MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından verilen 12.01.2011 havale tarihli dilekçede Dairemizin 03/07/2018 tarihli, 2015/20893 E. ve 2018/14473 K. sayılı onama kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği ileri sürülerek kararın ortadan kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dosya içeriğinde uyuşmazlık konusu döneme ait tahakkuk bulunmayan imzasız bordroların bulunduğu ve davalı işverence izin belgelerinin tamamının dosyaya sunulmadığı gözden kaçırılarak karar verildiği anlaşılmakla yukarıda tarih ve numarası belirtilen ONAMA KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA ve hükmün aşağıdaki şekilde bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Şirketi'nin asıl işveren diğer davalı ... Şirketi’nin ise alt işveren olduğunu, davalı asıl işverene ait işyerinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş akdini fazla çalışma, ücreti, yıllık ücretli izin, ... bayram ve genel tatil ücretleri alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshettiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı ... Şirketi vekili; davacının diğer davalı ... Şirketi’nin işçisi olarak çalıştığını, dava konusu hak ve alacaklardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili; davacının 08/08/2008 tarihinde müvekkili Şirkette çalışmaya başladığını, iş akdinin devamsızlığına binaen haklı nedenle feshedildiğini, hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 02/02/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı işçinin bordrolarda gösterilen ve banka hesabına aynen yatırılan maaş bordrolarına göre 07/02/2008 tarihinden sonraki tüm bordrolarda fazla mesai tahakkukunun yapıldığı, davacının bordrolarda tahakkuku yapılan fazla mesai ücret alacağından daha fazla mesai ücreti alacağı bulunduğunu yazılı belgelerle ispatlayamadığı, maaş bordrolarına ve banka hesabına yatırılan rakamlara itirazi kayıt konulmadığı anlaşıldığından davacının fazla mesai ücret alacağı bulunmadığı, aynı şekilde davacının vardiyalı bir şekilde çalıştığı vardiyasının denk gelen günlerde ... bayram ve genel tatillerde çalıştığı, çalıştığı bu günler için bordrosuna tahakkuk yapılarak ödeme yapıldığı, davacının yapılan fazla mesai ve ubgt ücret ödemesinden daha fazla alacağının bulunduğunu yazılı belgelerle ispatlayamadığı bu nedenle davacı işçi tarafından yapılan feshin haklı bir nedene dayanmadığı, ayrıca çalıştığı dönemde yıllık izinlerini kullandığı dosyaya sunulan yazılı belgelerden anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, davacının fazla çalışma alacağının olup olmadığı ve buna bağlı olarak feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu döneme ait tüm bordrolarda fazla çalışma tahakkuku bulunduğu, yazılı delil ile de daha fazla bir alacağın bulunduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle fazla çalışma ücreti alacağı ile buna bağlı olarak kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosyanın içeriğinde imzasız ve fazla çalışma tahakkukunun bulunmadığı (örneğin 2009/Haziran ve Mayıs 2013/Ocak ayı bordrosu v.s.) bir kısım bordroların olduğu görülmüştür.
Yine dosyadaki bilgi, belge ve bilhassa davalı işyerinde idari işler yöneticisi olarak çalıştığı anlaşılan davalı tanığı O.E.’ın beyanından; davacının haftanın 6 günü 09.00-17.00 ve 14.00-22.00 saatleri arasında ikili vardiya sistemi ile çalıştığı, haftanın bir günü de bu çalışmasının 09.00-22.00 saatleri arasında olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, imzasız ve tahakkuk bulunmayan bordro dönemlerine ilişkin fazla çalışmanın yukarıda değinilen çalışma sistemine göre tespiti ile fazla çalışma ücreti alacağı ile kıdem tazminatının hüküm altına alınmasından ibarettir.
3-Ayrıca davacının çalışma süresi içinde yıllık ücretli izinlerini kullanıp kullanmadığı hususu taraflar arasında ihtilaflıdır.
Mahkemece, dosyaya sunulan izin belgelerinden davacının iznini kullandığının anlaşıldığı gerekçesiyle bu alacağın reddine karar verilmiş ise de; yargılama safhasında alınan bilirkişi raporunda dosyadaki belgelerden davacının 2012 yılında 12 gün izin kullandığı haricinde bir kayıt bulunmadığı tespiti ile hesaplama yapılmıştır. Öte yandan dosyaya mübrez izin istek formu başlıklı belgelerin tedikinden de; davacı imzası ile işveren onayını havi 01.08.2009-16.08.2009 başlangıç ve bitiş tarihli yıllık izin belgesiyle birlikte davacı imzasının olup da işveren onayının bulunmadığı başlangıç/bitiş tarihleri gösterilmeyen 9 günlük izin belgesi ile 22.04.2011-07.05.2011 başlangıç ve bitiş tarihli izin belgesinin bulunduğu görülmüştür.
Bu itibarla, Mahkemece hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, davacı imzasını havi olup da işveren onayı bulunmayan belgelerin davacıya gösterilip diyecekleri sorularak kıdemine göre müstehak olduğu ve belgeyle ispatlanamayan izin alacağının belirlenip, hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçeyle sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy