünden 4 aylık ve diğer ücretler ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; diğer davalı şirket çalışanı olan davacının iş sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığını, müvekkilinin davacıyı işten çıkarma hak ve yetkisinin bulunmadığını, davacı ve diğer ... arkadaşlarının 07/01/2015 tarihinde aranmadığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından feshedilmediğini, ...’de kent bilgi sistemini oluşturmak amacıyla ... bölgesinin saha verilerini belediyenin coğrafi bilgi sisteminde kullanmak ve saha verilerini sisteme entegre etmek için ... başlatıldığını, tüm bağımsız bölümlere barkod yapıştırıldığını, bu saha çalışması için ekip oluşturulduğunu, bu işlemler için bilgi işlem personeli yeterli gelmediğinden hizmet alımına gidildiğini, davacının da bu hizmet alımı kapsamında istihdam edildiğini, müvekkili idareye husumet yöneltilemeyeceğini , projenin süreli olduğunu 1 yıllığına yapıldığını ancak faaliyetler uzadığından 4 yıla uzatıldığını savunarak davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ... şirketi cevap dilekçesinde; ihale usulü iş yapan müvekkili şirketin işin bitmesi nedeniyle davacının iş sözleşmesini 31.12.2014 te feshettiğini, feshe son çare olarak başvurulduğunu bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın husumet yönünden reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalı ...'nin işyerinde diğer davalı ... şirketinin personelinin istihdam edildiği, çalıştırılan işçilere emir ve talimat verme, sevk ve idare ile işe alma, işten çıkarma yetkisinin davalı ...'de olduğu, hizmet alımı yapılan şirketler değişse bile davacının Belediye'ye ait aynı işyerinde kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiği, davalı ...'nun bağımsız bir işyeri ve iş organizasyonun bulunmadığı, bordro işvereni sıfatına sahip olduğu, bu nedenle taraflar arasında hizmet alım ihale sözleşmelerinin ve uygulamalarının muvazaalı bir işleme dayandığı ve alt işveren firmalarında çalışan işçilerin başlangıçtan itibaren asıl işveren davalı ... işçisi sayılması gerektiği ,İş Kanunu 19. maddesine göre işveren fesih bildiriminin yazılı olarak yapmak zorunda olduğu davalılar tarafından yazılı bir fesih bildirimi yapılmadığından iş sözleşmesinin feshinin şekil yönünden geçersiz olduğu, ayrıca davalılar iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle sona erdiğine ilişkin herhangi bir delil dosyaya sunmadığından davanın kabülüne karar verilmiştir.
Ç)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge adliye mahkemesince, davacının iş akdinin 07/01/2015 tarihinde feshedildiğinin davalı ... yetkililerince bildirildiği dikkate alındığında davanın 1 aylık yasal süre içinde açıldığının yine daha önceki dönemlerde de aynı benzer söylemlerde bulunulsa da davacının çalışmasına o tarihlerde devam etttiğinin anlaşılması karşısında 07/01/2015 tarihli fesih işlemininin yazılı ve açık ve kesin sebep bildirilerek yapılmamış olması ve usulüne uygun fesih yapılmaması karşısında ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ayrıca dosya kapsamında kamu düzenine aykırı bir yönde bulunmadığının anlaşılması karşısında davalı ... Başkanlığının süresinde gerekçeli istinaf dilekçesini sunmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 352-355 md. göndermesiyle aynı kanunun 353/1-b-1 md. gereğince gerekçeli istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz başvurusu :
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
F)Gerekçe:
Taraflar arasında davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı ve davacının davalılardan hangisinde işe iadesine karar verileceği konusu uyuşmazlık konusudur.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı biçimde kurulması halinde işçi gerçek işveren işyerine iade edilmeli, ancak işçinin iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacaklarından (boşta geçen en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ile birlikte işçinin süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat) muvazaalı işlemin tarafı olan gerçek veya tüzel kişi gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.
Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Keza aynı maddenin 7. fıkrasına göre, “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.”
Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.
Asıl alt işveren ilişkisinin gerçekleşmesi için, asıl işverenin mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işi yada asıl işin bir bölümünü alt işverene vermesi gerekir. Verilen iş, mal veya hizmet üretimine ilişkin olmayan bir iş ise, bu tür bir ilişki doğmaz.
Alt-asıl işveren arasındaki ilişki, niteliğine göre, eser, taşıma, kira gibi sözleşmelere dayanır. Alt işveren üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda, ama kendi adına ve bağımsız bir biçimde yürütür. Çalıştırdığı işçilerle kendi adına iş sözleşmesi yapar; gerekli talimatları verir; işçilere ücretlerini kendisi öder; ücret bordrolarını düzenler; ... primlerini yatırır.
Bir asıl işin yasa kapsamında işveren tarafından alt işverene verilmesinin düzenlenmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/7 maddesi ve Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca muvazaa iddialarının araştırılmasına engel teşkil etmez. Söz konusu hükümde sayılan işlerin alt işverene verilmesine dayanılarak iş sözleşmesinin feshi, muvazaa iddiasının ispatı hâlinde geçersiz olacaktır. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/7 maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Bu kriterler, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi sureti ile haklarının kısıtlanması veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması olarak belirtilmiştir. Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, alt işveren işçisi, aynı madde uyarınca başlangıçtan itibaren asıl işveren işçileri sayılacaktır. Böyle bir durumda işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerekir. Zira alt işveren gerçekte işveren değildir ve işveren sıfatı bulunmamaktadır.
Tarafların gerçek iradeleri işçi temini olduğu halde, bunu bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak göstermişlerse muvazaalı bir hukuki işlem söz konusudur. Asıl işveren işçilerinin hakları kısıtlanarak alt işveren işçisi olarak çalıştırılması, hangi alt işverenle çalıştıklarını bilmemesi gibi bulgular bu ilişkinin muvazaalı olduğuna işaret eden diğer özelliklerdir.
Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır.
Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısından asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı kabul edilmelidir (Yar. 9. HD. 30.03.2015 gün ve 2014/934 Esas, 2015/12261 Karar, Yar. 22. HD. 25.06.2013 gün ve 2013/13693 Esas, 2013/15578 Karar, Yar. 7. HD. 21.02.2013 gün ve 2013/ 2322 Esas, 2013/1429 Karar).
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdi yazılı bir fesih bildirimi olmadan usulüne uyulmadan feshinin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından mahkemenin davacının işe iadesine karar vermesi isabetlidir.
Davalılar arasındaki ilişki bakımından ise Belediye Kanunun 67 maddesinede alt işverene verilebilecek işlerin düzenlendiği bu maddede “Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım vetemizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaçokuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir. “ denildiği, somut olayda 11 bölgeden oluşan kroki bazlı saha çalışması hizmet alımı adı altında ihaleye çıkılan kent bilgi sistemine .... ilçesindeki yapıların ve özelliklerinin kaydı işinin alt işverene verilmesinde ilgili kanun maddesine göre bir sakınca bulunmadığı, davalı işyerinde alt işverene bırakılan işlerin Belediye Kanunun 67 maddesine göre alt işverene verilebilecek işlerden olduğu, yapılan kamu ihalesi ile alt işverenlik sözleşmesi imzalandığı, tanık beyanlarından da zabıtaların işçilere güvenliği sağlamak amacıyla refakat ettikleri, davacı işçinin iddia olunduğu gibi kadrolu zabıtalarla aynı işi yapmadığı, , asıl işverenin kamudan doğan sorumluluğu sebebi ile denetim görevini yapması ve denetim görevi kapsamında sözleşmenin feshi ile ilgili bildirimde bulunmasının muvazaayı göstermediği anlaşılmakla davalılar arasında geçerli bir asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu kabul edilerek davacının alt işverene iade edilip mali haklardan davalıların birlikte sorumlu tutulması gerekirken davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi ve 6100 sayılı HMK.’un 373/2. maddeleri uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
G) Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile
1.Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın kabulü ile, feshin geçersizliğine, davacının davalı alt işveren -ENFO BİLİŞİM LTD ŞTİ. nezdindeki İŞİNE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işveren tarafından işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davalıların müşterek-müteselsil sorumluluğunda olması kaydı ile davacının kıdemi dikkate alınarak taktiren davacının 4 aylık brüt ücret tutarı olarak belirlenmesine,
4- Davacının işe iadesine için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin gerektiğinin TESPİTİNE,
5- Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan .... uyarınca hesaplanan 2.180,00 TL. maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6- Alınması gereken 35,90 TL. karar - ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 8,20 TL. karar - ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
7- Davacının yaptığı harçlar dahil toplam 1.675.40 TL. yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine,
9-Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olarak 08.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy