MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 26. İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Taraflar arasındaki, alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30/06/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 2002 yılında mobilya ustası olarak işe başladığını, 2015 yılında iş akdinin davalı tarafça haksız alarak feshedildiğini, bir takım belgelerin davacıya imzalamaması durumunda uçak ve pasaport işlemlerinin yapılmayacağı tehdidi ile imzalatıldığını, uzun bir süre işyerinde çalışan işçinin kıdeme bağlı haklarını bırakarak işten ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacının iş akdi boyunca Rusya’nın Sibirya bölgesinde çalıştığını, haftanın 7 günü milli ve dini bayramlar dahil günde 14-15 saat çalıştığını, sabah 07:30'dan 23:00-24:00 saatlerine kadar çalışıldığını, milli bayramların tamamında çalışılıp dini bayramlarda ise sadece 1. gün izin verildiğini, en son ücretinin 1.700 USD olduğunu iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 05.08.2002-17.09.2015 tarihleri arasında fasılalı olarak davalı şirkette çalıştığını, en son aylık 4,20 USD saat ücret aldığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını zira iş akdinin davacının da rızası ile sonlandırıldığını, davalı şirkete ibraname verildiğini, davacıya fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ücretlerinin ödendiğini, yıllık izin ücreti talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde davacının davası belirsiz alacak davası olarak açtığı yazmadığı gibi ıslah da da böyle durum olmadığı, davalı iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatına hak edilmeyecek şekilde sona erdirildiğini belirtmişse de, ispat külfeti davalıya ait olup bu yükümlülüğü yerine getiremediği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, son çalışma dönemi 1 yılın altında olsa da mahkemenin toplam çalışma süresi üzerinden hesap yapmasının doğru olduğu, davalı ibranamelerin dikkate alınmadığını iddia etmişse de rakam içermeyen ibranamelere itibar edilemeyeceği, davalı davacının fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacağı olmadığını iddia etmişse de ispatlanan bu alacakların ödendiğine dair bir belgenin dosyada olmadığı, davalı davacının tüm izinlerini kullandığını iddia etmişse de yıllık izni kullandığının yazılı belge ile ispatlanacağı, davalı faiz miktarlarının hatalı olduğunu beyan etmişse de faize doğru hükmedildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz başvurusu :
Kararı yasal süresi içerisinde davalı vekili temyiz etmiştir.
G) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek yıllık izin ücreti isteğinde bulunmuş, davalı işveren ise davacının yıllık izinlerini kullandığını, kullanmadığı izin ücretlerinin ise ödendiğini savunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 13 tam yıl çalışması karşığı 230 gün izne hak kazandığı ve dosyadaki izin belgelerine göre toplam 80 gün izin kullandığı belirlemesiyle bakiye 150 gün için izin ücreti alacağı hesaplanmıştır. Ancak davacıya her yıl Ağustos ayı bordrolarında "izin tutarı" adıyla tahakkuk ettirilen miktarlar hesaplamada dikkate alınmamıştır.
Davacıya her yıl Ağustos ayında izin parası denilerek 30 günün karşılığı ödeme yapılmış ise de, o ay fiilen izin kullandırılmadığı bir anlamda izin avansı gibi ödeme yapıldığı görülmüştür.
Davacının izni kullandırılmadığından ödeme karşılığı sürenin izin hakkından mahsubu söz konusu olamaz. Ancak ortada izin avansı niteliğinde bir ödeme bulunduğundan, bu miktarın ödeme tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilerek ödeme tarihinden fesih tarihine kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte mahkemece hesaplanan izin ücreti alacağından mahsubu gerekir.
3-Dava belirsiz alacağın bir türü olan kısmi eda külli tespit davası olarak açılmış olup, bu dava türünde faiz başlangıcı yönünden Dairemiz uygulaması kısmi dava esaslarıyla aynıdır. Bu itibarla kıdem tazminatı dışındaki alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah (talep arttırımı) ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah (talep arttırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
H) SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi kararlarının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre dosyanın gereği için İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, davalı yararına takdir edilen 2.540,00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 30/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.