MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işverenlikte Kimya Mühendisi olarak 12/07/2007 tarihinde çalışmaya başladığını, aralıksız olarak davalı işverenliğin işyerinde maddi sıkıntı gerekçe gösterilerek iş akdi feshedilene kadar 20/10/2010 tarihine kadar çalıştığını, davalı işverenlik tarafından günde iki saat iş arama izni vermesine rağmen 20/10/2010 tarihinde işbaşı yapan davacıya ihbar tazminatı ödemesi karşılığında iş bıraktırıldığını, hesabına ihbar ve kıdem tazminatı adı altında para yatırılmış ise de müvekkilinin o paraları fazlaya dair haklarım mahfuz tutarak aldığını, banka dekontuna şerh düştüğünü, aldığı bu para dışındaki hak ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek izin, fazla çalışma ücreti, bayram ikramiyesi, cezai şart, evlilik ikramiyesi alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 12/07/2007-20/10/2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin 20/09/2010 tarihinde müvekkili işverenlik tarafından iş kanunu uyarınca çalışma koşullarındaki esaslı değişiklik sebebiyle feshedildiğini, davacıya tüm haklarının ödendiğini, müvekkili işverenlikte ikramiye uygulması bulunmadığını, fazla mesai alacağının bulunmadığını, senelik izinlerini kullandığını, resmi ve dini bayramlarda çalışmasının bulunmadığını, müvekkili işverenlik ile davacı arasında yazılı bir sözleşmede bulunmadığını, davacının çalışmasının belirsiz süreli olduğunu, bu nedenle cezai şart yükümlülüğünün bulunmadığını, yapılan feshin haklı olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme’nin 2013/156 Esas sayılı kararının Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 2014/14051 Esas sayılı ilamı ile; fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu, ücret bordrolarına ilişkin kuralların burada da geçerli olduğu, işçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğu, bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiğinin varsayıldığı, imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün olmadığı, ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabileceği, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlamasının gerektiğini, işçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği, dosya içeriğine göre davalı işveren dosyaya davacının imzasını içeren ve fazla mesai ücreti ödendiğini gösteren bordroların sunulduğu, Mahkemece bu bordrolardaki ödemelere karşı davacıya diyecekleri sorulmadan, bu aylar ödenmiş ise dışlanıp dışlanmayacağı değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle bozulduğu, bu bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonunda 2015/773 Esas sayılı ilamı ile ''' Davanın kısmen kabulüne 'karar verildiği,kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 01/03/2018 tarihli ve 2017/27812 Esas sayılı ilamı ile; gerekçeli kararın kısa karara uygun olmamasının, çelişki yaratığı ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına geldiği, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas sayılı gereğince bozma nedeni olduğu, somut uyuşmazlıkta gerekçeli kararın hüküm fıkrasında kısa karardakinden tamamen farklı rakamlara hükmedildiğ, hatta dava dilekçesinde talep dahi edilmeyen kıdem tazminatı, sendikal tazminat gibi alacaklara da hükmedilmiştir. böylelikle, kısa karar ve gerekçeli karar çelişkisi oluşturulduğu gibi dosya kapsamına ait olmayan bir karar verildiği ve somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti bakımından, mahkeme'nin gerekçeli kararının gerekçe kısmında bozmaya uyulduğu, ek rapor alındığı belirtilmiş ise de ek raporda fazla mesai alacağının bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi raporunun Mahkeme açısından bağlayıcı değil niteliğinde olduğu ancak, Mahkeme’nin neden bilirkişi raporunu benimsemediğini gerekçelendirmediği, fazla mesai ücreti alacağının bulunduğu yönündeki Mahkeme hükmünün bu şekilde gerekçesiz bırakılmasının da hatalı olduğundan bahisle bozulduğu, Yargıtay'ın ikinci bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı vekilince 24/01/2017 tarihli celsede fazla mesai ücreti alacağı talebiyle ilgili davalı tarafa yemin teklif edildiği, yemin metninin dosyaya sunulduğu ve davalı şirkete tebliğ edildiği, 04/07/2017 tarihli celsede davalı vekilinin müvekkil şirket yetkilisinin daha önce yemin teklifini yerine getirdiğinden bahisle yemin edasını yerine getirmeyeceklerini beyan ettiği, birinci bozma kararına konu Mahkeme’nin 2013/156 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davacı ile süreli cezai şartlı bir yazılı sözleşme yapılmadığı, davacıya imzalattırılmadığı hususunda davalı şirket yetkilisine yemin teklif edildiği, bozma kararına konu Mahkeme’nin 2013/156 Esas sayılı dosyasında yapılan yemin teklifinin fazla çalışma ücreti alacağı talebiyle ilgili bulunmadığı, birinci bozma kararı sonrası 24/01/2017 tarihli celsede ise bu kez davacının fazla mesai yapmadığına dair davacı tarafından davalı tarafa yemin teklif edildiği, bozma kararına konu Mahkeme’nin 2013/156 Esas sayılı dosyasında yapılan yemin teklifinin davacının fazla mesai yapmadığına ve fazla çalışma ücreti alacağı talebini kapsamamasına rağmen davalı şirket yetkilisinin yemin edası için duruşmaya gelmediği, 04/07/2017 tarihli celsede davalı vekilinin müvekkil şirket yetkilisinin daha önce yemin teklifini yerine getirdiğinden bahisle yemin edasını yerine getirmeyeceklerini beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının fazla çalışma yapmadığına dair yemin teklifi üzerine yemin edası için duruşmaya gelmeyen davalı tarafın HMK 228/2. maddesi gereğince davacının fazla mesai ücreti alacağı ile ilgili fazla mesai yaptığını ikrar etmiş sayılacağı kabul edilerek fazla çalışma ücretine hak kazandığı, Yargıtay'ın 19.10.2015 tarih 2014/14051 Esas sayılı birinci bozma ilamında bayram ikramiyesi ile ilgili bozma gerekçesi yapılmadığından bayram ikramiyesi alacağı ile ilgili davacı lehine kazanılmış hak oluştuğu kabul edilerek davacının bayram ikramiyesi alacağınına hak kazandığı, davacının davalı işverenliğe ait işyerinde kimya mühendisi olarak 12/07/2010 ve 20/10/2010 tarihleri arasında çalıştığı, davacının en son net 3.836,20 TL, brüt 5.200,00 TL ücret aldığı, davalı işverenlikçe yemek ve yol yardımının davacıya yapıldığı, yine davacı tanık beyanları ve bunu doğrulayan davalı işverenlik yetkililerine ait mail örnekleri ve 2007/Eylül, Ekim ve 2008/Eylül bordroları da dikkate alındığında dini bayramlarda 1'er maaş ikramiyenin verildiği,davacıya 2009 yılında bu tür bir ödeme yapılmadığı, iş akdinin fesih tarihi dikkate alındığında 2010 yılı ramazan bayramı için 1/2 maaş ikramiyesine hak kazandığı,bu ikramiyenin ödendiğini davalının isbatlayamadığı,yine evlenmelerde de 1.000 TL ikramiye verildiğini davacının isbatladığı, davacıya evlilik sonrası hak kazandığı evlilik ikramiyesinin ödenmediği, aksini davalının ispatlayamadığı, davacının çalıştığı resmi tatil ve genel tatil günlerine ilişkin ödemelerin davacıya imzalatılan bordrolar ile isbatlandığı,bordrolardaki imzanının davacıya ait olduğunun grafolog bilirkişi raporu ile anlaşıldığından davacının resmi tatil ve genel tatil ücret alacağı bulunmadığından bu talebin reddi gerekeceği,yine davacı ile davalı arasında imzalanan belirli süreli iş sözleşmesi varlığı tartışmalı olduğundan ve aslı veya bir sureti dosyaya sunulmadığı gibi bu konuda davalı şirket yetkilisi de yemin ettiğinden davacının cezai şart alacağı ve mahrum kılınan süre ücret alacağına hak kazandığı isbatlanamadığından davacının cezai şart alacağı ve mahrum kılınan süre ücret alacağının talebinin reddi gerekeceği, yine davacının çalıştığı dönem içinde toplam 42 gün olarak yıllık izne hak kazandığı,davacının hak kazandığı 42 günlük yıllık izinlerinin kullandırıldığını davalının isbatladığı anlaşıldığından davacının yıllık izin ücret alacağı talebinin reddi gerekeceği, yine fazla çalışma ücretinden indirimi öngören bir yasal düzenleme olmasa da, bir işçinin günlük normal çalışma süresinin üzerine sürekli olarak fazla çalışma yapması hayatın olağan akışına aykırı olacağından hastalık, mazeret, izin gibi nedenlerle belirtilen şekilde çalışılamayan günlerin olması kaçınılmaz olacağından fazla çalışma ücretinden de 1/3 oranında hakkaniyet indirim yapılması gerçek duruma uygun düşeceğinden davanın kısmen kabulüne,kabul edilen miktar yönünden davacı lehine vekalet ücretine hükmolunması, yine hakkaniyet indirimi sebebiyle reddolunan miktar yönünden ise davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmamasına, diğer reddolunan miktarlar yönünden ise davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmasına, yine davanın HUMK yürürlükte olan bir dava olması sebebiyle sonradan yürürlüğe giren HMK.nda mevcut belirsiz alacak davası hükümleri uygulanamayacağından talep edilen alacakların dava dilekçesinde belirtilen miktarlar için dava tarihinden bakiye miktarları için ıslah tarihinden faiz yürütülerek tahsiline dair hüküm kurulduğu gerekçesi ile bayram ikramiyesi, evlilik ikramiyesifazla mesai ücreti taleplerinin kabulüne, sair taleplerinin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücretine ilişkin tahakkuklar içeren bordrolar bakımından;
Dairemizin 2014/14051 Esas sayılı bozma ilâmında “Dosya içeriğine göre davalı işveren tarafından dosyaya davacının imzasını içeren ve fazla mesai ücreti ödendiğini gösteren bordrolar sunulmuştur. Mahkemece bu bordrolardaki ödemelere karşı davacıya diyecekleri sorulmadan, bu aylar ödenmiş ise dışlanıp dışlanmayacağı değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.” şeklinde bozma nedeni yer almış ve bu bozma ilâmına Mahkeme tarafından uyulmuştur.
Mahkeme tarafından eldeki kararda, davalı Şirket yetkilisinin, davacı vekili tarafından teklif edilen yeminin edası için duruşmaya gelmemesi nedeni ile davalının fazla mesai ücreti alacağı ile ilgili fazla mesai yaptığını ikrar etmiş sayılacağı gerekçesi ile bordroların sonuca etkisi değerlendirilmeksizin Dairemizin 2014/14051 Esas sayılı bozma ilâmına konu olan kararındaki fazla mesai ücreti miktarını aynen hüküm altına almıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/2 Esas sayılı kararında da belirtildiği üzere, yemini, kendisine ispat yükü düşen taraf teklif edebilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen tarafın, yemin teklif etmesinin hiçbir hukuki sonucu yoktur.
Dairemizin 2014/14051 Esas sayılı bozma ilamında fazla mesai yapılıp yapılmadığı hususu bozma nedeni yapılmamıştır.
Anılan bozma ilamında bozma nedeni yapılan husus bordrolardaki fazla mesai tahakkukları nedeni ile bordrolarında bu tahakkukları içeren ayların hesaplamada dışlanıp dışlanmayacağıdır. Yani, fazla mesai ücretinin ödendiğini ispatlama külfeti davalıya düştüğü için davacının bu konuda yemin teklif etme hakkı bulunmamaktadır.
Dairemizin 2017/27812 Esas sayılı bozma ilâmında ise “fazla mesai ücreti bakımından, Mahkeme'nin gerekçeli kararının gerekçe kısmında bozmaya uyulduğu, ek rapor alındığı belirtilmiş ise de ek raporda fazla mesai alacağının bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu, mahkeme açısından bağlayıcı değildir, ancak, mahkeme neden bilirkişi raporunu benimsemediğini gerekçelendirmelidir. Fazla mesai ücreti alacağının bulunduğu yönündeki mahkeme hükmünün bu şekilde gerekçesiz bırakılmasıda hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde bozma nedeni bulunmaktadır. Bahsolunan bilirkişi ek raporunda fazla mesai alacağının bulunmadığının belirtilmesi, bordroların irdelenmesine engel değildir, zira; 10/10/2016 düzenleme tarihli bu bilirkişi ek raporunda “bazı aylar için imzalı ücret bordrolarında fazla mesai ücreti bulunduğu” gerekçesi ile fazla mesai ücreti bulunmadığı yönündeki tespit hatalıdır. Bazı aylarda fazla mesai tahakkuku bulunması, bordrosunda fazla mesai tahakkuku bulunmayan aylarda fazla mesai çalışması bulunmadığını ya da var ise ödendiğini göstermez, bir ayın bordrosundaki tahakkuk, bordrosu tahakkuk içermeyen diğer ayı etkilemez.
Neticeten, Mahkeme tarafından yapılması gereken iş, fazla mesai tahakkuku içeren bordroların etkisini, Dairemizin 2014/14051 Esas sayılı bozma ilâmının gerekçe kısmındaki 2 numaralı bendinde açıklandığı şekilde araştırılıp değerlendirilmek ve Dairemizin 2017/27812 Esas sayılı bozma ilâmında belirtildiği üzere, yeniden alınacak bilirkişi raporuna neden itibar edildiğini ya da edilmediğini karar yerinde gerekçelerini belirterek ortaya koymaktır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı üçüncü kez BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/09/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.