MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 15/06/2006-31/01/2013 tarihleri arasında 2.400 TL. ücretle saha formeni olarak aralıksız çalıştığını, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini, iş akdinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işten çıkarılmadığını, 30/11/2012 tarihli istifa dilekçesi ile iş akdini kendisinin sonlandırdığını, davacının iddia ettiği ücretin gerçeği yansıtmadığını, şantiyede fazla mesai olmakla birlikte ücretin fazla çalışma ücreti dahil ortalama 2.400 TL. olduğunu, pazar günleri çalışılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; “1-Mahkemece, davalının delilleri toplanmadan, tanıkları dinlenmeden ve ön inceleme duruşması yapılmadan karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça yasal süre içerisinde sunulan cevap dilekçesinde tanık deliline dayanılmış, Mahkemece ön inceleme duruşması yapılmamış ve 22/10/2013 tarihli celsede tarafların yokluğunda taraflara tanık listesinin bildirilmesi için kesin süre verilmiştir. Davalı vekili 04/02/2014 tarihli dilekçesiyle iki tanığın adresini bildirmiş ve aynı günlü celsede tanıklarının dinlenmesini talep etmiş, Mahkemece duruşmaya geçici çıkıldığı gerekçesiyle bu konuda bir karar verilmemiş, 06/05/2014 tarihli celsede davalı tarafın tanık dinletme talebi reddedilerek dosya hesap bilirkişisine tevdii edilmiştir.
Mahkemece, ön inceleme duruşması yapılmadığı ve davalı tarafa tanık listesini sunmak üzere ihtarlı kesin süre tebliğ edilmediği, yargılama sırasında davalının bildirdiği ve delil avansını da ikmal etmesine rağmen tanıklarının dinlenmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken; ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık tespit edildikten sonra davalı tanıklarına HMK.nın 240/3. maddesi uyarınca davetiye tebliğine, davetiye tebliğine rağmen hazır bulunmadıkları taktirde HMK.nın 245. maddesi uyarınca zorla getirmeye yönelik usuli işlemleri yerine getirerek yargılama yapıp sonuca gitmektir. Bu usule riayet edilmeden ve davalı tanıkları dinlenmeden yargılamanın bitirilip sonuçlandırılması hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir.
2-Davacı taraf dava dilekçesinde son üç yıl içinde ücretli izin hakkının kullandırılmadığı ve ücretlerinin ödenmediği iddiasıyla yıllık izin ücreti talep etmiştir. Mahkemece tüm çalışma dönemi üzerinden yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulması 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde belirtilen taleple bağlılık kuralına aykırıdır.” gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46. maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmi dört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmi dört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmi dört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde davacı hafta tatillerinde çalıştığını iddia ederek ispat noktasında tanık deliline dayanmış, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise tanık beyanlarına itibarla davacının tüm hafta tatillerinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Mahkemece dinlenen tanık beyanlarından davacının işyerinde bir kısım hafta tatillerinde çalıştığı anlaşılmakta ise de bu konuda tanık beyanlarının farklılıklar içerdiği görülmüştür. Özellikle davacı tanığı Salih, işyerinde haftanın 7 günü çalıştıklarını beyan etmiş, diğer davacı tanığı Kenan ise ayda bir kez hafta tatili kullandıklarını beyan etmiştir. Dosya kapsamı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının ayda bir kez hafta tatili kullanıp diğer hafta tatillerinde çalıştığının kabul edilmesi dosya içeriğine uygun düşecektir. Mahkemece, hafta tatili ücretinin ayda 3 hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek hesaplatılıp hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy