MAHKEMESİ: İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ: İSTANBUL 34. İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı ve davalılardan .... avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK.'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalı ... Danışmanlık Ltd. Şti bünyesinde 11/10/2010-28/03/2016 tarihine kadar idari işler personeli olarak çalıştığını, feshin hukuken geçerli ve işyeri açısından geçerli bir nedene dayanmadığını, davalılar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin bulunduğunu iddia ederek davacının işe iadesine, işe başlatılmaması halinde işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Danışmanlık vekili cevap dilekçesini özetle; davacı iş sözleşmesi kapsamında kendisine yüklenen görev ve sorumlulukları yerine getirmediğini, ihmal ettiğini ve şirketin zarar uğramasına sebep olduğunu, fazla çalışma sürelerine ilişkin olarak gerçeği aşan fazla çalışma gösterdiği ve bu suiistimaller neticesi olarak haksız ödemeler yapıldığını, davacıya duyulan güvenin tekrar tesis edilemeyecek derecede ortadan kaldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, diğer davalı şirketin bordrolu çalışanı olduğunu, hiçbir zaman müvekkil şirket nezdinde çalışmadığını, bu sebeple huzurdaki haksız davanın müvekkil şirket bakımından pasif husumet yokluğundan reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, "... davacının 11/10/2010 - 28/03/2016 tarihleri arasında davalı ... Danışmanlık ve Tesis Yönetim Hiz. Ltd. Şti bünyesinde idari işler personeli olarak çalıştığı, iş akdinin davalı işveren tarafından "tarafınıza yüklenen görevinizi açıkça ihmal ederek maddi zarara sebebiyet vermeniz bağlamında, tarafınıza duyulan güven yeniden sağlanamayacak şekilde ortadan kalkmış olup iş sözleşmenizin devam ettirilmesi mümkün görülmemiştir" gerekçesi ile feshedildiği, davalılar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin bulunduğu, uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgiyi gerektirmediği, davacının denetim görevini ihmal etmesi sonucunda iki çalışana gerçeğe aykırı düzenlenen formlara göre fazla mesai ücreti ödenmesi sureti ile şirketin zarara uğradığı, bu durumda taraflar arasında güven ilişkisinin ortadan kalktığı ve feshin geçerli nedene dayandığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ç) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı ... şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince,” davacının idari işler personeli olarak çalıştığının bildirildiği, ... Danışmanlık ve Tesis Yönetim Hizmetleri Ltd. Şti'ne bu konuda yazılan müzekkereye rağmen davacıya tebliğ edilen herhangi bir görev tanımının sunulmadığı, buna uygun olarak tensip tutanağının 10. maddesi gereği, şirketçe sunulması istenen bilgi ve belgelerin eklendiği davalı ... Danışmanlık ve Tesis Yönetim Hizmetleri Ltd. Şti vekilinin üst yazı şeklindeki dilekçesinde, müvekkilinin personelleriyle yapmış oldukları hizmet sözleşmesinde, personellerin yapmış oldukları işin niteliği ve görev tanımının belirtilmediğinin bildirildiği, dosyaya davalı tarafça ibraz edilen ve usulsüzlük olduğu iddia edilen fazla mesai formlarında proje sorumlusu olarak imzası bulunan ...'in iş sözleşmesinin 30.11.2015 tarihinde ve işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshedildiği, ...' nun 20.08.2015 tarihinde yine belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshedildiği, ...' ın ise halen davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğinin 20.02.2017 tarihli müzekkere cevabı ile davalı ... Şirketi tarafından mahkemeye bildirildiği, bu durumda davacının görevleri arasında çalışanların fazla mesai beyanları ile giriş çıkış kayıtları ile uyumlu olup olmadığının tespiti işinin olduğunun dosyaya ibraz edilen belgeler ile kanıtlanamadığı, davacının denetim yetki ve görevi varsa dahi bu denetimin ne şekilde yapılacağının açık olmadığı, davacı ile birlikte onay formlarında imzası bulunan diğer çalışanlardan ikisinin iş sözleşmelerinin bu sebeple feshedilmediği, birinin halen davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği, buna göre yapılan feshin tutarlı olmadığı, davacı işçinin fazla mesailere ilişkin olarak işçilerin kendisine sunulan formların doğruluğunu karşılaştıracak veri sistemine erişebilme imkanının bulunup bulunmadığı hususunun dosyada açık olmadığı, şirket tarafından sunulan giriş çıkış kayıtlarının farklı çalışanlara ait aylık kayıtlar olup incelenmesinin yoğun bir emek gerektirdiği, davacının iddia edilen dışında yaptığı başkaca bir görevi olup olmadığı ve söz konusu fazla mesai kontrollerinin yapılması için gerekli fiziki ve süre bazlı imkanların davacıya tanınıp tanınmadığının dosya kapsamından tam olarak anlaşılamadığı, davalı şirketteki fazla çalışma bilgisayar sisteminin her ay her çalışan için fazla çalışma sürelerini toplam olarak gösterip göstermediğinin yine dosya kapsamından anlaşılamadığı, davalı şirkette fazla mesailerin belirlenmesinde fesih tarihine kadar beyana güven yönteminin uygulandığı, yine fesih tarihine kadar davalı işverenlikte 5,5 yıllık primi bulunan davacı veya bir başka çalışan hakkında aynı konuya ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığı, uyarı veya benzer bir disiplin cezasının uygulanmadığı, davacıya isnat edilen bu husustaki denetim görevini eksik yapmış olması eyleminin dosyaya ibraz edilen işyeri şahsi dosyasına göre ilk kez olduğu, davacının söz konusu eylemde kötü niyetinin veya herhangi bir menfaatinin işvence iddia veya ispat edilemediği, bu şartlar altında, yukarıda belirtildiği üzere sözleşmeyi sonra erdirmeye oranla daha hafif bir ceza olan uyarı veya benzer bir disiplin cezası ile aynı sonuca ulaşmak mümkünken davacının iş akdinin feshedilmesinin, feshin son çare olması ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve davanın reddine ilişkin kararın yerinde olmadığı…” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacının işe iadesine ve davalı ... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
F) Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
Somut uyuşmazlıkta; Davacının iş sözleşmesinin, başlığında ... Danışmanlık ve Tesis Hizmetleri Ltd. Şti.'nin unvanının bulunduğu 28.03.2016 tarihli fesih bildirimiyle; " Şirketimizin bordrolu çalışan olarak 11.10.2010 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmenin kapsamında ... Danışmanlık ve Tesis Yönetim Hizmeti Ltd. Şti.nin ... Mahallesi ... Yolu ... adresinde bulunan tesislerinde idari işler personeli görev tanımıyla çalışmaktasınız. Görev tanımınız kapsamında yine şirketimizin aynı adreste çalışan diğer bordrolu çalışanlarının fazla çalışma sürelerini kontrol ve onay yetkiniz bulunmaktayken görülen lüzum üzerine bu yetkiniz 2016 yılı başından itibaren başka bir çalışana devredilmiştir. Yeni kontrol yetkilisi, beyan edilen fazla çalışma saatlerini personel giriş çıkış kayıtları ile karşılaştırmak suretiyle aynı adreste hizmet görevlisi olarak çalışan ... ve ... isimli hizmet görevlilerinin 01.01.2015-31.12.2015 tarihleri arasında fazla çalışma sürelerine ilişkin olarak gerçeği çok aşan fazla çalışma gösterildiğini ve bu suiistimal neticesinde ilgili çalışanlara haksız ödemeler yapıldığını tespit etmiştir. Bu iki personelden ... yazılı savunması ile bahse konu gerçeğe aykırı fazla çalışma suiistimallerini kabul etmiştir. Diğer personel ...'un ise üzerine atılı 'işyerinde hırsızlık eylemi' nedeniyle ikrar niteliğindeki yazılı savunması sonrasında işyerini terk etmiş olması sebebiyle fazla çalışma suiistimali konusundaki savunması alınamamıştır. Bu durum üzerine konu Şirketin İç Kontrol ve Denetim birimi tarafından denetime tabi tutulmuş, her iki personelin gerçeğe aykırı bu fazla çalışma sürelerinin tarafınızca onaylanarak ilgili çalışanlara hak edişlerinin çok üzerinde fazladan ödeme yapıldığı anlaşılmış ve bu denetim kapsamında tarafınızın 24.03.2016 tarihinde yazılı savunması alınmıştır. Neticede; ilgili birimi 25.03.2016 tarih ve 03 No'lu İç Denetim Raporu uyarınca tarafınızca iş sözleşmesinin kapsamındaki görevinizi ihmal ederek, kontrol yükümlülüğünüzde olan söz konusu çalışanların fazla çalışma sürelerine ilişkin gerçekleştirmiş oldukları suiistimal eylemi neticesinde şirketin tespit edilebilen toplam 6.882,00 Türk Lirası zarara uğramasında kesin sorumluluğunuz bulunduğu tespit edilmiştir. Sunmuş olduğunuz yazılı savunmanız ise ihmalinizin sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte görülmemiştir. Yukarıdaki açıklamalarımız neticesinde iş sözleşmeniz kapsamında tarafınıza yüklenen görevinizi açıkça ihmal ederek maddi zarara sebebiyet vermeniz bağlamında, tarafınıza duyulan güven yeniden sağlanamayacak şekilde ortadan kalkmış olup, halihazırdaki durumda iş sözleşmenizin devam ettirilmesi mümkün görülmemiştir. Şu halde 11.10.2010 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmenizin aynı kanunun 18.maddesi kapsamında geçerli sebeple feshedildiğini bildirir, fesih 28.03.2016 tarihi itibariyle sonuç doğuracağını, 4857 sayılı İş Kanunu 17. maddesi uyarınca 8 (sekiz) haftalık ihbar tazminatınızı, kıdem tazminatınızın ve varsa sair hak edişlerinizin tarafınıza peşinen ödeneceği hususlarını bilgilerinize rica ederiz" denilerek feshedilmiştir.
Dosyaya sunulan belgelerden davacının davalı işyerinde idari işler personeli olarak çalıştığı, davacının davalı işyerinde çalışan 2 işçinin gerçeğe aykırı olarak düzenledikleri fazla mesai çizelgesine onay vererek bu çalışanların hak etmediği halde fazla mesai ücreti almalarına sebebiyet verdiği ve iş akdinin bu nedenle savunması alınarak haklı nedenle feshedildiği sabittir.
Davacının hak etmediği halde fazladan fazla mesai ücreti aldığı sabit olan işçilerin bu durumunu bilerek onlarla işbirliği içerisinde hareket ettiği kesin olarak ortaya koyulamadığından haklı feshin koşulları bulunmamakla birlikte, davacının fiili nedeniyle işverenle arasında olması gereken güven ilişkisinin bozulduğu da açıktır. Açıklanan nedenle haklı neden ağırlığında olmasa da davacının eylemleriyle işyerinde olumsuzluğa neden olduğu anlaşıldığından feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekmektedir.
Bu sebeple, İş Kanunu'nun 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davalı tarafça yapılan feshin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından DAVANIN REDDİNE,
3-)Alınması gereken 44,40 TL. karar- ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-)Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı tebligat, müzekkere ve dosya masrafı olarak 623 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5-)Davalılar vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalılara iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, kesin olarak 25.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.