MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalıya ait iş yerinde 02.04.2007-29.04.2014 tarihleri arasında aylık en son net 1.030,00 TL ücret ile çalıştığını, davacının ustasından 40,00 TL borç istediğini, ustasının da dolaptan almasını söylediğini, ancak parayı aldığı sırada ustası ...'ın cep telefonu ile görüntü aldığını ve ertesi gün kendisine istifa etmesini yoksa polise verilerek tutuklattıracaklarını söylediğini, bunun üzerine davacının istifasını verdiğini, davacının konuşma engelli (dilsiz) olduğunu ve önüne koyulan kağıdı istenildiği gibi imzaladığını, davacının işten ayrılma iradesi bulunmadığını, işten ayrılmasını gerektirecek bir sebep de olmadığını, bu şekilde çıkarılmasının haksız bir fesih olduğunu ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı iş yerinde 1.249,81 TL brüt ücret ile çalıştığını ve iş akdini tek taraflı olarak istifa ile sona erdirdiğini, tüm sosyal hak ve alacaklarını aldığını, istifa dilekçesi alınırken davacıya hiç bir şekilde baskı ya da tehdit uygulanmadığını, tamamen kendi hür iradesi ile işten ayrılma niyetini ortaya koyarak dilekçeyi imzaladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının istifa dilekçesini davalı tarafından hırsızlık suçu ile itham edileceği iddiası üzerine imzalaması olgusunda iradenin sakatlanmasından söz edilemeyeceği, hırsızlık yapmadı ise bu durumun resmi merciler tarafından tespit edilebileceği, yaptı ise bunun karşılığında cezalandırılacağı, istifa iradesinin hırsızlık yaptığı yönündeki iddia ile sakatlanmayacağı, kaldı ki davacının hırsızlık yaptığı yönünde davalının iftira ettiği iddiasını da ispatlayamadığı, istifa ile iş akdini sona erdiren davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığı, ibranamede yıllık ücretli izinlerin tam ve noksansız olarak kullandırıldığının belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; “1-Yargılama safhasındaki tarafların ispat hakkı ve buna bağlı olarak delillerin değerlendirilmesi hususu uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta; davacı talep konusu işçilik hak ve alacaklarının ispatı için tanık deliline dayanmış ve dinletmek için süresi içinde tanık listesi sunmuştur.
Mahkemece tanıkların dinlenilmesine ilişkin bir ara karar oluşturulmadan ve davacı tanıkları dinlenmeden yargılama yapılarak nihai karar verilmiş, gerekçeli kararda tanıkların dinlenmeme gerekçesi, “davacının göstermiş olduğu tanıkların dinlenmesinin yargılamaya yenilik getirmeyeceği” olarak açıklanmıştır.
Davacı tarafın tanıklarının dinlenmemesi ispat hakkının kısıtlanması sureti ile hukuki dinlenme hakkının ortadan kaldırılması ve buna bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlalidir. Yargılamanın usul hükümlerine aykırı olarak sonuçlandırılması hatalıdır.
2-Fesih tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Kanunun 420. maddesi hükmüne göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin yıllık ücretli izin alacağında itibar ettiği ibraname yukarıda açıklanan Yasal düzenlemede belirtilen şartları taşımamaktadır. Davalı tarafından ibraz edilen ibraname feshin yapıldığı aynı gün düzenlendiği gibi, izin alacağı hususunda miktar da içermediğinden geçersizdir. Buna göre mevcut ibranamenin yıllık ücretli izin alacağı talebini ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davacının izin alacağı talebi değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu talebin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı ihtilaflıdır.
Mahkemenin ilk kararı davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 19.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini artırmış, Mahkemece ıslaha değer verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK.’nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi “İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı” hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi karşısında “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1E. 2016/1 K. sayılı kararına göre bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy