MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi davacı vekilinin HMK'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, feshin geçersizliğine ve davacının davalı ... 'nin işyerine işe iadesine karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; asıl işveren ... Eğitim Araştırma Sağlık Hizm.Tic. A.Ş.'nin ... adresinde faaliyet gösteren ... Üniversitesi Hastanesi’nde asıl işveren davalı ... bağlı olarak temizlik elemanı statüsünde çalışırken kendi isteğiyle işten ayrıldığına dair elinden yazılı belge alınarak işten çıkartıldığını iddia ederek; feshinin geçersizliği ile davacının davalı ... işyerindeki işine iadesine ve buna bağlı mali haklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı ... Şirket vekili; davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kendi el yazısı ile yazmış olduğu istifa dilekçesi ile işten ayrıldığını, irade fesadı iddiasının gerçek olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.davacının şirketteki görevinden bizzat kendi el yazısı ile yazmış olduğu 30/12/2016 tarihli istifa dilekçesi ile ayrıldığını, davacının istifası sonrasında hak etmiş olduğu son ay ücreti ödenerek, SGK çıkış işlemlerinin yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince" Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının 30/12/2016 tarihinde imzaladığı istifa dilekçesinde “30/12/2016 tarihi itibariyle işyerindeki görevimden istifa ediyorum işten kendi rızamla ve herhangi bir neden olmaksızın ayrılıyorum” beyanı dikkat alındığında davacının serbest iradesini yansıttığı ve işveren tarafından olumlu karşılamalarla iş akdine son verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının istifa ederek işten ayrılmasından dolayı açtığı işe iade davası ispatlanamadığından" şeklinde gerekçe oluşturularak davanın reddine karar verilmiştir.
Ç)İstinaf Başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D)İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvurusunda; davacının istifa dilekçesini baskıyla verdiğini, işten ayrılma niyetinin olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
E)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince “İş akdinin nasıl sona erdiği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davalı işveren davacının istifa ederek işten ayrıldığını iddia etmektedir.
Davacı taraf ise, davacının işyerinde bir arkadaşı ile yaptığı sözlü münakaşa sonrası işveren vekillerince olay nedeni ile iş akdine son verildiği takdirde siciline işleneceğinin ve bir daha iş bulamayacağının söylenerek baskı yapılması sonucu kendisinden yazılı belge alındığını ileri sürmüştür.
Dinlenen tanık anlatımlarında da, davacının iş yerinde diğer bir çalışanla tartıştığı, sorasında işten çıkarıldığı, davacının çalışmak istediği, işten ayrılmak gibi bir niyetinin olmadığı belirtilmiştir.
Tüm dosya içeriği ile, davalı taraf davacının iş akdinin istifa etmesi nedeni ile son bulduğunu iddia etmekte ise de; gerek tanık anlatımları ve gerekse davacının beyanına göre, dosyaya davalı tarafça sunulan davacının isim ve imzası bulunan ve davalı işyerinden kendi isteği ile ayrılmak istediğini bildirir dilekçenin, davacının iş yerinde yemek firmasında çalışan bir personelle tartışması sonucu davalı işveren tarafından hakkında işlem yapılması halinde bir daha iş bulamayacağının söylenerek baskı yapılması sonucu imzaladığı, davacının işten ayrılmak gibi bir niyetinin olmadığı, dilekçenin gerçek iradesini yansıtmadığı, bu belgeye itibar edilemeyeceği ve istifa olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, dosya içeriği ile, davalı işverenin her hangi bir gerekçe göstermeden davacının iş akdini feshettiği anlaşılmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre işveren, işçinin yeterliliğinden ve davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshedebilir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 19.maddesi gereğince aynı Kanun'un 18. Maddesi kapsamında kalan işçinin iş sözleşmesini geçerli sebeple feshetmek isteyen işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Yazılı fesih bildiriminin de, fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde içermesi zorunludur. Bu durum işçi açısından da, işverenin bildirdiği fesih nedeni ile bağlı olması, fesih nedeninin değiştirilememesi için bir teminattır. Söz konusu şekil şartı geçerlilik şartı olup resen nazara alınması gerekir. Davalı iş veren tarafından fesih sebebi açık bir şekilde belirtilerek yazılı fesih bildirimi yapılmamıştır. Fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmemesi, yapılan fesih işlemini geçersiz kılar. Dosya kapsamı ile yapılan feshin geçerli feshin şekil şartlarını taşımaması nedeni ile geçersiz olduğu ve davalı işveren tarafından geçerli feshin ispatlanamamış olduğu, ortada haklı bir fesih nedeni de bulunmadığı” gerekçesiyle davacının davalı ...işyerine işe iadesine, mali haklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
F)Temyiz Başvurusu:
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalılar temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
E) Gerekçe:
Davacı işçinin davalı işyerinde çalışan kadın işçilerden birisinin makyaj yaparken fotoğrafını çektiği, fotoğrafının çekildiğini gören kadın işçinin davacı işçiye tepki gösterdiği, aralarında bu nedenle tartışma çıktığı, tartışmanın fiziki müdahaleye de dönüştüğü ve davacının tartıştığı diğer kadın işçiyi kolunda ve boynunda tırnak izi oluşacak şekilde yaraladığı, bu olayın işverene intikali sonrasında da davacı işçinin davalı işverene verdiği yazılı istifa dilekçesiyle iş akdine kendisinin son verdiği, her ne kadar davacı işçi istifanın gerçek iradesini yansıtmadığını, baskı altında alındığını beyan ederek irade fesadı iddiasında bulunmuş ise de; irade fesadını iddia eden ve ispat külfeti üzerinde bulunan davacı işçinin bu iddiasını ispat bakımından delil gösteremediği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesinin yukarıdaki kabule uygun şekilde gerekçeyle işe iade davasını reddi yerindeyken, Bölge Adliye Mahkemesi’nin istifanın baskıyla alındığı şeklindeki dosya kapsamıyla bağdaşmayan gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırması, işe iade davasını kabulü yerinde değildir.
Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 44,40 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL. karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 189,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5-Davalılar vekil ile temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalılara iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, kesin olarak 14.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy