MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, bozma sonrası davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 14.02.2018 gün 2017/5987 Esas ve 14.02.2018 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25/11/2015 tarih ve 2014/21962-2015/23298-E/K sayılı ilamı uyarınca davacı asilin 01/03/2016 tarihli oturumda işverence sunulan tarihsiz kıdem tazminatı bordrosu adlı belge konusunda dinlendiği, davalı asıl işveren banka ile ödeme yükümünü yerine getirmediği ve yemin deliline dayanmadığı, anılan belgede belirtilen tutarın tamamının ödendiği yönündeki savunmaya karşın, davacı asilin 01/03/2016 tarihli oturum anlatımına değer verildiği, anılan belgede belirtilen kıdem tazminatı tutarının tamamının davacı işçiye ödendiğine ilişkin ispat yükü/külfeti davalı asıl işverene ait olduğu, davacı asilin 01/03/2016 tarihli oturum anlatımı sadece hakimin davayı aydınlatma ödevi/yükümü (HMK, m.31) kapsamında olduğundan ispat yükünün davacı işçiye geçmediği, aksi görüş ile davalı işverenin ispat yükü, haliyle yasal olarak banka ile ödeme yapma yükümünü ortadan kaldırmayacağı, davalı asıl işveren, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı, davacı işçiye yemin teklif etmediği, yine 6100 sayılı HMK'da resen/tamamlayıcı yemin düzenlenmediği, kural olarak her kişi/insan dürüst olduğu, bu nedenle davacı asilin anlatımına değer verilip tarihsiz kıdem tazminatı bordrosu adlı belgenin davacının ödendiğini/aldığını belirttiği tutar kadar dava konusu kıdem tazminat yönünden kısmi ifaya yönelik makbuz niteliğinde kabulü gerektiği, Türk hukuk sistemi sosyal ve pozitif ayrımcı (Türkiye Cumhuriyet Anayasası; m.2, Sosyal Devlet İlkesi) olup; genel olarak zayıfların (çocuklar, işçiler vs) korunduğu, bu bağlamda olmak üzere iş sözleşmesi/işçi-işveren hukuki ilişkisinde zayıf konumda olup tazminat vs alacaklarını almak amacıyla hareket eden işçinin iradesine/beyanına üstünlük tanınması gerektiği (İşçi Lehine Yorum İlkesi) gerekçesi ile bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile eklenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici dördüncü maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Dairemizin “Davacı asil, dosyada bulunan fesihle birlikte kendisine net 7.558,08 TL. kıdem tazminatı ödendiğine ilişkin kıdem tazminatı ödeme bordrosu altındaki imzayı kabul etmiş ancak bordroda yazan miktarı değil, kıdem tazminatına mahsuben 2.700,00 TL. aldığını beyan etmiştir. Mahkeme de kıdem tazminatını hüküm altına alırken bu beyana itibar ile sadece 2.700,00 TL.nin mahsubu ile yetinmiştir. Davacının ödemenin kıdem tazminatına ilişkin olduğunu ve bordrodaki imzayı kabul etmiş olması karşısında, imzaladığı miktarı değil, daha az miktarda bir parayı aldığı şeklindeki savunmasına itibar olunamaz. Mahkemece kıdem tazminatı hüküm altına alınırken fesihle birlikte yapılan ödemenin net 7.558,08 TL. olduğu kabul edilerek bu miktarın mahsubu gerekirken, yazılı gerekçeyle sadece net 2.700,00 TL.’nin mahsubu yoluna gidilmesi hatalı” olduğu gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup; imzalı kıdem tazminatı ödeme bordrosunda “elden aldım” şeklinde el yazısıyla kayıt düşülmüş, davacı da isticvabında bu el yazısını inkâr etmediği gibi imzayı da kabul etmiş olmakla belge içeriğinin gerçeği yansıtmadığının ispat yükümlülüğü davacı işçi üzerinde olup, somut olayda ispatlanan bir irade fesadının bulunmayışı karşısında davacı beyanına üstünlük tanınamayacağından, direnmenin yerinde olmadığı anlaşılmakla, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 4. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 10.10.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy