MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/03/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının kıdem tazminatına hak kazandığını ancak işverence ödeme yapılmadığını, bu nedenle yapılan icra takibine de davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 2015/19411 E. 2018/12913 K. ve 07/06/2018 tarihli ilamı ile sair temyiz itirazları incelenmeden özetle, hükmün 6100 sayılı Yasanın 297, 298/2 ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurları taşımaması, gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı davalı işyerinde çalışırken 1475 sayılı yasanın 14/1-5 maddesi uyarınca yaş hariç emeklilik koşullarını taşıması nedeniyle iş sözleşmesini fesh ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı talep etmiştir. Davalı ise iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiğini, emeklilik iradesi de olmadığından tazminat hakkı olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, "davacının davalı işverenden ayrılmadan önce ve çalışırken iş görüşmesi yaptığı, iş bulduğu, başka bir bankadan iş teklifi alınca 1475 sayılı yasanın 14/1-5 maddesine dayanarak iş akdini fesih ettiği, bu davranışın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 26/05/2014 tarihinde yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığına ilişkin SGK yazısını alıp aynı gün bu nedenle iş sözleşmesini fesh ettiği, fesih öncesi 22/05/2014 de dava dışı bir işyeri ile görüşme yaptığı ve fesih sonrası 29/05/2014 de bu işyeri ile iş sözleşmesi imzaladığı, anlaşılmaktadır.
Davacının iş sözleşmesini fesh ettiği tarihte, 1475 sayılı yasanın 14/5. maddesindeki koşulları taşıdığı tartışmasız olup davacı bu yasal hakkını kullanarak işten ayrılmıştır. Fesih öncesi iş görüşmesi yapması yaş hariç emeklilik koşullarının oluşması karşısında kıdem tazminatını engelleyen bir durum değildir. Yeni iş yerine fesihten sonra işe başlamış olup iş yerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması da hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Açıklanan gerekçe ile Mahkemece davacının kıdem tazminatına hak kazandığı kabul edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,17/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.