MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ
DAVA: Davacı, geçici işçi statüsünde çalıştığı sürelerin de dikkate alınması suretiyle derece ve kademesinin tespit edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
... Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin geçici işçi statüsünde çalışmakta iken 2001 yılında daimi kadroya alındığını ve bu şekilde çalışmasını emekli olana kadar sürdürdüğünü, ancak daimi kadroya alındığı tarihe kadar çalışmış olduğu sürelerin dikkate alınmaması sebebiyle intibakının yanlış yapıldığını iddia ederek geçici işçi statüsünde çalıştığı sürelerin de dikkate alınması suretiyle derece ve kademesinin tespit edilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, mevsimlik çalışmalarda iş akdinin 9 aylığına yapıldığını, bu süreden sonra iş akdinin sona erdiğini, davacının bina ve mal bakıcısı olarak çalıştığını ve 14/08/2007 tarihinde davalı kurum ile ilişiğinin kesildiğinden yürürlükte olan TİS hükümleri gereğince intibak işlemlerinden yararlanamayacağını, zamanaşımı yönünden de davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yargılama Safhasının ve İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İl Derece Mahkemesi’nin 20.10.2017 tarihli ve 2016/470 E., ... K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 2001 yılında daimi kadroya alındığı sırada yapılan intibakın yanlış olduğunun tespitine ve davacının 01.03.2017 tarihi itibariyle 8.derecenin 18. Kademesinde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine ... Adliye Mahkemesi 07/06/2018 tarihli ve 2018/892 E., 2018/678 K. sayılı kararı ile;
“… Mahkemece davacının 2007 yılında yaşlılık aylığı bağlanarak işten ayrıldığı hususu da değerlendirilerek, kademe ve derecesinin tespitinde ne gibi bir hukuki yararının bulunduğu, hangi deliller değerlendirilerek hukuki yararının tespit edildiğine dair hiç bir gerekçe ortaya konulmadan kabul kararı verilmesi hatalı görülmüştür. İlk derece mahkemesince güncel hukuki yararın bulunduğuna ilişkin, hangi delillerden yola çıkılarak hangi maddi sonuca ulaşıldığı, ulaşılan bu sonucun eda davası ile elde edilmesinin mümkün olup olmadığı, eda davası açılabilecekken tespit davası açılmasının kabulünün gerekçesinin ne olduğu konusunda hiç delil değerlendirmesi yapılmadığı görülmektedir. İlk derece mahkemesi tarafından hukuki yarara dair gerekçe ortaya konularak şayet hukuki yararın bulunduğu kabul edildiği taktirde önceki hüküm gibi işin esası hakkında karar verilmesi, hukuki yararın bulunmadığı kabul edildiği taktirde ise dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerekirken aksine doğrudan işin esası hakkında karar verilmesi hatalı görülmüştür.” gerekçesiyle ... İş Mahkemesinin 20/10/2017 tarih, 2016/470 Esas, 2017/304 Karar sayılı ve kararının KALDIRILARAK, yukarıda belirtilen eksiklik tamamlanıp gerekli araştırma yapıldıktan sonra karar verilmek üzere MAHKEMESİNE İADESİNE karar verilmiştir.
Bunun üzerine yeniden yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesi’nce;
"... davanın davacının geçici işçi statüsünde çalışmakta iken 2001 yılında daimi kadroya alındığı ve bu surette çalışmasını 2007 yılında emekli olana kadar sürdürdüğü, kadroya alınana kadar sürdürdüğü çalışmalar için yapılan intibakın yanlış olduğunun ve çalıştığı sürelerin dikkate alınması suretiyle derece ve kademesinin tespiti talebine ilişkin olduğu, eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edildiğinden dosyada davacının 2007 yılında emekli olduğu anlaşılsa da; açılacak eda davası ile davacının derece ve kıdeminin tespiti belirlenebileceği, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın HMK. nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yararı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvurusunda; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğu, müvekkilinin derece ve kademe tespiti sonrasında SGK'ya yapılacak olan başvuru ile davacının yaşlılık aylığında yükselme olacağı, bu nedenle hukukî yarar bulunduğu, aksi yöndeki kabul gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin ilk derece mahkemesince usul ve yasaya uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. Maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
1-Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş amacına uygun olarak "...davacının dava açmakta hukukî yararının bulunup bulunmadığının..." istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi’nce dosyadaki delil durumuna göre değerlendirilmesi gerekirken salt bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın iadesine karar verilmesi isabetsizdir.
2-01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Bir davada hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı her türlü duraksamadan uzaktır.
Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının mahkemece taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasasının 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü”nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.
Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297).
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki uyuşmazlık ücret, kademe ve derece tespitine esas teşkil eden hizmet süresinin tespitinde geçici iş ilişkisinin başladığı tarihin mi yoksa daimi kadrolu statüye geçtiği tarihin mi esas alınacağı noktasında toplanmaktadır. Bu durumda davanın tespit davası olduğu açıktır.
İlk Derece Mahkemesi ise, açılacak eda davası ile derece ve kıdeminin tespiti belirlenebileceğinden davacının tespit davası açmakta hukukî yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayın özelliğine göre uyuşmazlığın çözümünde, hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesi gerekir.
Bilindiği üzere eda davası sonunda verilecek olan hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilerek sonucuna göre eda hükmü kurulacak olması nedeniyle eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmektedir.
Oysa ki eldeki davada, davacı 14.08.2007 tarihinde emekli olduğundan, dava açma tarihi itibariyle derece ve kademesinin hatalı tespitinden kaynaklı alacaklarının zamanaşımına uğradığı düşüncesiyle eda davası açmayıp emekli maaşının yükseltilmesi talebiyle SGK’ya yapacağı başvuru için tespit davası açtığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava hakkının kötüye kullanılmasından bahsedilemeyeceği gibi davacının emeklilik tarihi ile dava açma tarihi dikkate alındığında eda davası yerine tespit davası açmasında güncel hukukî yararının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece somut olayın özelliği dikkate alınmaksızın yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy