MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 16/10/2006-15/05/2012 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarına mahsuben kısmi ödeme yapılmış ise de bakiye kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini ve diğer haklarının da ödenmediğini, son aylık net ücretinin 1.650,00 TL olduğunu, haftanın 6 günü 09.00-19.00 saatleri arasında çalışmasına rağmen fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, ayrıca, taşınmaz satışları üzerinden binde 25 prim ödemesi yapılması gerekirken prim ödemelerinin eksik yapıldığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bakiye kıdem tazminatı, bakiye ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, bakiye prim alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının davalı şirkette 13/10/2006 tarihinden itibaren satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, kendi işini kuracağını belirterek ayrılmak islediğini, iş akdinin İş Kanunu’nun 17. 18. ve 19. maddelerine uygun olarak 15/05/2012 tarihinde feshedildiğini ve davacının, tazminat ve alacaklarının ödenmesi nedeni ile davalı şirketi 15/05/2012 tarihli ibraname ile ibra ettiğini, davacının, keşide ettiği 16/11/2012 tarihli noter ihtarnamesi ile prim ve alacaklarının ödenmesini ve uzlaşma talep ettiğini, taraflarınca 23/11/2013 tarihinde söz konusu ihtarnameye cevap verildiğini, davalı şirketin hiçbir zaman satış temsilcilerine binde 25 gibi yüksek bir oranda prim ödemesi yapmadığını, ayrıca, davacının verdiği ibraname ile hak etmiş olduğu prim alacaklarını tamamen aldığını kabul ettiğini, diğer yandan, davalı şirket prosedürü gereği fazla mesai yapan işçinin, fazla mesai formunu onaylattıktan sonra fazla mesai ödemesi alabildiğini, resmi ve dini bayramlarda fazla mesai yapılmış ise ve yapılan fazla mesai davalı şirkete bildirildiği takdirde ödemesinin yapıldığını, davacının fazla mesai prosedürüne uygun olarak fazla mesai bildirimi yapması halinde fazla mesai alacağının ödeneceğini, ayrıca, davacının verdiği ibraname ile fazla mesai alacağının olmadığını kabul ettiğini, davalı firmadaki mesai saatlerinin 09.00 - 17.00 saatleri arası olduğunu, davacının satış temsilcisi olarak görev yaptığını ve satış temsilcilerinin, müşteri mevcut ise ve satış işlemi gerçekleştirilecekse zaman zaman 30 dakikayı geçmemek üzere mesaiye kalabildiğini, ancak, davacının yapmış olduğu satışlardan prim aldığını ve bu nedenle fazla mesai talebinin haksız olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme’nin önceki kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/21071 Esas sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamında “Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücretinin hesaplanma şekli bakımından, bilirkişi raporunda fazla mesainin primi aşan kısımlarının hesaplandığı belirtilmiştir. Mahkeme tarafından resen hesaplama yapılmış ve Mahkeme kararı gerekçesinde, fazla mesainin prim ile karşılanmayan kısmı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme tarafından bilirkişi raporundaki hesaplamadan yaklaşık net 450 TL daha az hesaplama yapılmış ise de bu hesaplamanın nasıl yapıldığı, neyin göz önüne alındığı anlaşılamamaktadır. Yani Mahkeme'nin resen yaptığı hesaplama denetime elverişsizdir. Hesaplamanın denetime elverişli şekilde ortaya konmaması hatalıdır. Prim alacağının net miktarının hesaplanmasında gelir vergisi ve damga vergisi yanında sigorta priminin ve işsizlik priminin de düşülmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. Faiz bakımından, dava kısmi eda külli tespit talepli belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olduğundan ihbar tazminatı, prim, fazla mesai ücreti alacaklarının tümüne dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır. Bu alacaklarda taleplerin yapıldığı dava dilekçesinde talep edilen kısmı miktar için dava tarihinden ve talep artırım dilekçesi ile istenen miktarlara ise dilekçenin harçlandırıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmelidir." yönünde gerekçe belirtildiği, bozmaya uyulduğu, Yargıtay ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmesi gereği rapor alındığı, Yargıtay bozma ilamında başkaca usuli eksiklik belirtilmediğinden, dosyada mevcut deliller, kurum kayıtları ve yasaya ve yöntemine uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu gereği hüküm kurulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 28/12/2012 yerine 25/07/2018 şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2- Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, karar Anayasa’nın ve Yasa’nın anladığı ve amaçladığı gerekçeği taşımamaktadır.
Mahkeme kararının usulüne uygun gerekçe içermesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
3-Kabule göre ise;
Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti bakımından davalının usuli müktesep hakkına aykırılık mevcuttur. Şöyle ki;
Sadece davalı lehine verilen bozma kararında gerekçelerden biri de fazla mesai ücreti hesaplamasının denetime elverişli bulunmamasıdır.
Bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporunda Mahkeme’nin bozmaya konu kararındaki mahsup işleminin hatalı olduğu yönünde bir açıklama ile bozma öncesindeki bilirkişi raporundaki hesaplama belirtilmiştir. Mahkeme de bozma sonrası eldeki kararda bu bilirkişi raporundaki miktara göre hüküm kurduğundan fazla mesai ücretinde neticeten bozma öncesindeki miktardan fazla bir miktara hükmedilmiştir.
Fazla mesai ücreti yönünden davalının usuli müktesep hakkına aykırı hüküm kurulması da kabule göre hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 14/11/2019 günü oybirliği ile karar verildi.