MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen sendika aidat alacağı davası sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalının müvekkili Sendikanın yıllardır örgütlendiği işyeri olduğunu, davalı bünyesinde çalışan ve müvekkili Sendikaya üye olan işçilerin Sendika Ana Tüzüğü'ne göre üyelik aidatı ödemeleri gerektiğini, fakat davalı tarafın işçilerden kestiği üyelik ve dayanışma aidatlarını yasa ve toplu iş sözleşmelerine rağmen şimdiye kadar ödemediğini, bu aidatların ödenmesi için gönderilen ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığını, bu nedenle belirsiz sendika aidat alacaklarının tespitiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL aidat alacağının, her ay aidatın ait olduğu aydan bir ay sonra başlayacak bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının belirsiz dönem ve alacağını kabul etmediklerini, belirli alacak için kısmi dava açılamayacağını, dava dilekçesinde belirtilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davalı tarafın toplu iş sözleşmesine uygun davranması nedeniyle davanın yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozma ilamına uyularak alınan 03/04/2019 tarihli bilirkişi raporu ile dosyada bulunan belgelerden sendika aidat tutarları ve banka ödeme talimatları karşılaştırılarak, yapılan ödemeler tarih ve miktarları hesaplanarak tablo haline getirildiği, yapılan ödemeler ay ay tarihlerine göre mahsup edildiği, bakiye kalan aidat alacakları için ay ay faiz başlangıç- bitiş tarihleri tespit edildiği, 15.04.2009- 14.05.2009 tarihine kadar (bu dönem dahil) sendika aidat alacakları için davacının davalıya gönderdiği 08/10/2013 tarihli 2447 sayılı ihtarnamesinin 28/10/2013 tarihinde davalıya tebliğ edilmesi ile bu döneme kadar davalının temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada belge bulunmadığından bu döneme ilişkin alacaklar bakımından faiz başlangıcının 28/10/2013 olduğu kabul edilerek ve bozma ilamında belirtilen 2012 Aralık- 2013 Aralık dönemi için sendika aidat alacakları için faiz başlangıç tarihleri sonraki ayın 15 olarak bilirkişi tarafından hesaplama yapılmasının hukuka uygun bulunduğu, zamanaşımı da dikkate alınarak bilirkişi tarafından 14/02/2019 tarihinden sonrasına ilişkin hesaplamalar hükme esas alındığı gerekçesiyle dava konusu alacak yargılama süresinde ödendiği ve konusuz kaldığından asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, faiz alacağı yönünden de kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Kabule göre hüküm fıkrasının 66 nolu bendindeki faiz başlangıcının 15.02.2014 yerine 11.06.2015 yazılması hatalı olup, davacı temyizi olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Yine hüküm fıkrasının 66 nolu bendinde sendika aidat alacağı döneminin 15.12.2013-14.01.2014 olarak yazılması gerekirken 15.11.2013-14.12.2013 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak kabul edilmiş olup, bozma sonrası yeniden kurulacak hükümde bu yanlışlığın giderilmesi de gözden kaçırılmamalıdır.
3-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25/1. maddesinde yer alan “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz”. hükmüne göre davacı dava dilekçesinde belirttiği maddi vakıalar kendisini bağlayacağından hakim maddi vakıanın dışına çıkmamalıdır. Keza aynı Kanun’un 26/1. maddeside “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” hükmünü içermektedir. Bu ilke gereği hâkimin talep edilenin dışında, farklı bir şeye karar veremez. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, dilekçenin talep sonucu kısmı ile verilen hükmün sonuç kısmının karşılaştırılması suretiyle tespit edilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı Sendika belirsiz alacak davası olarak 50.000 TL. aidat alacağının tahsilini talep etmiş, bilahare yargılama safhasında bu alacağın bedelini 1.393.949,50 TL.ye artırmıştır. Davacı vekili 26.05.2016 tarihli celsede de talep konusu ana para alacaklarının ödendiğini kabul edip, bu alacaklarının faizlerine yönelik taleplerinin devam ettiğini beyan etmiş, Mahkemece de buna bağlı olarak sadece faiz alacağına yönelik tahsil hükmü kurmuştur.
Bu durumda davacı vekilinin toplam talebi 1.393.949,50 TL. olup, faiz alacağının da bu miktar ile sınırlı olarak belirlenmesi gerekirken maddi vakıa ve taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak toplam 3.822.029,51 TL.lik asıl alacağa göre faizin hüküm altına alınması isabetsizdir.
5-Ayrıca ilk karar ile hüküm altına alınan ve davalı tarafça yatırılan bakiye karar harcının mahsubunun gözetilmemesi de hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy