MAHKEMESİ: İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi;
Davalının istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 26. İş Mahkemesi'nin 09/05/2017 tarihli 2016/136 Esas - 2017/78 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 29/11/2010 ila 03/03/2016 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde yardımcı hizmetler personeli çalıştığını,davalı tarafça iş akdinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini iddia ederek; feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin haklı nedene dayanılarak feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, feshin son çare ilkesine ve çalışanlar arasında eşit davranılamsı ilkesine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; davalı vakıf işyerinin iş güvencesi kapsamında bulunmadığını ve ayrıca davacının iş akdi haklı nedenlerle feshedilmiş bulunduğundan, davanın reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçelerle feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı oldugunu belirtmiştir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09/06/2017 gün ve 2016/3 Esas 2017/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile kurulan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olup, ayrı işyeri olan bağımsız işveren oldukları bu nedenle her vakıf için işyeri düzeyinde toplu iş sözleşmesi yetkisi verilebileceği; iş güvencesi hükümlerinden yararlanmanın ön koşullarından olan işçi sayısı tespit edilirken her vakıf yönünden sadece kendi işçi sayısının dikkate alınması gerektiği belirtildiği,buna göre davalı işyerinde 30'dan az işçinin çalıştığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi gereğince iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığının anlaşılması karşısında işe iade davası açamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H)Gerekçe:
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları(SYDV),14.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile kurulmuş olup kanunda düzenlenen sosyal yardım şeklindeki kamu hizmetininin gerçekleştirilmesinde de görevli kurum T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’dır.
Bu amaçla il ve ilçelerde kurulun Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının iş ve işlemleri Bakanlığın görevleri ve idari teşkilatlanması içerisine alınmıştır. T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün görev alanına giren ve bir kamu hizmeti niteliğindeki sosyal yardım faaliyetleri taşra örgütü şeklinde faaliyette bulunan vakıflar aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Merkezi yetkinin yerindelik ilkesi gereği kamu kurumu ve kuruluşu tarafından özel hukuk hükümlerine tabi olduğu açıklanan vakıflar aracılığı ile yerine getirilmektedir. Ancak özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olmasının kamu kuruluşu ve bağlı kurum olmasını ortadan kaldırmamaktadır.
T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün ve alt birimi olan Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığının, vakıflar üzerinde yönetim ve denetim yetkileri bulunmaktadır.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının, vakıf tüzel kişiliği olarak kurulmuş olsalar da sosyal yardımların ülke genelinde yürütülmesi ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının taşra örgütü gibi faaliyet göstermektedir ve idari örgütlenme olarak Bakanlık teşkilatı içerisinde yer almaktadır.
Vakıflarda çalışan işçilerin işe giriş, işten çıkış gibi kimi özlük işlemleri Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir. T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında çalışan işçiler üzerinde yönetim yetkisi bulunmaktadır, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları işyerlerinde işveren sıfatına ilişkin yetkileri T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından kullanılmaktadır.
Vakıflarda çalıştırılacak personelin sayısı ve unvanları, taşıması gereken nitelikleri norm kadro uygulaması adı altında fon kurulu kararı ile Bakanlık sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmekte, işe alınacak personel genel müdürlüğün işlemleri ve onayı ile işe başlatılabilmekte ve tip sözleşmeler imzalatılmakta, çalışma koşulları Genel Müdürlük tarafından belirlenmektedir. Genel Müdürlüğün Vakıf personeli üzerinde yönetim yetkisi bulunmaktadır.
Açıklanan bu süreçten sonra Medeni Kanuna göre tüzel kişilik kazanan Vakıflar ile kanun ile kurulan Sosyal Yardımlaşma Vakıflarının farklarına değinmek gerekir.
1.Genel olarak Vakıflar (Gönüllülük ve rıza aranırken), Vakıf senedi veya vasiyetle kurulurken, SYDV yasa ve devlet eliyle kurulmuştur.
2.Vakıflarda yönetim organı oluşumunda serbestlik ve yapılan iş karşılığı ücret alma yokken, SYDV organları yasa ile saptanmış ve belli görevlere atananlar vakıf yöneticisi olurken, her toplantı başına huzur hakkı ücreti belirlenmiştir.
3.Vakıflarda görev almak, istek yanında belirli şartlara bağlandığı halde SYDV yöneticiliği belli makamlara bırakıldığından, bu görevlere atanmak veya işten ayrılmak kamu görevinden ayrılmakla bir tutulmuştur.
4.Vakıflar vakfedenin isteği ile tescil edilirken, SYDV tescil görevi mahallin en büyük mülki amirine verilmiştir.
5.Vakıflar amaçlarına uygun mal varlığı ile kurulurken, SYDV sembolik bir malvarlığı ile kurulmakta ve kamu bütçesinden sürekli giderleri karşılanmaktadır(Çalışanların ücretleri dahil, Bütçeden önce fona(3294 sayılı Madde 4.),sonra vakfa).
6.Vakıflarda, vakfın amacı, yönetimi ve malların değiştirilmesi belirli prosedürlere uyularak Mahkeme kararı ile gerçekleştirilirken, SYDV de amaç, yönetim ve kuruluş mallarının değiştirilmesi TBMM tarafından ve yasayla yapılmaktadır.
7.Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce denetlenirken, SYDV İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğünün 5. Maddesine göre T.C. İçişleri Bakanlığı ile T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri hakkında 633 sayılı KHK ile adı geçen bakanlık tarafından da denetime tabi tutulmaktadır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgulara göre Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının kamuya bağlı ve kamu yetkilerini kullanan bir kuruluştur. 6772 sayılı Kanunu 1/A.3 maddesi uyarınca sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar kanun kapsamındadır. Bütçeden ayrılan ödenek nedeni ile sermayesi devlete ait kurumdur.
7144 sayılı kanun ile 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 7. Maddesine eklenen fıkra ile “Vakıfların, 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünce imzalanacak işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi kapsamında işyerleri” olduğu belirtilmiştir. Bu madde 25.05.2018 tarihli resmi gazete ile yürürlüğe girmiştir. Madde gerekçesinde de açıkça “Madde ile 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrasında bahsi geçen kamu kurum ve kuruluşlarının aynı işkolundaki birden çok işyerlerinde toplu iş sözleşmesinin ancak işletme düzeyinde yapılması gerektiği hükmü uyarınca, Vakıfların, mevzuattaki ilgili diğer düzenlemeler aynı kalmak ve sadece toplu iş sözleşmesi kapsamıyla ilgili olmak üzere, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünce veya yetkili kıldığı işveren sendikasınca imzalanan işletme toplu iş sözleşmesi kapsamındaki kamu işyerleri olduğu ve bu nedenle düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.
Kanun gerekçesi, madde metni ve 6356 sayılı yasanın 2/h ve 34/2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde;
Değişiklik ile Vakıfların, işletme toplu iş sözleşmesi kapsamındaki önceden beri kamu işyerleri olup, İşverenin Bakanlığın Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü olduğu kabul edilmiştir.
Bu kanuni düzenleme sonucunda;
SYD Vakıfları işçi-işveren ilişkileri açısından;
-Kurulduklarından bu yana kamu işyeridir. Kaynağını Anayasa’dan alan ve kanun ile kurulan her kuruluş, özel hukuk hükümlerine tabi tutulsa bile idare ve kamu hukuku açısından kamu işyeridir.
-Toplu İş Sözleşmesi imzalama yetki ve tekeli T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne verildiğinden KANUN GEREĞİ İŞVEREN BU GENEL MÜDÜRLÜKTÜR.
-Toplu İş Sözleşmesinin kamu kuruluşlarına özgü şekilde İŞLETME DÜZEYİNDE yapılması zorunlu olduğundan, İl ve İlçelerde kurulan SYD Vakıfları işletmenin parçalarıdır.
-SYD Vakıfları işçi-işveren ilişkileri açısından BAĞIMSIZ İŞYERLERİ DEĞİLDİR.
-Toplu İş Sözleşmesi işletme düzeyinde yapılacağından ve SYD Vakıfları işçi-işveren ilişkileri açısından BAĞIMSIZ olmadıklarından, iş güvencesi açısından da 30 işçi koşulu tüm vakıf çalışan sayısına göre belirlenecektir ki, tüm vakıf çalışanlarının sayısı 9.000 in üzerindedir.
Sonuç olarak;
7144 sayılı kanunun 7. maddesi ile yapılan düzenleme sonucunda 09/06/2017 gün ve 2016/3 Esas 2017/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükümsüz kaldığı gibi yapılan düzenleme ile Vakıf işyerlerinin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olmakla birlikte başından beri kamu işyerleri olduğu vurgulanmıştır. Kaldı ki davacının iş sözleşmesinin feshi İçtihadı Birleştirme Kararından öncedir.
7144 sayılı kanun ile açıkça işletme düzeyinde Toplu İş Sözleşmesinin bağıtlanmasının kabul edilmesi ve kanun gerekçesinde düzenlemenin kamu işyeri olması nedeni ile getirildiğinin belirtilmesi karşısında, iş güvencesi açısından 30 işçi sayısının belirlenmesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında çalışan işçilerin tamamının dikkate alınması gerektiği kabul edilerek, tüm Türkiye’deki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarındaki çalışan işçi sayısı dikkate alındığında 30 işçi şartının somut uyuşmazlıkta gerçekleştiği sabittir. Bu nedenle işyerinde 30 işçi çalışma koşulunu da gerçekleştiğinden davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerekmektedir. Davalı işveren iş akdini haklı nedenle feshetmesine rağmen mütevelli heyet kararınds feshe konu somut bir olay isnat edilmediği ve davacının feshe dayanak ganyan bayisine gitme eylemi nedeniyle daha önce verilmiş bir uyarı vs. bir şey olmadığı,feshin son çare ilkesine uygun davranılmadığı anlaşılmakla davalı işveren feshin haklı veya geçerli nedene dayandığını ispat edemediğinden davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Dairemizce ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
I)Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın kabulü ile, feshin geçersizliğine, davacının davalı işveren nezdindeki işine iadesine,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işveren tarafından işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi dikkate alınarak taktiren davacının 5 aylık brüt ücret tutarı olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının tahsilinin gerektiğinin TESPİTİNE,
5-Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Alınması gereken 44,40 TL karar- ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL karar- ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Davacının yaptığı harçlar dahil toplam 104,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine,
9-Yatırdığı temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 01/07/2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. 01/07/2019