MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, davacının 25/08/1989 tarihinden iş akdinin işverenler tarafından haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiği 01/08/2001 tarihine kadar şef garson olarak aylık net 975,00 TL. ücretle her gün 08:00-24:00 saatleri arasında çalıştığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı ... vekili, davacının dava dilekçesinde belirtilen sürelerde davalı işyerinde çalışmadığını, 01/08/1990-15/09/1990, 01/01/1990-15/03/1991, 11/08/1991- 01/08/1992 ve 01/06/1992-31/05/1993 tarihleri arasında aralıklı olarak çalıştığını, müvekkilinin iyerinde asgari ücret uygulamasının olduğunu,... Gazinosunun senenin belli aylarında bazı günler çalıştırıldığını, davacının fazla mesai, bayram ve tatil çalışmaları ile yıllık izin alacaklarının zamanaşımına uğradığını, yıllık ücretli izinlerinin Ramazan ayında kullandırıldığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... - ... vekili, davacının müvekkilerine miras yolu ile intikal eden işyerlerinde 01/08/1990-15/09/1990, 01/01/1990-15/03/1991, 11/08/1991- 01/08/1992 ve 01/06/1992-31/05/1993 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığını, sürekli çalışmasının olmadığını, davacının başka işverenlere ait işyerlerinde çalıştığının hizmet döküm cetvelleriyle sabit olduğunu, fazla mesai, yıllık ücretli izin, bayram ve tatil çalışmalarına ait ücret talep hakkı zamanaşımına uğradığını, çalıştığı diğer işverenlere başvurması gerekirken müvekkillerini bu hususta dava etmesi yasal dayanaktan yoksun kötü niyetli bir dava ikamesi olduğunu ve MK 2. maddesinde düzenlenen objektif iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının yıllık ücretli izin, fazla mesai, bayram ve tatil günleri için talep edilen ücretin zamanaşımına uğradığını, ... vekilince sunulan beyanlara aynen katıldıklarını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme tarafından daha önce 16/04/2014 tarihinde verilen 2005/585 Esas sayılı kararın davalı temyizi sonucunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/28196 Esas sayılı ilâmında belirtilen "...Uyuşmazlık, yargılama sırasında ölen davalının mirasçılarının taraf ehliyetine sahip olup olmadıkları ve taraf teşkili sağlanıp sağlanmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (HMK m.114/1-d). Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/,I maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. 6100 sayılı HMK.’nun 55. Maddesi uyarınca taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir”. Bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Zira mirasçılara intikal etmeyen, tarafın ölümü ile konusuz kalan davalarda gerek bulunmamaktadır. Davacı davasını ...’a karşı ikame etmiş, adı geçen davalının 26.10.2005 tarihinde vefat etmesi üzerine davasını mirasçılara karşı yöneltmiştir. Ancak dosyada 2005 ve 2010 yıllarında alınmış iki adet veraset ilamı bulunmakta olup mahiyetleri itibariyle birbirleri ile çelişki arz ettikleri anlaşılmaktadır. Yine 2010 yılında alınan veraset ilamına karşı veraset ilamının iptaline ilişkin davaların devam ettiği tespit edilmiştir. Veraset ilamında kimin varis olacağı tespit edilecek olup bu husus hangi mirasçının bu davada husumete ehil olacağını da ortaya koyacaktır. Yerel Mahkemece veraset ilamının iptaline ilişkin yargılamaların bitmesi beklenip kimin husumete ehil olduğu tespit edilmeden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi hatalıdır...'' hususu gerekçe gösterilerek bozulduğu, taraf teşkili sağlanarak, 11/05/2016 tarihinde bozma ilâmına uyulduğu, bozma ilâmı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapıldığı, ilgili kararların dosyaya temin edildiği, yapılan incelemede; davanın 24/05/2005 tarihinde, işveren ... aleyhinde açıldığı, yargılama sırasında işverenin 26/10/2005 tarihinde ölümü üzerine, ... mirasçıları ..., ... ve ... ile ...'ın da 18/12/2005 tarihinde ölümü nedeniyle oğlu ...'ın davalı olarak gösterildiği, bu durumun, dosyaya sunulu ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2005/1510-943 sayılı veraset ilamı ile uyumlu olduğu, zira kararda mirasın, mirastan feragat sözleşmeleri gözetilerek adıgeçen dört mirasçı arasında paylaştırıldığı, süreçte, ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/454-668 sayılı veraset ilamının dosyaya sunulduğu ve buna göre miras paylarının ve mirasçıların yeniden belirlenerek bu kez mirasçı ... yararına mirastan feragat sözleşmesi yapmış olan ..., ... ve ...'ın da miras payına dahil edildiği, karar gerekçesinde nüfus kayıtlarına göre mirasçılığın tespit edildiğinin ve feragat sözleşmelerinin terekenin bölüştürülmesi sırasında dikkate alınmasının belirtildiği, ayrıca kararda, evvelce mirasçılığı tespit edilmiş olan ...'ın ölümü nedeniyle bu kez oğlu ...'a mirasçı olarak yer verildiği tespit edilmiş olup bu veraset ilamı ile uyumlu olarak önceki veraset ilamında yer almayan mirasçılar davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunduğu, bozma sonrası temin edilen kararlara göre; ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/454-668 sayılı yukarıda açıklanan veraset ilamının iptali için ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1262 Esas- 2014/574 Karar sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemenin görevsizlik kararı verdiği ancak bu güne kadar başkaca işlem yapılmadığı, ... 1.Asliye hukuk Mahkemesi'nin 2006/70 Esas, 2015/476 Karar sayılı kararı ile ...'ın, ... lehine yaptığı mirastan feragat sözleşmesinin iptali talebini içeren davanın ret kararı ile sonuçlandığı ve Yargıtayca onanarak kesinleştiği, ... 1.Asliye hukuk Mahkemesi'nin 2006/21 Esas, 2008/16 Karar sayılı kararı ile ...'ın, ... lehine yaptığı mirastan feragat sözleşmesinin iptali talebini içeren davanın ret kararı ile sonuçlandığı ve Yargıtayca onanarak kesinleştiği, ... 1.Asliye hukuk Mahkemesi'nin 2006/161 Esas, 2008/114 Karar sayılı kararı ile ...'ın, ... lehine yaptığı mirastan feragat sözleşmesinin iptali talebini içeren davanın kabul kararı ile sonuçlandığı ve Yargıtayca onanarak kesinleştiği, her ne kadar bozma ilamında, 2010 yılında alınan veraset ilamının iptaline ilişkin dava sonucunun beklenerek kimin husumete ehil olduğunun belirlenmesi gereğine işaret edilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere, ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/454-668 sayılı yukarıda açıklanan veraset ilamının iptali davasında görevsizlik kararı sonrası başka işlem yapılmadığı ve davanın akim kaldığı anlaşılmakla, Medeni Kanun hükümlerine göre ve kesinleşen karar sonuçlarına göre meselenin halli gerektiği, Türk Medeni Kanunu'nun 528. maddesi " Miras bırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur." şeklinde düzenleme içerdiği, incelenen kararlar kapsamı ve yasa maddesi bir arada değerlendirildiğinde, dava dosyamızda davalı olarak yer alan mirasçılardan ... ve ... dışındaki davalılar yönünden taraf teşkilinde bir usulsüzlük bulunmadığı, ... ve ...'ın, yargı kararı ile geçerliliği kesinleşen mirastan feragat sözleşmeleri nedeniyle ve Medeni Kanun'un 528.maddesi hükmü gözetilerek mirasçılık sıfatlarının ortadan kalktığı kabul edilmiş ve adı geçen davalılar yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nın 326 ve devamı maddeleri uyarınca, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerektiği, davalıların, davacıyı yanıltarak kendi aleyhlerinde dava açılmasına sebebiyet verme durumunda da olmadıkları gözetilerek davalılar yararına vekalet ücretine hükmedildiği, bu bağlamda bekletici mesele yapılan dosyaların kesinleşmesi ile davalılar ... ve ... ın mirasçılık sıfatı bulunmadığı anlaşılmakla, haklarında açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiği, dosyanın esasının değerlendirilmesinde; 09/07/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile dosyaya sunulan tüm delillerden; davacının hizmet süresinin 8 yıl 1 ay 10 gün olduğu, aylık net ücretinin 975,00 TL. olduğu, ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıl olduğundan davalının zamanaşımı defi gözetilerek 30/05/2000'den önceki ücrete ilişkin alacakların zamanaşımına uğradığı anlaşıldığı, davacının kıdem tazminatı alacağı talebi bakımından iş akdinin haklı nedenle feshedildiği ispat yükü davalı tarafta olup, davalı tarafça ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı kanaatine varıldığı, davacının 09/07/2009 tarihli ıslah dilekçesinde kıdem ve ihbara ilişkin alacaklarını ıslah ettiği görülmekle, diğer alacak kalemleri bakımından davacı vekilinin ıslah etmediği anlaşıldığı, fazla mesai, genel tatil alacakları bakımından ıspat yükü davacı tarafda olup, davacı tarafça tanık deliline dayandığı, söz konusu alacak kalemleri bakımından ıslah söz konusu olmadığından taleple bağlı kalınarak karar vermek gerektiği, yıllık izin ücreti talebi bakımından ise davalı tarafça imzalı izin defteri veya eş değer belge dosyaya ibraz edilmediğinden davacının talebini aşmamak kaydıyla davacının yıllık izin ücreti almaya hak kazandığı kanaatine varıldığı, dosyada bozma sonrasında bozma ilamına uygun olmak üzere taraf teşkili sağlandığı, ... ve ... dışındaki davalıların mirasçılık sıfatları nedeniyle davacının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, bu bağlamda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/28196 Esas sayılı ilâmı doğrultusunda dosyaya sunulan bilirkişi ...'ın hesap raporu ve değerlendirmeleri mahkememizce karar vermeye elverişli bulunduğundan bu rapordaki hesaplamalara itibar edilerek yukarıda açıklanan ve tespit olunan gerekçelere göre ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak, davacının açmış olduğu davasında kısmen haklı olduğu kanaatine varılmakla talep bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, sair davalılar bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalılar ... ve ...’ın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Çalışma olgusunu, bunu ileri süren işçi ispatlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, hizmet süresi bakımından, dava dilekçesinde davacının çalışmasının aralıklı olup olmadığı net şekilde belirtilmiş değildir. Davacı tanıklarından ikisinin davalı ile davası vardır. Ayrıca davacının 2001 yılına dek olan çalışmasının aralıklı olup olmadığı hakkında davacı tanıklarının beyanları da net değildir. Dosyada başkaca delil de bulunmamaktadır.
Davacının hizmet döküm cetvelinde çıkış girişler arasında hiç bir yerde çalışma kaydı görünmeyen boşluk dönemler ve ayrıca giriş çıkış olmamakla birlikte eksik prim günü bildirimleri olan dönemler bulunmaktadır.
Evvelce Dairemiz tarafından incelenen benzer mahiyetteki bir kısım dosyada tanık beyanlarından, davalının birden..., çay bahçesi gibi işyerleri olduğu, mesela mevsimlik/yazın çalışmayan gazinosu bulunduğu ancak davacının aralıklı mı yoksa kesintisiz mi çalıştığının belirsiz olup, davacının davalıya ait birden fazla iş yerinde dönüşümlü çalışmış olabileceği anlaşılmıştır. Bu ihtimalin eldeki dosya davacısı için geçerli olup, olmadığı eldeki dosyada net değildir.
Davacının hizmet süresine hükme esas bilirkişi raporunda dahil edildiği halde hizmet dökümünde davalıda çalıştığı görünmeyen dönemler ile prim günleri eksik ödenen dönemler bakımından tanıklar yeniden dinlenmeli, işyeri kapalı da olsa tadilat ve benzeri sebeplerle davacının hizmet dökümünde kaydı görünmeyen dönemlerde de çalışıp çalışmadığı, hangi tarihlerde çalıştığı, eldeki dosyada kabul edilen hizmet süresi içinde hizmet döküm cetvelinde çalışması görünmeyen dönemlerde davalının iş yerinde çalışıp çalışmadığı, davalının dönem dönem mesela sezon, tadilat ve benzeri sebeple kapalı bir iş yerinde çalışmış bile olsa o iş yeri kapalı iken davalının bir diğer iş yerinde çalışmak sureti ile hizmet döküm cetvelinde çalışması görünmeyen dönemde de çalışması olup olmadığı gibi hususlar tanıklardan sorulmalı, davacı taraf duruşmaya bizzat celbedilerek bu hususlar açıklatılmalı, taraf vekillerinden de bu konularda izahat alınmalı, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek hizmet döküm cetvelinde davalı nezdinde çalışması görünmemekle birlikte eldeki karara göre hizmet süresi kapsamında kabul edilen dönemlerin hizmet süresine dahil edilip edilmeyeceği ve bunun dava konusu alacaklara etkisi irdelenmelidir.
3-Şu an temyiz olunan karardaki hizmet süresi belirlemesine göre zamanaşımının değerlendirilmesinde kabule göre bir hata yok ise de yukarda belirtilen hizmet süresi tespiti sonucunda davacının çalıştığı kabul edilecek tarihler değişebileceğinden, davaya ve ıslaha karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı itirazları da yukarda belirtilen hizmet süresi tespiti sonucu belirlenecek fesih tarihi ve aralıklı çalışma olgusuna göre yeniden ele alınarak irdelenmelidir.
4-Fazla mesai ücretine, ulusal bayram genel tatil ücretine uygulanan faiz cinsi bakımından, bu alacaklar için dava dilekçesinin giriş kısmı ile sonuç istem kısmında en yüksek mevduat faizi, dava dilekçesinin açıklama kısmında yasal faiz istenmiştir. Bu alacaklara en yüksek mevduat faizi yürütülmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.